Düzenli bir dairesi var.She has a a tidy apartment.
Hava düzelirse yürüyüşe çıkacağım.I'll go for a walk if the weather improves.
Eğer hava düzelmezse içeride piknik yapacağız.We'll have our picnic inside if the weather doesn't improve.
Tom ve Mary hava düzelirse yarın yürüyüşe gitmeyi planlıyor.Tom and Mary plan to go hiking tomorrow if the weather improves.
Her sabah saçımı düzeltirim.I straighten my hair every morning.
Bizim ordu düşmana karşı bir gece baskını düzenledi.Our army staged a night raid against the enemy.
Dört çekerli arabalar kaygan ve ıslak düzeylerde direnebilir.Cars with AWD stand out on slippery and wet surfaces.
Siz ikinizin onu nasıl düzelteceğinizi çözeceğinizden eminim.I'm sure you two will figure out how to fix that.
Tom bütün geceyi tezini düzelterek geçirdi.Tom spent all night proofreading his thesis.
Tüm düzenlemeleri ele alacağım.I'll handle all the arrangements.
Onu düzenleyebileceğimizden eminim.I'm sure we could arrange that.
Bütün düzenlemeleri ben yapacağım.I'll make all the arrangements.
Tom'un onu düzenleyebileceğinden eminim.I'm sure Tom can arrange that.
Bunun düzenlenebileceğinden eminim.I'm sure it could be arranged.
Birazdan düzelirim.I'll be all right in a minute.
Bir dakikaya kalmaz düzelirim.I'll be all right in a minute.
Odan her zaman çok düzenli.Your room is always so neat.
Tom hastalık düzeyinde bir yalancıdır.Tom is a pathological liar.
Düzenlemeleri yapacağım.I'll make the arrangements.
Tom şeyleri düzeltmeyi seviyor.Tom likes to fix things.
Tom çiti düzeltti.Tom trimmed the hedge.
Sen çok düzenli değilsin.You're not very tidy.
Sen düzensizsin.You're out of order.
Sen büyük bir düzenbazsın.You're a big fraud.
Bir şeyim yok. Birazdan düzelirim.I'll be all right.
Onlar bu düzenlemelerin çoğunu kaldırmayı planlıyorlar.They plan to do away with most of these regulations.
İhracat işletmeleri için yeni düzenlemeler olmalı.There need to be new regulations for export businesses.
Sen bilgisayarı da düzeltebilirsin, ya.So you can fix computers as well!
Saçımı düzeltmeliyim.I must arrange my hair.
Saçımı düzenlemek zorundayım.I have to arrange my hair.
Tom çiçek düzenlemesine hayran kaldı.Tom admired the flower arrangement.
Ulaşım düzenlendi.Transportation has been arranged.
Belki o düzenlenebilir.Maybe that could be arranged.
Düzen yeniden sağlandı.Order has been restored.
Tom yatağını düzeltti.Tom made his bed.
Sanırım bu düzen çok iyi.I think this layout is very good.
O küçük ev temiz ve düzenliydi.That small house was clean and tidy.
Bununla ilgili bir sorunuz varsa, başka düzenlemeler yapmaya çalışacağız.If you have a problem with that, we'll try to make other arrangements.
Yakında sorunu düzelttirmeyi bekliyor musun?Are you expecting to have the problem fixed soon?
Bu düzenlemede sadece bir sorun var.There's just one problem with this arrangement.
Sorun kendiliğinden düzelmiş gibi görünüyor.The problem seems to have corrected itself.
Bu sorunu düzeltmeye çalışıyorum.I'm trying to remedy the problem.
Esperanto kolay bir dil olsaydı düzeltmene ihtiyacım olmazdı.If Esperanto were an easy language I wouldn't need a proofreader.
Hava düzeliyor.It's clearing up.
Onların CD'leri bir sanatçı tarafından düzenlendi.They organized their CDs by artist.
CD'lerini sanatçı adına göre düzenlediler.They organized their CDs by artist.
Melbourne polisi sansür yasalarını ihlal ettiği için kitapçıya baskın düzenledi.The Melbourne police raided the bookstore for violating censorship laws.
Tırnaklarını keserek düzeltmelisin.You should trim your fingernails.
Cümleyi düzenlemek için buraya tıklayın.Click here to edit the sentence.
Lütfen cümlelerimi düzeltin.Please correct my sentences.
Lütfen cümlelerimi düzelt.Please correct my sentences.
Bu göz kusuru ameliyatla düzeltilebilir.This eye defect can be corrected by surgery.
Tom bütün ofis için bir piknik düzenledi.Tom arranged a picnic for the whole office.
Onlar zirveye bir saldırı düzenlediler.They made an assault on the summit.
Orada haftada bir defa düzenli olarak buluşuruz.We regularly meet there once a week.
Düzeltme için teşekkürler.Thanks for the correction.
Her insanda, düzeltecek pek çok kusur vardır.In every man, there are many flaws to correct.
Belki yarın hava düzelecek.Perhaps the weather will get better tomorrow.
Hava yarın muhtemelen düzelecek.The weather will probably clear up tomorrow.
Konferans, özel seçilmiş bir kilisede düzenlenecek.The conference will be held in a specially selected church.