Öğrenciler derslere düzenli olarak katılmalıdırlar.Students should attend classes regularly.
Çiçek düzenleme dersleri alıyorum.I take lessons in flower arrangement.
Emily, çay töreni ve çiçek düzenlemesi ile çok ilgileniyor.Emily is very interested in tea ceremony and flower arrangement.
Her zaman ofisini düzenli tutmak.Always keep your office tidy.
Ben düzenli olarak saat dokuzda yatmaya giderim.I regularly go to bed at nine.
Bir seyahat acentesi, gezimiz için her şeyi düzenledi.A travel agent arranged everything for our trip.
Eğer çok fazla düzeltilirse o konuşmaktan vazgeçecek.If he is corrected too much, he will stop talking.
Dağın tepesi düz.The top of that mountain is flat.
Odanızı düzenli tutmalısınız.You must keep your room tidy.
Düzenlemelere uymalısınız.You should keep to the regulations.
Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Eğer senin düzenli desteğin olmasa, benim misyonum başarısızlıkla sonuçlanırdı.But for your steady support, my mission would have resulted in failure.
Bir hafta oldu fakat uyku düzensizliğinden hâlâ çekiyorum.It's been a week, but I'm still suffering from jet lag.
İlk yarıyıldan bu yana notlarım düzeldi.My grades have improved since first semester.
1960'larda, Japon üniversite öğrencileri kendi hükümetlerine karşı gösteri düzenlediler.In the 1960's, Japanese college students demonstrated against their government.
On beş yıl boyunca tatmin edici bir düzenlemeydi.It was a satisfactory arrangement for fifteen years.
Biz bir proje ekibi düzenledik.We organized a project team.
Polis, kanun ve düzenin korunmasından sorumludur.The police are responsible for the maintenance of law and order.
Kan dolaşımı düzenli değil.The cycle of blood is not regular.
Aylık personel toplantısı asla pazartesi günü düzenlenmez.The monthly staff meeting is never held on Monday.
İyi sağlık düzgün beslenme ve ölçülü egzersizden ibarettir.Good health consists of proper eating and moderate exercise.
Görünüşe göre evliliklerini düzeltmeye çalışıyorlar.Apparently, they're trying to patch up their marriage.
Neşelen! Her şey yakında düzene girecek.Cheer up! Everything will soon be all right.
Yanlış anlaşılmayı düzelttiğin için teşekkürler.Thank you for clearing up the misunderstanding.
Trafik ışıkları trafiği düzenlemek için kullanılır.Traffic lights are used to regulate traffic.
Çok şükür hava düzeldi.Luckily, the weather turned out fine.
Hong Kong Asya'daki en az düzenlenmiş ekonomidir.Hong Kong is the least regulated economy in Asia.
İngilizce ve matematik üst düzey liselerde çok yapılır.English and mathematics are made much of in senior high schools.
Sırtımı düzeltemiyorum.I can't straighten out my back.
Bu akşam onun için bir veda partisi düzenliyoruz.We are giving a farewell party for him tonight.
Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.We were arguing on different planes to the last.
Dün yağmur yağdı ama bu sabah hava düzeldi.It rained yesterday, but it cleared up this morning.
Geçen yıl Nagoya'da bir bisiklet yarışı düzenlendi.A bicycle race was held in Nagoya last year.
Bayan Yamada büyüleyici Japon masalını düz Japoncaya çevirdi.Ms. Yamada translated the fascinating fairy tale into plain Japanese.
Ben işi düzgün yapabilirim!I can do the job right!
İş düzgün bir şekilde ilerledi.The work progressed smoothly.
Kız kardeşim öfkeli bir bakışla beni düzeltti.My sister fixed me with an angry stare.
Mektubumu okur musun ve varsa hataları düzeltir misin?Would you read my letter and correct the mistakes, if any?
Kulübümüz aylık toplantısını gelecek çarşamba günü düzenleyecek.Our club will hold its monthly meeting next Wednesday.
Bizim sınıf düzenli tutuldu.Our classroom was kept tidy.
Biz Dr Kawamura onuruna bir veda partisi düzenledik.We held a farewell party in honor of Dr. Kawamura.
Onun için veda partisi düzenleyeceğiz.We are going to hold a farewell party for him.
Her yıl bir sergi düzenleriz.We hold an exhibition every year.
Denememi okur musun, eğer varsa hataları düzeltir misin?Will you read my essay and correct the mistakes, if any?
Kompozisyonum öğretmen tarafından düzeltildi.I had my composition corrected by the teacher.
Kompoziyonumu öğretmene düzelttirdim.I had my composition corrected by the teacher.
25 dolarlık bir çek düzenledim ve onu satış elemanına verdim.I made out a check for $25 and handed it to the salesperson.
Bu odadaki mobilyaların düzenini seviyorum.I like the arrangement of the furniture in this room.
Hâlâ uyku düzensizliği çekiyorum.I'm still suffering from jet lag.
Mary'ye kompozisyonumdaki hataları düzelttirdim.I got Mary to correct the errors in my composition.
İki düzine kalem satın aldım.I bought two dozen pencils.
New York'tan kimya ile ilgili yarım düzüne kitap sipariş ettim.I ordered half a dozen books on chemistry from New York.
Ben düzeltme işini üstlendim.I took on the job of proofreading.
Erkek kardeşime kompozisyonumdaki hataları düzelttirdim.I had my brother correct the errors in my composition.
Düzeltmek için masayı baş aşağı çevirdim.I turned the table upside down to fix it.
İngilizce öğretmenime kompozisyonumu düzelttirdim.I had my teacher correct my English composition.
Ben düz gitmek istiyorum.I want to go straight.
Yazmadan önce cümleleri aklımda düzenlemeye dikkat ederim.I make a point of arranging sentences in my mind before writing them down.
Yarım düzine yumurta aldım.I bought half a dozen eggs.
Dişlerimi düzeltmek istiyorum.I would like to have my teeth straightened.