Zamanını düzenlemek zorundasın.You have to organize your time.
Bu sorunu derhal düzeltmemiz gerekiyor.We need to fix this problem right away.
Şimdi bu sorunu düzeltmemiz gerekiyor.We need to fix this problem now.
Türkçe çok düzenli ve mantıklı bir dildir.Turkish is a very regular and logical language.
Biz onu düz tutmaya çalışıyoruz.We're trying to keep it straight.
Bu Titanik'te şezlongları yeniden düzeltmek gibi.This is like rearranging the deckchairs on the Titanic.
Tom düzgün giyimlidir.Tom is neatly dressed.
Bizim çok sayıda düzenli müşterilerimiz var.We have a lot of regular customers.
Tom'un iş yeri genellikle Mary'ninkinden daha düzenlidir.Tom's workstation is usually tidier than Mary's.
Evini düzene sok.Get your house in order.
Tom bir düzine çörek aldı.Tom bought a dozen donuts.
Başkanın kamu harcamalarını düzenleyen bir yasayı imzalanması gerekiyor.The President needs to sign a law regulating public spending.
Onu düzeltmenin bir yolunu bulmalıyız.We have to find a way to correct that.
Onu düzeltmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to correct that.
Bu sorunu düzeltmek için çok çalışmak zorundayız.We have to work hard to fix this problem.
Düzeltmemiz gereken çok şey var.There are lots of things we've got to fix.
Düzeltilmesi gereken bir sürü şeyimiz var.We've got a lot of things that need to be fixed.
Onu nasıl düzelteceğimizi çözmeye çalışırken saatler harcadık.We spent hours trying to figure out how to fix it.
Tom üç düzine yumurta satın aldı.Tom bought three dozen eggs.
2016 Dünya Satranç Şampiyonası, 11 Kasım'dan 30 Kasım'a kadar New York'ta düzenleniyor.The 2016 World Chess Championship is being held in New York City, from Nov. 11 to Nov. 30.
Herhangi bir düzenleme yapmadım.I didn't make any adjustments.
Bunu nasıl düzelttiğimi hatırlamıyorum.I don't remember how I fixed it.
Bazı insanlar dünyanın düz olduğunu düşünüyorlar.Some people believe that the world is flat.
Bazı insanlar hâlâ dünyanın düz olduğunu düşünüyorlar.Some people still believe that the world is flat.
Bütçenin nihai ayrıntılarını düzeltmedik.We haven't fixed the final details of the budget.
Tom iş yerinde gizli bir Noel Baba düzenliyor.Tom is organising a secret Santa at work.
Tom iş yerinde bir Noel Baba düzenliyor.Tom is organising a Kris Kringle at work.
Noel ağacınızı zaten düzenledin mi?Have you put up your Christmas tree already?
Tomas dünyanın düz olduğuna inanıyor.Tomas believes the earth is flat.
Düğün düzenleme sitesi ile tanışma sitesi arasında ne fark vardır?What's different between a wedding arrangement site and a dating site?
İstersen, bundan sonra Fransızcanı düzeltebilirim.If you want, I can correct your French from now on.
Kolesterol düzeylerinizi kontrol ettirmeniz gerekir.You should have your cholesterol levels checked.
Düzenlemeler yapmaya başlamalıyız.We need to start making arrangements.
Düzenlemeler yapmaya başlamamız gerekiyor.We need to start making arrangements.
Kızlar düzgün biçimde giyinmediler.The girls weren't dressed properly.
Şirket asla düzelmedi.The company never really recovered.
Düzgün biçimde bilgilendirilmiyoruz.We're not being properly informed.
Endüstride iyi düzenleme yoktur.The industry isn't well regulated.
Geçen hafta bir bahçe satışı düzenledik.We held a yard sale last weekend.
Düzgün bir şekilde eğitilmedik.We haven't been properly trained.
Tom'un cenaze düzenlemeleri bekliyor.Tom's funeral arrangements are pending.
Maliyet tahminleri düzeltildi.Cost estimates have been refined.
Orayı nasıl düzenlediğimden emin değilim.I'm not sure how I got up there.
O umarım durumu düzeltir.Hopefully that clears things up.
Onu yeni bir düzeye taşıyoruz.We're taking it to a new level.
Herhangi bir hızlı düzeltme beklemiyorum.I don't expect any quick fixes.
Eviniz düzgün sigortalı mı?Is your home properly insured?
Yaklaşık bir düzine kişi katıldı.About a dozen people attended.
Bu sistemi düzeltmek zorundayız.We've got to fix this system.
Birçok toplantı düzenlendi.Many meetings were conducted.
Birbirimizle düzenli olarak görüşüyoruz.We see each other regularly.
Tom'un hasarı düzeltmesini istiyorum.I want Tom to fix the damage.
Kısa vadeli düzeltme yoktur.There is no short-term fix.
Kendim düzelteceğim.I'm going to fix myself up.
Onun düzgün olacağını düşündüm.I thought it would be neat.
Son düzlükteyiz.We're in the home stretch.
Daha fazla düzenleme gereklidir.More regulation is needed.
Tom beni düzenli olarak ziyaret etti.Tom visited me regularly.
Durumu düzeltmek zorundayım.I have to make it right.
Tom hep "Kervan yolda düzülür" kafasında.Tom is always winging it.