Tom'un düz saçı var.Tom has straight hair.
Sen çok düzenli değilsin.You're not very tidy.
Sen düzensizsin.You're out of order.
Sen büyük bir düzenbazsın.You're a big fraud.
Bir şeyim yok. Birazdan düzelirim.I'll be all right.
O düzdü.It was flat.
Onlar bu düzenlemelerin çoğunu kaldırmayı planlıyorlar.They plan to do away with most of these regulations.
İhracat işletmeleri için yeni düzenlemeler olmalı.There need to be new regulations for export businesses.
Sen bilgisayarı da düzeltebilirsin, ya.So you can fix computers as well!
Saçımı düzeltmeliyim.I must arrange my hair.
Saçımı düzenlemek zorundayım.I have to arrange my hair.
Bisikletimdeki lastik düz.The tire on my bicycle is flat.
Bisikletimin lastiklerinden biri düz.One of my bicycle tires is flat.
Küresel bir düzlemde bir üçgenin açılarının toplamı 180'den dereceden daha fazladır.The sum of the angles of a triangle on a spherical plane is more than 180 degrees.
Tom çiçek düzenlemesine hayran kaldı.Tom admired the flower arrangement.
Ulaşım düzenlendi.Transportation has been arranged.
Belki o düzenlenebilir.Maybe that could be arranged.
Düzen yeniden sağlandı.Order has been restored.
Tom yatağını düzeltti.Tom made his bed.
Tom'un düz ayakları vardı.Tom has flat feet.
Tom düz tabandı.Tom has flat feet.
Tom düztabandır.Tom has flat feet.
Sanırım bu düzen çok iyi.I think this layout is very good.
O küçük ev temiz ve düzenliydi.That small house was clean and tidy.
Bununla ilgili bir sorunuz varsa, başka düzenlemeler yapmaya çalışacağız.If you have a problem with that, we'll try to make other arrangements.
Yakında sorunu düzelttirmeyi bekliyor musun?Are you expecting to have the problem fixed soon?
Bu düzenlemede sadece bir sorun var.There's just one problem with this arrangement.
Sorun kendiliğinden düzelmiş gibi görünüyor.The problem seems to have corrected itself.
Bu sorunu düzeltmeye çalışıyorum.I'm trying to remedy the problem.
Esperanto kolay bir dil olsaydı düzeltmene ihtiyacım olmazdı.If Esperanto were an easy language I wouldn't need a proofreader.
Hava düzeliyor.It's clearing up.
Ben bu düz kravatı sevmiyorum. Bana daha renkli bir tane gösterin.I don't like this plain necktie. Please show me a more colourful one.
Onların CD'leri bir sanatçı tarafından düzenlendi.They organized their CDs by artist.
CD'lerini sanatçı adına göre düzenlediler.They organized their CDs by artist.
Melbourne polisi sansür yasalarını ihlal ettiği için kitapçıya baskın düzenledi.The Melbourne police raided the bookstore for violating censorship laws.
Tırnaklarını keserek düzeltmelisin.You should trim your fingernails.
Cümleyi düzenlemek için buraya tıklayın.Click here to edit the sentence.
Otoparkta düzinelerce araba park etmişti.Dozens of cars are parked in the car park.
Geometri noktalar, çizgiler ve düzlemlere dayalıdır.Geometry is based on points, lines and planes.
Lütfen cümlelerimi düzeltin.Please correct my sentences.
Lütfen cümlelerimi düzelt.Please correct my sentences.
Şehir bir düzlükte inşa edilmiştir.The city is built on lowland.
Bu göz kusuru ameliyatla düzeltilebilir.This eye defect can be corrected by surgery.
Tom bütün ofis için bir piknik düzenledi.Tom arranged a picnic for the whole office.
Onlar zirveye bir saldırı düzenlediler.They made an assault on the summit.
Orada haftada bir defa düzenli olarak buluşuruz.We regularly meet there once a week.
Düzeltme için teşekkürler.Thanks for the correction.
Sizinle konuşurken düz durun!Stand up straight when I'm talking to you!
Tom her zaman çok düzgün giyimlidir.Tom is always very neatly dressed.
Tom üç düzine kurabiye pişirdi.Tom baked three dozen cookies.
Her insanda, düzeltecek pek çok kusur vardır.In every man, there are many flaws to correct.
Belki yarın hava düzelecek.Perhaps the weather will get better tomorrow.
Hava yarın muhtemelen düzelecek.The weather will probably clear up tomorrow.
Hastanede haplar almama rağmen onları düzgün şekilde kullanmadım.Although I received pills at the hospital, I never took them properly.
Konferans, özel seçilmiş bir kilisede düzenlenecek.The conference will be held in a specially selected church.
O onu düzeltti.He corrected it.
Tom onu düzeltti.Tom corrected it.
Mary onu düzeltti.Mary corrected it.
Biz onu düzelttik.We corrected it.
Onlar onu düzeltti.They corrected it.