Bu iki takım da sezon sonuna küme düşecekti.この2クラブはシーズン終了後にともに降格している。
Işığa düşen kardeş bir duman bulutu olarak dışarı çıktı.「私たちが出会った王国は雲のように沈んで行った。
Eğer üzerimize düşerse bir cana malolur.落ちたら粉まみれになる。
Her birine bir pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler.4つに分けたものを4人割といった。
Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım.そして、全部まとめて、僕の目の前でゴミ箱の中にバサッと捨てたんです。
Her kürekçiye 1 kürek düşer.全座席が1人がけになっている。
Gökyüzünden evlerin üstlerine düşen küllerin ağırlığı nedeniyle pek çok ev çöktü.非常に多数の家屋が火山灰の重みに耐えかねて押し潰されてしまった。
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.自車をしつこく追いかける。
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.ある理由により、エッグマンに狙われている。
Kişi başına düşen milli gelir 2006 yılında Tibet tarihinde ilk kez 10000 RMB'yi aşmıştır.2006年度にはQBとして史上初めて1,000ヤードラッシュを記録。
Aksi takdirde 14.000 ft civarında kişinin performansı ciddî şekilde düşer.関ヶ原の戦いの後、知行高を4000石に加増される。
Öğrenciler onu sevmez ve hep öğrencilerin tuzağına düşer.とても学生想いで、卒業生にも慕われている。
Helikopteri sabotaj sonucu denize düşer.水中戦闘艇の発進口は艦首にある。
Ağırlaşan buz parçaları yere düşer.氷の棘柱が地中から襲う。
Ama tuzağa düşen Max olur.しかし、それはジェイクが仕組んだ罠だったのだ。
Ancak kayıp nehre düşen kendisi olur.失敗すれば川に落ちるからね。
Sonra bir dost helikopteri düşer.容赦ない攻撃で友軍機が墜ちていく。
Düşesin hiç çocuğu olmamıştı.天皇には子がなかった。
Muhasara sırasında yaralanır ve şehrin düşmesinden Japonlara esir düşer.^ 墜落時落下傘降下し日本軍の捕虜となる。
Mutfağa gider ancak yere düşer.ただし地形には当たってしまう。
Bayan Bennet’e ise üç kızını evlendirmiş olmanın mutluluğunu yaşamak düşer.朋也と結婚して娘の汐をもうけ3人で幸せに暮らしていく。
Bu dönemde kâr, fiyat ve ücretler düşerken, işsizlik arttı.失業率が増大する中で利潤や価格、賃金が減少した。
Hepsine bir digimon düşer.種目はすべて走幅跳。
Bir gün köyümüze yolunuz düşerse cızlama yemeden ayrılmayın.相手の喉笛に喰らい付いたら、相手が倒れるまで離すな!
Çanta Tom'a düşer.ある日、トムに小包が届く。
Biri zayıf düşerse bu öbürünü de etkiler.一方が倒されると、もう一方が強くなる。
Kışları ortalama 23 °C sıcaklığa sahip olup geceleri 14 °C'ye kadar düşer.冬季は日中27℃、夜間14℃である。
Saldırısı, enerjisi ve savunmaları birazcık düşer. )その反面、攻撃力と防御力は最低。
54.dakikada geriye düşen Beşiktaş'ta 64'te sahneye "Super Mario" çıktı.どんけつ 『スーパーマリオ64』で登場。
Tony'nin elinden silahı düşer fakat kendisi hala ayaktadır.後に激怒したトニーに銃口を向けるが、すぐに武装解除される。
Heurtebise ve Orphée de tesadüfen bu yargılamanın tam ortasına düşerler.オルモとアルフレードは裁判の場で運命の再会を果たすこととなる。
Hem Rus hem de Batı dini tablo geleneğine terş düşen, zorlu bir çalışmaydı bu.これはロシアや西欧の宗教画の伝統に逆らうものであり、それゆえ野心的な仕事であった。
Ardından yukardan bir defter düşer.上から鉄格子が降ってくる。
Gökten üç elma düşer.天下三茄子のひとつ。
Beyaz Tavşan'ı takip etmesiyle Alice, bir delikten Harikalar Diyarı'na düşer.少女アリスは白ウサギを追いかけて穴に落ちる。
Ama Deri Yüz yanlışlıkla sandalyenin üzerine düşer.オスは背甲がややドーム状に盛り上がる。
Elbette ki Silent Hill'e yolu düşecektir.『SILENT HILL HOMECOMING』に登場する。
Ortalık karışır ve Zaara'nın babası şok geçirip yatağa düşer.三島の家族らは動転し、瑤子夫人はショックで寝込んでしまった。
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.为尔撒而争论的人,对于他的被杀害,确是在迷惑之中。
Nisan 1977'de fiyatı düşerek 475 $ oldu.至1977年4月其价格降至475美元。
Biz üzerimize düşen görevi yapıyoruz: Biz seni koruyoruz.我们只崇拜你,我们只向你求助。
Draco, aynı zamanda ağrı hisseder gökten düşer ve yakalanır.卓克立刻感應到劇痛,從天空中掉落並且被俘擄。
5-7 gün içerisinde, hemoroid kurur ve düşer.5至7日内,萎缩的痔疮便会脱落。
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.她愛上巴扎羅夫,但她不能承認她的愛,因為她恐懼這些會帶來的混亂。
Örneğin, yere düşen bir top gerçekten de düz bir şekilde aşağı gitmez çünkü dünya dönüyor.比如,落地的小球由于地球自转并不是完全沿直线落下。
Çöl bölgesinde nüfus çok seyrektir, 6,5 km2'ye ancak bir insan düşer.沙漠上人口稀少,平均每6.5平方公里才有一個人。
Ancak giderek düşen talep nedeniyle okullar kapanma tehlikesiyle yüz yüzedir.基於安全的原因,學校面臨着被關閉的危險。
Dört Cenevre Sözleşmesi, düşman eline düşen kişilere koruma bahşeder.四個日內瓦公約提供落入敵人之手的人適當的保護。
Bir dergi veya kitap yayımevinde, denetmen seçimi tipik olarak editöre düşen bir görevdir.在期刊或書籍的出版者而言,文章審核人員選取的任務典型地是落在编辑的身上。
Negi griūsi? : Gerçekten düşecek misin?甲 挤死啊?太损啦。
Aşağıdaki listede ülkelerdeki 100 yerleşimciye düşen silah sayısı verilmiştir.这是一个各国每百人枪支拥有量列表的文章。
Firavun onlara zulmeder.Kaçmaya çalışan bu halkın peşine düşen Firavun'un askerleri sularda boğulup ölürler.法老的大軍尾隨不捨,結果復合的海水把他們全軍淹沒溺斃。
Yüzeysel bir atmosferin yokluğunda, iki cisim aynı anda düşer ve ayın yüzeyine çarpar.由于没有大气层,两个物体同时落在月球表面。
1970'lerin başında, Finlandiya'nın kişi başına düşen GSYİH'sı, Japonya ve İngiltere düzeyine ulaşmıştı.在1970年代初,芬蘭的平均國民所得與英國、日本並肩。
Yakalayamazlarsa cezalı duruma düşerler.賊無所容,遂就擒滅。
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.此外,蘇軍已十分疲倦和枯竭,兵力不到名義上的百分之六十。
Halk anlayışında aylara düşen gün miktarı buna göre belirlenmiştir.从該月份開始的计算该日的星期数。
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.你也不可事奉他們的神。
Ana madde: Diriliş: Ertuğrul (2. sezon) Kayılar kış dolayısıyla tekrar yollara düşer.經由許多當代權勢者的轉移,最後終於在慶長2年(1598年)回歸信濃,供奉於善光寺。
Fakat onların peşine düşen sadece bu iş adamı değildir.只不過這次主動作假的人不是他。