Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.La marque qu'Oliver a sur lui s'éclaire et fait partir l'esprit.
En büyük rol Charlie'ye düşer ancak ne yapacağını bilemez.Il y avait ce bruit de tom qu'il fait mais que personne ne comprend.
Ödünç vereceği kitaplar içinde bir izleme defteri hazırlayarak yollara düşer.Il trouve un livre de sorcellerie qu'il décide d'emprunter.
Wolverine peşine düşer.Les loups le pourchassent.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.Il souhaite en effet se suicider à cause d'une déception amoureuse.
Morgan ve Rick onun peşine düşerler.Dick et Donna l'y retrouvent.
Eski hocasının varlığını hissetmiş olan Vader onun peşine düşer.Thomas, qui succéda à son père en Épire.
Her sektör, müşterilerine daha çok aylaklık zamanı vermek için üstüne düşeni yapmaya çalışıyor."Certaines personnes passent aujourd'hui plus de temps à caresser leur smartphone que leur partenaire ».
Biz Bu Hallere Düşecek Adam Mıydık?Étais-ce le cap que je devais prendre?
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.Dieu ne nous abandonnera pas.
Kral William düşesi sevmiyordu.L'impératrice n'aimait guère le grand-duc.
Seviye şartı silahlar için 3 düşer.Chaque arme a 3 niveaux de puissance.
Bergen aşırı sağanak yağışıyla da bilinir, yıllık ortalama 2250 mm yağış Bergen şehrine düşer.En comparaison, Bergen voit 2 500 mm de précipitations annuelle.
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.Celui-ci, l'apercevant, le poursuit en voiture.
Düşen damlalar bir bardakta toplanır.Une paupière tombe dans un bocal.
Eğer üzerimize düşerse bir cana malolur.S'il retombe dessus dans une autre manche, il remporte une voiture.
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.Knuckles rejoint alors Sonic pour l'aider à défaire Eggman.
Ayrı Düşeli 10. Esinti 11. Fani dünya 12. Izdırap ÇocuğuUn abri super chouette 11. Le bobo de T'choupi 12.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Dieu de la Force, il est réputé le Dieu le plus puissant des divinités nordiques.
B/G sistemi düşey yönde ayrıntı sayısını 625 olarak saptamıştır.Le standard G.726 décrit les détails du procédé.
2 Ekim 1900'de Bavyera Düşesi Élisabeth ile evlendi.2 octobre : le prince Albert épouse la duchesse Élisabeth en Bavière.
Eğer oturmazsam, sanırım düşeceğim.Si no me siento, creo que me caigo.
Bu yaz düşen yağış miktarı normal değildi.La cantidad de lluvia de este verano no fue normal.
Armut dalının dibine düşer.La manzana no cae lejos del árbol.
Üzerine düşeni yap.Pon de tu parte.
Büyür, dağılır, aşağı düşer ve her şey yeniden başlar".Crece, se descompone, cae y empieza de nuevo."
40°güney enleminin güneyinde ise sıcaklık çok hızlı bir şekilde düşer.Al sur de los 40 grados de latitud sur, las temperaturas bajan rápidamente.
Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister.Horrorizado, llama a Charlie para pedirle ayuda.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.Los que discrepan acerca de él, dudan.
TARDIS, Gatwick Havaalanı'nda bir piste düşer.La TARDIS se materializa en la pista del aeropuerto de Gatwick.
Ertesi yüzyıl, İtalya'da Bizans etkisi devamlı düşerek sonunda yol oldu.Durante el siglo siguiente, la influencia bizantina en Italia disminuyó constantemente hasta su desaparición.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.En la casa, Jack una vez más ve al hombre de traje y le persigue.
Ancak bu sırada kendisi de düşerek ölür.A esta altura incluso tú morirás.
Bu methiye Orleans Düşesi’nin emriyle bestelenmiştir, a niece of the Electress Sophia.La exaltación se redactó a petición de la duquesa de Orleans, nieta de la electora Sofía.
Bölüm ilerken Donna, Ood'larla empati yapar ve onların köleleştirilmesinden dolayı dehşete düşer.A lo largo del episodio, Donna va simpatizando con los Ood y horrorizándose por su esclavitud.
TARDIS'in tüm enerjisi tükenmeye başlar ve TARDIS Exxilon gezegenine düşer.La TARDIS sufre una pérdida de energía y hace un aterrizaje de emergencia en el planeta Exxilon.
Menajer, güçsüz düşen Donghae’ye dinlenmesi için programının iptal edildiğini söyler.El mánager le dice al debilitado Donghae que su agenda han sido cancelada a fin de que descanse.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.Se escondió en una caverna en las Montañas Nubladas la cual convirtió en su morada.
Ancak, Rory uzun bir bacadan Tımarhane'nin içine düşer.Rory, sin embargo, cae al fondo de una gran sima en el Manicomio.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.El Doctor y Amy aterrizan cerca uno del otro, y les encuentra Harvey, otro superviviente del Alaska.
Düşen sıcaklık ta buzullaşmayı tetikledi.Gracias por desafiar el calor conmigo.
Çanta Tom'a düşer.Mantoncillo o pañuelo de talle.
İlk düşenler atlarıyla birlikte çamurda takılıp kaldı ve arkasından gelenler onların üzerinden geçti.Los primeros se detuvieron en el barro con sus caballos y fueron pisoteados por los que vinieron después.
Size düşen bize bunları söyletmemek, işleri her gün gözden geçirtmemek idi.No podía esperar a verlo todos los días.
Ancak zehir nedeniyle yere düşer.A todos les falta el aire a causa del veneno.
En çok yağış Temmuz ile Eylül ayları arasında düşer.La mayor parte de la lluvia cae entre julio y septiembre.
Kadın başına 1.5 çocuk düşer ve bu dünyanın en düşük oranlarından biridir.La tasa de fertilidad es de 1.5 hijos por mujer, uno de los más bajos en el mundo.
Böylece bir kısırdöngü içine düşer.Cómo sobrevivir a un maremoto.
Sonra Rose'la Doktor terasta sohbet ederken bir uzay gemisi Big Ben'e çarpar ve Thames Nehri'ne düşer.Cuando están dando un paseo, ven cómo una nave espacial se estrella contra el Big Ben y cae en el río Támesis.
Ergenlik dönemi gelince melatonin üretimi düşer.Cuando llega la pubertad, la producción de melatonina se atenúa.
36 gemi kaybettiler ve Gibal esir düşerken Indulf kalan gemilerle Ancona'ya doğru kaçtı.Perdieron 36 naves, y Gibal fue capturado, mientras que Gandulfo y el resto huyeron hacia Ancona.
Sizin ayağınıza da düşebilir, başka yerlere de konabilir.Puede aterrizar en cualquier lugar y lo hace a tus pies.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.Andrew apuñala a Jonathan y el cuerpo cae sobre el, que se ilumina cuando su sangre se derrama en el sello.
Hayaletler dizlerinin üstüne düşer."Los más encarnizados enemigos han caído de rodillas."
Üçüncüsü ise Birnam Koruluğu kendine karşı yürüyüşe geçmeden kendisinin yenik düşemeyeceğini açıklar.La tercera que no puede ser conquistado hasta que el bosque de Birnam marche contra él.
Kral William düşesi sevmiyordu.La futura emperatriz detestaba al vicecanciller.
TARDIS ıssız bir volkanik adaya düşer.La TARDIS aterriza en una isla volcánica aparentemente desierta.
Vücut ısısı normalin çok altına düşer.La temperatura corporal generalmente permanece normal.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.De vida tortuosa, se suicidó por un desengaño amoroso.
Esir düşen Theodorakis bir süre sonra serbest bırakıldı.Hecho prisionero por su hermano Yaroslav, fue liberado décadas más tarde.