Sert mizaçlı, konuşmayı pek sevmeyen , dürüst ve güvenilir biri.מרכיב משקפיים, חכם מאוד, אמין, אוהב את דרך הישר ושונא לשקר.
En çok sadakate ve dürüstlüğe önem verir.אני אענה לך ברצינות ובכנות.
Korolenko dürüsttü.אקינדינוס גונה.
Tamamen dürüst olmak gerekirse, neden daha ileri gidemediğini bilmiyorum.זה ישב שם במשך זמן רב, ובאמת שאין לי סיבה ברורה מדוע לא התקדמתי עם זה מוקדם יותר.
Yasalar güven ve dürüstlük ilkesine göre işler.בשבילנו זה עניין של ביטחון ושל עקרונות.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.בזמן שכולם רואים את המציאות, לא לכולם קל כל כך להיזכר בזה.
Açıkta kalan oyundan çıkar ve her duruştan sonra da bir sandalye eksiltilir.לפני כל סיבוב מוציאים כיסא נוסף.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.מספר שהוגרל בדרך זו יקרא "אקראי אמיתי".
Köylünün en büyük özelliği çok dürüst olmalarıdır...מצבת הזיכרון האמיתית למשפחתך תהיה את...
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.בנאמנות מכוח הדין, לעומת זאת, לא תמיד נדרשת הסכמת הנאמן.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.ולכן פשרה זאת, לא התקבלה בעין יפה בימי-חיו.
Vizyon EUROSAI; hesap verebilirlik, şeffaflık ve dürüstlüğü kapsayan iyi yönetimi teşvik eder.החזון: EUROSAI יקדם את הממשל התקין, ובכלל זה ערכים של אחריות, שקיפות ויושרה.
Biz onun dürüst olduğunu düşünüyoruz.אנו חושבים שהוא כנה.
Bir dürüstlük ve alçakgönüllülük adamıydı.Бил начетен и скромен човек.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Майлс проявява желание да помогне.
Tanıkların hepsinin dürüst olduğuna ve gerçeği söylediklerine de inanır.И четиримата младежи твърдят, че казват истината.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Коефициент за честна игра.
Çin halk inancında Guan Gong olarak adlandırılır; dürüstlüğün ve kardeşliğin sembolüdür.Познат е още като Фестивал Чонгсиао (китайски: 忠孝節; пинин: Zhōngxiàojié), чествайки вярността и благочестието.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.По-частно разбиране за герой в този смисъл е „национален герой“.
O dürüst olmayı seçti.Тя го предизвиква да се покаже решителен.
En çok sadakate ve dürüstlüğe önem verir.От тях тя очаквала единствено трудолюбие и честност.
Artaphernes tarafından kurulan barış, uzun süre adil ve dürüst olarak kabul edilmiştir.Mir koji je uspostavio Artafern dugo se pamtio kao pravedan i pošten.
Akıllı ve dürüst bir öğrencidir ve arkadaşlarına bağlıdır.Inteligentan i savjestan dečko, odan svojim prijateljima.
Dürüst ve güvenilir.Odlična ali samopouzdana.
Bu olay, onun dürüstlüğünü efsane haline getirdi.Ovako si dokazao svoje poštenje.
Bir Dürüstlük Dürterölçer gizlenme büyülerini ve büyülü nesneleri ortaya çıkarır.Otkriva skrivene stvari, razotkriva vještice i čarobnjake.
Kurumsal yönetim, kurumların şeffaf ve dürüst olarak yönetilmesidir.Dotadašnja je uprava, jasno, smijenjena.
Uzunçarşılı'nın değerlendirmesinde: Dürüst ve temiz bir insandı...Doktorica Vidović se sjeća Stjepanovih vrlina: "Bio je pošten i častan čovjek...
Korolenko dürüsttü.Jurja Krnjevića.
Ama Stan dürüstlüğü gereği Kenny'den 2 dolar alır, cüzdana koyar ve 20'liği kendine alır.Rodney se tada okladio u 20 funti da će biti uspješan, a na njihov užas, ona je i pristala.
O dürüst olmayı seçti.Izabralo ga je plemstvo.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Pravo se poštuje bezuvjetno, pa nije moguće poslušnost uvjetovati suglasnošću.
Yasalar güven ve dürüstlük ilkesine göre işler.Bavi se obranom vjere i vjerničke prakse.
Bu hareket için İsrail tarafından Uluslararası Dürüstler unvanı verilmiştir.Za tento čin mu bol udelený titul Spravodlivý medzi národmi.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.V tomto ponímaní to znamená perverzný.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum."Neznášam slovo pomáhať.
Konfüçyüs, her şeyden önce dürüstlüğün önemini vurgular.Protagoras poukazuje predovšetkým na klamlivosť zmyslového vnímania.
Halkı çalışkan, iyi niyetli, misafirperver, dürüst ve saygılıdır.Ľudia sú sympatickí, dobrí, pohostinní a otvorení.
Konfüçyüs, her şeyden önce dürüstlüğün önemini vurgular.Pravljica predvsem poudari pomen prijateljstva.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Kralj je darilo sprejel, ni ga pa z ničemer upošteval pri pogajanjih.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Už tai jis sąžiningai tarnavo.
Dürüst ve güvenilir.Laikomas patikimu ir tiksliu.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!Būk už Gėrį ir Teisybę, Gerbkime vieni kitus.
Yapıtta oluşturulan üç temel öge: Sağduyu, adalet ve dürüstlüktür.Kiti pamatiniai visos privatinės teisės principai – teisingumas, sąžiningumas ir protingumas.
Lütfen dürüst davran.Prašau elkis sąžiningai.
John'ın dürüst olduğunu biliyorum.Aš žinau, kad Džonas sąžiningas.
O dürüst görünüyor.Jis atrodo sąžiningas.
O dürüst görünüyor.Ji atrodo sąžininga.
O çok dürüst.Jis labai sąžiningas.
O çok dürüst.Ji labai sąžininga.
Çocuk çok dürüst.Vaikas labai sąžiningas.
Bütün çocuklar dürüst.Visi vaikai yra sąžiningi.
Bence o dürüsttür.Manau jis sąžiningas.
Bence o dürüsttür.Manau ji sąžininga.
O dürüst görünüyordu.Jis atrodė sąžiningas.
O dürüst görünüyordu.Ji atrodė sąžininga.
Herkes dürüst değil.Ne visi sąžiningi.
Dürüst olalım.Būkime sąžiningi.
Dürüst olmalıyız.Turime būti sąžiningi.
O cesur ve dürüst.Jis drąsus ir sąžiningas.