1965 yılında, Sendler, Polonyalı Uluslararası Dürüst biri olarak Yad Vashem tarafından tanındı.Nel 1965, Irena Sendler venne riconosciuta dallo Yad Vashem di Gerusalemme come una dei Giusti tra le nazioni.
On Emir Ahlaki yasalar - cinayet, hırsızlık, dürüstlük, zina vb.Essa contiene: Dieci comandamenti Leggi morali (omicidio, furto, onestà, adulterio ecc.)
"Devletlerden hoşlanırım, bu konuda dürüst olmak gerekir" dedi.A noi britannici piace essere ambigui”.
Bir Dürüstlük Dürterölçer gizlenme büyülerini ve büyülü nesneleri ortaya çıkarır.Le sei fate devono tenere nascosta la loro vera identità e i loro poteri magici.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür.""Qua e là la sincerità diventa verità.
Konuşmasında, Eyüp'ün dürüst olmasına rağmen kusursuz olmadığını dile geitirir.Perfino nell'audizione ammette senza problemi di essere molto cattiva.
Dürüst ve güvenilir.Amico fidato e giusto.
22:27 Dürüst Yahudiye lanet okuma Lev.22:27 569-317N - Non maledire alcun ebreo onesto. - Lev.
O, dürüst bir adam olamaz.Он не может быть честным человеком.
Dürüstlük en iyi politikadır.Честность - лучшая политика.
O bana dürüst gibi geliyor.Мне кажется, что он честен.
Çocuklarını dürüst yetiştirdi.Она вырастила своих детей честными людьми.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Я играю настолько честно, насколько это возможно.
Aksine, çocuklarının dürüstlerin ölümüyle buluştuğu için sevinç gösterdi.Напротив она проявила радость по поводу того, что дети её встретили смерть праведников.
Düzgün Baba ise, Dersimli Aleviler arasında doğruluğun ve dürüstlüğün koruyucusudur.Дух весов — хранитель баланса между правдой и ложью.
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.Они считают, что люди в основном честны, порядочны и заслуживают доверия.
O dürüst olmayı seçti.Он хочет добиться справедливости.
Tamamen dürüst olmak gerekirse, neden daha ileri gidemediğini bilmiyorum.Даже не объяснив мне, почему, собственно, не готов.
Onların tartıştıkları sefer dürüst, adil , erdemli ve inanışa yaraşır başarılacak seferdi.Он был искренним, внимательным, добрым, верующим, смиренным (скромным), с красивым обликом, кладезью знаний.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Я просто хочу помочь.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.На этом пути вас ждут красивейшие остановки».
Açıkta kalan oyundan çıkar ve her duruştan sonra da bir sandalye eksiltilir.Тот, кто не успел занять стул, выбывает из игры, после чего один стул также убирается из круга.
Korolenko dürüsttü.Калмыцкая правда.
Güneş ve dürüstlük.Чудо и честность.
Arınma, dürüst bir yaşayış, canlıların verdikleri besinlerden (et, yumurta) el çekiş sayesinde olacaktır.Наряжать, надевать украшения, украшать себя; украшающая жизнь.
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Имеет склонность быть предельно откровенной с людьми, из-за чего нередко попадает в неприятности.
Tüm bunlara rağmen Piso'nun dürüstlüğü konusunda şüpheler vardır.Появились глубокие сомнения в искренности политики Запада.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.يتبقى عليك بعد ذلك أن تكون أمينا على نحو عادي فحسب».
Oyunlara yazdığı müzikleri o kadar çoktur ki, sayısını hiç bestecinin kendisi de doğru-dürüst bilmiyordu.الموسيقى التي كتبها على المسرحيات كانت كبيرة لدرجة أن لا الملحن نفسه يعرف عدده بشكل صحيح.
Genellikle, bir şeyin resmini görürsünüz; ona inanır, ondan büyülenir ve dürüstlüğüne güvenirsiniz.وفيه ما يؤدي الجاهل إلى علم ما يعتقده من دينه ويعمل به من فرائضه، ويفهم كثيرا من أصول الرغائب والآداب)) .
Makul ol, dürüst ol, dik dur ve vatanına milletine sahip ol.صل أرجوك، صل، وكن قويا، وفكر في عائلتك المصونة".
1965 yılında, Sendler, Uluslararası Dürüst olarak İsrail Devleti tarafından tanındı.في عام 1965، اعترفت إسرائيل بأن سندلر هي من الصالحين بين الأمم.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!كيف يمكننا أن نرد لك؟ راعينا, سوف نفوز بالكد والمحبة والسلام، سيكون اسمك حقيقي من أي وقت مضى!
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.أمَّا الإجماع العام فهو مرفوض، لأنه لا يوفر أيضاً ضمانة شرعيَّة.
İyi tasarım dürüsttür.اخراج عادل صادق.
O dürüst olmayı seçti.القدرة على أن تكون شريفا.
Korolenko dürüsttü.كورنيش الخور.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür."في المسابقات الرياضية، من الخطأ أن تغضب".
Dürüst olalım.فلنكن صرحاء.
Dürüstlüğünüz için teşekkürler.شكرا على صدقك.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Eu honestamente quero ajudar.
Nisan 2006'daki bir röportajında Matt Groening, "Dürüst olmak gerekirse, ufukta bir son görmüyorum.Em uma entrevista de abril de 2006, Matt Groening disse: "Eu honestamente não vejo nenhum fim à vista.
Din özgürlüğü Adventist Kilisesi’nin desteklediği ve önayak olduğu bir duruştur.Liberdade Religiosa é uma postura que a Igreja Adventista apoia e promove.
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.Elas acreditam que as pessoas são basicamente honestas, decentes e dignas de confiança.
Tamamen dürüst olmak gerekirse, neden daha ileri gidemediğini bilmiyorum.Para ser honesto, eu não sei porque não foi feito.
Arishtat: Dürüstlüğün Tanrısı.Ebisu é o deus da sinceridade.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Isto te colocará no caminho certo!"
Genelde insanlara karşı aşırı dürüsttür ve bu da başını belaya sokar.Tende a ser honesta demais com as pessoas, o que costuma lhe envolver em confusões.
Keloğlan: Azimli ve dürüst bir çocuktur.Ele, ao contrário é um homem decente e honesto.
Korolenko dürüsttü.Cornélio Nepote.
Köy halkı canayakın, misafirperver ve dürüst özelliklere sahiptir.As pessoas de El Cercado têm a reputação de ser muito hospitaleiro, simpático e gentil.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.Nesse uso, "verdadeiro" é sinônimo de "genuíno".
"Dürüst olmak gerekirse, filmde takdire şayan unsurlar bulunmakta."Estou realmente tendo um bom tempo de filmagens.
O sadece kibar değil ayrıca dürüst.Ela não é apenas amável, mas também honesta.
Kasiyer çok dürüst bir adamdı.O caixa era um homem muito honesto.
Dürüstlüğün en iyi strateji olduğuna inanıyorum.Acredito que a honestidade é a melhor estratégia.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Maar we zijn op dat soort momenten dan toch nog te onrustig.’’
Zor, kötü bir çocuk gibi görünmek ister, ama konu dostluk olunca sadık ve dürüsttür.Hij wil eruitzien als een stoere bad-boy, maar is trouw en serieus als het gaat om vriendschappen.
O dürüst olmayı seçti.Hij kiest voor Onverschrokkenheid.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Zij wilde concrete hulp geven.