Ana içeriğe geç
Sözlük

dürüşt ile cümle

dürüşt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Özgünlüğe iki boyuttan bakabiliriz: birincisi öze-dönük olan kendine dürüst olmak.There are two dimensions to authenticity: one, being true to yourself, which is very self-directed.
Birinci boyutta önemli olan kendine dürüst olmaktı.Where, on one dimension it's a matter of being true to yourself.
Fakat kendine gerçekten de dürüst mü?But is it really true to itself?
Fakat Disney Dünyası kendine inanılmaz derecede dürüst.But Disney World is wonderfully true to itself.
Gerçekten de kendine harikulade dürüst.Just wonderfully true to itself.
Kendine dürüst olmanın anahtarı bir işletme olarak kendini tanımaktır.Right, the key of being true to yourself is knowing who you are as a business.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.It was no longer true to its heritage; no longer true to Walt Disney.
Çünkü artık kendine dürüst değil.Because it is no longer true to itself.
Dürüst No, onu gördüm.No. Honestly, I saw him.
Dürüst olmak gerekirse, o çok uzun süre beyin ölümü olmuştur edilir.To be honest, he's been brain dead for too long.
Okuloma birlikte gülebildiğim ve dürüstçe konuşup tartışabildiğim bir insandı.Okuloma was a person I could argue with, laugh with, and truly talk to.
Ama kendinizi bir anlığına onun yerine koyun, ...dürüst bir insan olarak.But... ...put yourself in his position for a minute, you as a man of your word.
Ne kadar sürer? Doğru dürüst cevap istiyorum. Bilemezler!Roger that.
Tamamıyla dürüst olmak psikolojik olarak önemli bir değer.I think psychological value is great to be absolutely honest.
Ne kadar dürüstsünüz?How honest are you?
Yok oldular, dürüstçe söylüyorum ki elimdeki tek şey kartpostallardı.They disappeared, quite honestly, and all I got was postcards.
Sizden tekerleklerinizi düzeltmenizi istiyorum: duymak istediğiniz övgü hakkında dürüst olun.I want you to true your wheels: be honest about the praise that you need to hear.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Because to be honest, I don't even know any songs with just two chords.
Dürüst olmak gerekirse, çevreci bakış açısıyla, karides çiftlikleri doğaya son derece zararlı.Shrimp farms are a scourge on the earth, frankly, from an environmental point of view.
Biri her zaman dürüst.One is always honest.
Hayatımın 31 yılını dürüst ve vakur geçirdim!I've been discreet and aloof for 31 years.
Duruştan da tahmin edebileceğiniz gibi, kendinden emin bir çocuktum - ve sebepsiz yere değil.You can tell by the power squat, I was a very confident boy -- and not without reason.
Bir ţeyi dođru dürüst yapabilsen.Go away Cengiz!
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.If the officer is honest, you get a huge penalty of being arrested for bribery.
Ve sizinle çok dürüst olacağım.And I'm going to be really honest with you.
Baban şahsî işlerinde gereğinden fazla dürüst!Your father is too honest for his own good!
Dürüst olmak gerekirse, sen hangi bölümü istersen okuyabilirsin, değil mi?To be honest ,you could go anywhere you please as long as you want to, right?
Dürüst olmak gerekirse, Seung Jo'ya kıyasla, Joon Go ile daha iyi görünüyorsun!Hey, honestly speaking, instead of Baek Seung Jo, you look much better with Bong Joon Gu.
Bu kez, dürüstçe söylüyorum, evimi terketmem gerekse bile,This time, honestly, even if I have to leave my home,
Düzgün bir ailem, görünüşüm ve zekam olmadığını... Bu kadar dürüst olmana gerek yoktu.I know that my family background, my physical appearance and my brains are all crap.
Haklısın, dürüstlük.The key thing.
Yani en önemli şey dürüstlük.So the most important thing is integrity.
Dürüstlükten sonra en önemli ikinci şey ne? Bakalım bunu bilebilecek misiniz?What's the second most important thing?
Peki, dürüstlük ve tutku: oradaki en önemli iki şey.Integrity, passion: the most important things.
"Hey, ben çok dürüstüm, bana yatırım yapın," diyemezsiniz. Değil mi?You can't say, "I've got integrity, invest in me!"
Peki, dürüstçe söyleyebilirimWell I can honestly say
Dürüstçe söylemeliyim ki bunun gerçekleşmesi henüz mümkün değil; çünkü çok uzun sürer.I have to say honestly this is not something yet the building can do because it takes too long.
Eğer çok dürüst olursan o zaman hani için üzücü olacakIf you're too honest then it'll be bad for Ha Ni so...
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.'I HAVE tasted eggs, certainly,' said Alice, who was a very truthful child; 'but
Bazı fesat anlamına ZORUNLU veya başka bir dürüst gibi adını imzalanmış olurdu adam. "You MUST have meant some mischief, or else you'd have signed your name like an honest man.'
Ve sonunda, insan deneyinin özgünlüğünü, dürüstlüğünü ve saflığını vurgulayan yaklaşım.And then another which emphasizes the authenticity of human experience -- and honesty, and rawness.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.They are ruthless, they are honest, but they're full of energy and fun.
Umarım hepiniz bu yolculukta bana katılırsınız, çocuklara dokunur ve dürüst olursunuz.I hope you will join me in this magic carpet ride, and touch children and be honest.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.They don't even have a textbook sometimes, and they don't even have a proper curriculum.
Oksijen tupleri dogru durust calismadi fakat, ilkini kac kere yaptik?The oxygen tanks didn't quite work right.
Hayır. Dürüst.[Q.]
Ama sonra şunu düşündüm, biliyorsunuz, dürüst olalım:But then I thought, you know, let's be honest.
Gardiyanlar ona " Şu adam doğru dürüst davranmıyor.The guards started saying, well, you know, this guy is not behaving.
Bay stajyer, şu sıkıcı geyiği bırakın da bize biraz dürüstlük gösterin.Mr. Intern, cut the boring crap and show us some honestly.
İkisi de, dürüst olmak gerekirse, bir batma.Both, if we're honest, a bust.
Ben bu tür bir problemle uğrasmamıştım. ya da dürüstçesi, tıp dünyasının hiçbir dalıyla.I hadn't dealt with this kind of problem or frankly, this whole segment of the medical world.
Dürüst olarak mühendislik bu işin kolay kısmı.The engineering is, truthfully, the easy part of this.
Nasıl 1994'de insanlar daha internete doğru dürüst yatırım yapmazken yılda yüzde 2,300 büyüyebilir?How could it grow at 2,300 percent a year in 1994 when people weren't really investing in the Web?
Dürüst bir şekilde...Honestly clear about it.
Teolojisi mükemmeldi, zamanlama tartışılmazdı ve cevap bir günahkarın alabileceği kadar dürüsttü.The theology was perfect, the timing unquestionable, and the answer as honest as a sinner could get.
Ama, dürüstçesi, bunu yapmak iyi bir şey.But, honestly, this is a good thing to do.
Durum, dürüst olmak gerekirse, oldukça ciddi.The situation, to be honest, is very serious.
Gerçekten mi? Her şeyi dürüstçe rapor mi?Will you report everything truthfully?
Çünkü Pankekçi Kız ve ben, birbirimize karşı dürüst olmuştuk.Because Pancake Girl and I, we were both real with each other.
Eğer birine karşı dürüst olacaksanız karşılığında da gerçekleri duymaya hazır olmanız gerekir.If you're going to be real with someone, you've got to be ready for real in return.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod