dünyayı ile cümle

dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Das Wunder Ihres Geists ist nicht, dass Sie die Welt sehen können, wie sie ist.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Điều kỳ diệu của bộ óc của chúng ta không phải ở chổ chúng ta có thể nhìn thấy thế giới là như thế nào.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Het wonder van je geest is niet zo dat je de wereld ziet zoals hij is.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Il miracolo della nostra mente non sta nel fatto che ci permette di vedere il mondo così com'è.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Keajaiban pikiran Anda bukan berarti Anda dapat melihat dunia apa adanya.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.우리 의식의 기적은 세상을 사실대로 보는것에 있지 아니하고,
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Le miracle de votre esprit n'est pas que vous pouvez voir le monde tel qu'il est.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Mielen ihmeellisyys ei ole siinä, että voi nähdä maailman sellaisenaan.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Miracolul minţii voastre nu e că puteţi vedea lumea aşa cum este.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Miraklet om ens sind er ikke at man kan se verden som den er.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.O milagre da nossa mente não está no facto de podermos ver o mundo como ele é.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Zázrak vašej mysle nie je to, že svet vidíte taký, aký je.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Zázrak vaší mysli není to, že můžete vidět svět takový, jaký je.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Το θαύμα του μυαλού μας δεν είναι ότι μπορούμε να δούμε τον κόσμο όπως είναι.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.Чудото на вашето съзнание не е, че можете да видите света какъвто е.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.הנס של התודעה שלנו אינו שאנו רואים את העולם כפי שהוא.
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.ان عظمة الدماغ هو انه لا يرى العالم كما هو
Aklınızın mucizesi dünyayı olduğu gibi görmesi değildir.世界をそのままに見られる事ではなく 世界を違う角度から見られる事です
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Altfel, oamenii adormiţi vor distruge acest pămant, această viaţă.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Altrimenti coloro che dormono distruggeranno questa Terra, la vita.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Anders zullen de slapende mensen deze aarde, dit leven vernietigen.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Annars kommer de sovande människorna att förstöra detta jordklot, detta liv.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.De lo contrario la gente dormida va a destruir este planeta, esta vida.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Nếu không thì những người ngủ sẽ phá hủy trái đất này, cuộc sống này.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Sonst werden die schlafenden Leute diese Erde zerstören, dieses Leben.
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.Διαφορετικά, η κοιμισμένοι άνθρωποι πρόκειται να καταστρέψουν αυτή τη γη, αυτή τη ζωή.♪
Aksi takdirde uykulu insanlar bu dünyayı yok edecekler, bu hayatı.この地球を破壊し この生を破壊しつづける 政治家たちは眠っている
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Als Al Gore aufbrach, um die Welt erneut zu verändern, hat er das nicht allein getan.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Así que cuando Al Gore trató de cambiar el mundo nuevamente no lo hizo por sí solo.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Când Al Gore a pornit să schimbe lumea din nou, nu a făcut-o singur.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Így amikor Al Gore elindult, hogy újra megváltoztassa a világot, nem egyedül tette.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Keď sa teda Al Gore vybral, aby opäť zmenil svet, neurobil tak sám.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Kiedy Al Gore postanowił po raz kolejny zmienić świat, nie był sam.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.그래서 앨고어는 다시 세상을 바꾸겠다고 나섰을 때 혼자 하지 않았습니다.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Maka ketika Al Gore ingin mengubah dunia lagi, dia tidak sendiri.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Por isso, quando o Al Gore se dispôs a mudar o mundo outra vez, ele não o fez sozinho.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Så när Al Gore bestämde sig för att förändra världen igen, så gjorde han det inte ensam.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Takže když Al Gore hodlal změnit znovu svět, neučinil tak sám.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Toen Al Gore op pad ging om de wereld nog eens te veranderen, deed hij het niet alleen.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Vậy nên khi Al Gore khởi sự để thay đổi thế giới một lần nữa, ông không thực hiện một mình.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Поэтому когда снова Альберт Гор взялся за то, чтобы изменить мир, он не делал это своими руками.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Така, когато Ал Гор тръгна да променя света отново, не го направи сам.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.Тож, коли Ел Гор почав знову змінювати світ, він це робив не сам.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.כדי שוב לשנות את העולם, הוא לא עשה זאת בכוחות עצמו. והוא לא עשה זאת באמצעות קנייה של הרבה פרסומות.
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.عندما اراد ال جور ان يغير العالم من جديد لم يفعلها بنفسه
Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı.活動を始めた時 彼は自分一人ではやらなかった たくさんの広告を打つこともしなかった
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(박수) 1949년에는 중국에서는 중화인민공화국이 나타나 세상을 놀라게 합니다.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.1949年に、近代中国が興り、 世界を驚かせます。 何が起きたのでしょうか?
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Aplausos) Em 1949 assistimos à emergência da China moderna de uma forma que surpreendeu o mundo.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Aplausos) En 1949 vemos la emergencia de la China moderna en una forma que sorprendió al mundo.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Aplauze) În 1949 am fost martori la apariţia Chinei moderne într-o manieră care a surprins lumea.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Applåder) Under 1949 bevittnade vi utvecklingen av det moderna Kina på ett sätt som överraskade världen.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Applaudissements) En 1949, nous observons l'émergence de la Chine moderne d'une façon qui surprit le monde.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Applaus) 1949 sahen wir die Entstehung des modernen Chinas in einer Art, welche die Welt überraschte.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Applaus) In 1949 zagen we de opkomst van het moderne China op een manier die de wereld verraste.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(applausi) Nel 1949 emerge la Cina moderna, in modi che sorpresero il mondo.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Klapsalve) I 1949 så vi fremkomsten af det moderne Kina, på en måde der overraskede verden.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(nagy taps) 1949-ben láthattuk a modern Kína megjelenését olymód, hogy azzal meglepte a világot.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Oklaski) W 1949 roku zobaczyliśmy wyłonienie się współczesnych Chin w sposób który zaskoczył świat.
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(potlesk) Roku 1949 vidíme vývoj moderní Číny způsobem, který ohromil svět.

İlgili Sayfalar