dünyayı ile cümle
dünyayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Spike kendisini, dünyayı kurtarmak için feda eder.No fim, Lex acaba sacrificando a si mesmo para salvar o mundo.
Tanrıların tanrısı Zeus dünyayı ve gökleri yönetir, ondan sonra kardeşleri Hades ve Poseidon gelirdi.O deus grego Poseidon é o governante dos mares e dos oceanos e irmão de Zeus e Hades.
2006 yılında Time dergisi tarafından "Dünyayı yönlendiren 100 kişiden biri" olarak seçildi.Em 2006, a revista Time nomeou-o um dos 100 "pessoas que moldam o nosso mundo."
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.""Senão os cabelos atrapalham a visão."
Mikroişlemcinin amacı dış dünyayı yönetmektir.Os Yama definem como devemos orientar as nossas relações com o mundo externo.
İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir.Buscavam agora temas que exprimissem o orgulho pela nação.
Buffy daima kötüleri yenip dünyayı kurtarma çabasında, ama Angel her zaman affedilme arayışındadır.Com pena, Jody solta-o na floresta, mas ele teima sempre em voltar.
Biz yeni bir dünyayı burada, kalbimizde taşıyoruz.Wij dragen een nieuwe wereld, hier in ons hart.
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).Karly wil de wereld en alle dieren redden (behalve kikkers).
Dünyayı yok etmek ister.Ze wil de wereld vernietigen.
Aslında amacı dünyayı daha iyi bir yer yapmaktır.Het streven is daardoor te komen tot een betere wereld.
Drakken (Gerçek adı Drew Theodore P. Lipsky) dünyayı ele geçirmeye çalışan çılgın bilim adamı.Dr. Drakken (zijn echte naam is Dr. Drew Lipsky): een doorgedraaide wetenschapper die de wereld wil veroveren.
Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, Dünyayı Kurtaran Adam adlı filmin devamı olarak çekilmiş 2006 yapımı film.Dunyayı Kurtaran Adamın Oğlu (2006) Is een parodie op de film Dunyayı Kurtaran Adam.
Dünyayı görebiliyorum.Ik kan de aarde zien.
Dünyayı Şekillendiren 1001 Gün – Peter Furtado (Editör); yayımlanma: 1 Ekim 2008.1001 Days That Shaped the World door Peter Furtado, uitgegeven op 1 oktober 2008.
Bu kişiler dünyayı tarım gözlükleriyle görmekle belirginleşmişlerdir.Volgens eigen zeggen keek zij graag naar de wereld door een Vlaamse bril.
Jano zaten hep dünyayı merak etmiştir.Jason wilde altijd de wereld al rondreizen.
Dünyayı bütün suçlulardan arındırmak ister.Hij wil de wereld verbeteren en alle criminelen oppakken.
Vzor penceresinden dünyayı görebiliyorum.Ik kan de aarde door het raampje zien.
Buna göre, Galactica dünyayı bulacaktı.Galactiac had het ook op de Aarde voorzien.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Ze proberen het noodlot te ontlopen.
2006 yılında Time dergisi tarafından "Dünyayı yönlendiren 100 kişiden biri" olarak seçildi.In 2006 werd hij door Time Magazine verkozen tot een van de '100 mensen die onze wereld vormgeven'.
Yere basmadan bütün dünyayı aştı.De single ging de gehele wereld over.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Ook smeedde hij er zijn plan om de wereld te veroveren.
Van Allen alanı iki kuşağa bölünmüştür ve dünyayı tümüyle çevrelemez.De tribunes zijn verdeeld in twee ringen die het veld volledig omsluiten.
1992'de yayınlanan Sev Dünyayı adlı toplama kasette yer aldı.De versie uit 1992 kreeg een vervolg getiteld Return to the Lost World.
Zira dünyayı tehdit eden güçlü bir düşman yola çıkmak üzeredir.Nu bedreigt een nieuwe vijand de Verrezen Wereld.
Dünyayı ve daha önemlisi Kanada milli takımını şaşırtmayı başardı.Daardoor werd hij bij het grote publiek bekend, onder andere ook door het zingen van Vietnamese volksliederen.
O da 'Hayır, o dünyayı kafanda istemiyorum.Toen zei dat meisje: 'Pater, wij hebben thuis geen muur.'
Sürekli annesini öldürmeye ve dünyayı ele geçirmeye çalışır.Zij proberen constant naar de Aarde over te steken om mensen te vermoorden en de wereld over te nemen.
Böylece dünyayı bütün canavarlardan kurtardığını zannetmektedir.Zo verlost hij de stad van het monster.
Eserde dünyayı, Allah'ı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır.Hij is ervan overtuigd dat God zich in woord en daad uitsluitend via mensen kon openbaren.
Sintel, Scales'i kurtarmak için tüm dünyayı gezmeye başlar.Sintel is vastbesloten Scales terug te vinden.
İletişim dünyayı değiştirir, bilgi değil.Communicatie verandert de wereld, niet informatie.
Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendisini değiştirmeyi düşünmez.Iedereen denkt erover om de wereld te veranderen, maar niemand denkt erover om zichzelf te veranderen.
Bir şair, bir adamın bir kadına baktığı gibi dünyayı inceler.Een dichter bekijkt de wereld zoals een man kijkt naar een vrouw.
Dünyayı yok etmek ister.Chciał zniszczyć wszechświat.
"Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder."Zasada oko za oko uczyniłaby wkrótce cały świat ślepym.
Dünyayı bütün suçlulardan arındırmak ister.Stara się oczyścić miasto z przestępców.
Skeç bütün dünyayı yok edebilecek bir minyatür bomba icat eden bir professor hakkındadır.Na główny plan wysuwa się tam profesor zaopatrzony w miniaturową bombę, zdolną do zniszczenia całego świata.
Hong Kong, Singapur ve Japonya da dahil olmak üzere klasik bir piyanist olarak dünyayı gezdi.Koncertował na całym świecie jako pianista klasyczny, m.in. w Hongkongu, Singapurze i Japonii.
Böylece dünyayı bütün canavarlardan kurtardığını zannetmektedir.Ostatecznie decyduje się ochronić świat przed potworami.
"İnsanlar tüm dünyayı görecek.To powinien zobaczyć cały świat!
Dünyayı idare eder.Oni rządzą światem.
Bu hareket tüm dünyayı şoke edecek.Ten akt wprawi świat w zdumienie.
Aslında amacı dünyayı daha iyi bir yer yapmaktır.Uczyń świat lepszym miejscem.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.Zabójczy śmiercionośny wirus dziesiątkuje całą ludzkość.
Uzun yıllar denizci olarak çalıştı ve dünyayı dolaştı.W dawnych czasach był żeglarzem, który przemierzał świat wzdłuż i wszerz.
Acımasız ve zalimdir ve en büyük isteği dünyayı ele geçirmektir.Zimny, bez litości, chce być panem wszechświata.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Jego celem był podbój naszego świata.
Buna göre, Galactica dünyayı bulacaktı.Galaktus przewidział to.
Dünyayı insan denen vebadan temizlemek için çağrılmıştır.Ich celem jest wytępienie ludzkości z planety.
Yirmi yaşındayken dünyayı dolaşmaya karar verdi.W wieku 23 lat postanowił wyjechać za granicę.
Onlar birlikte ölmüş insanları bu dünyayı terk ederken uğurlarlar.W ten sposób żegnano się ze zmarłym.
Avengers ekibi dünyayı kurtarmıştır.Boyan ratuje świat.
Dış dünyayı nesnel bir bakışla anlatır.Patrząc na świat smutnymi oczyma.
Dünyayı görebiliyorum.Zrozumieć świat.
Düşman uzaylıların dünyayı istilasını anlatmaktadır.Misjonarz wobec obcych światów mówienia.
Oysa bulanık düşünce kimseyi bir yere götürmez, dünyayı hiç etkilemeksizin sürekli hoş görülebilir.""Kto nie dotknął ziemi ni razu, ten nigdy nie może być w niebie".
Nasıl uzun ömürlü olunacağını öğrendikten sonra dünyayı birlikte gezmeye başlarlar.Po zakończeniu studiów udał się w dłuższą podróż w celu poznania świata.