Ana içeriğe geç
Sözlük

dükkan ile cümle

dükkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.Vy tomu nemôžete nerozumieť, aké to je ísť do obchodu s obuvou a kúpiť si čokoľvek chcem.
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.כאילו, אתם לא מבינים את ההרגשה של להיות פשוט מסוגלת להיכנס לחנות נעליים ולקנות מה שאת רוצה.
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.انتم لا تعون هذه النعمة .. ان تستطيع ان تدخل اي محال احذية .. وتشتري ما تريد من الاحذية
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.靴屋さんに行って、何でも買えることってすごい事なのよね シェリル:身長を自分で決められる?
Ne? 60 yıldır varlığını sürdüren bir dükkan böyle sona eremez değil mi?Τι; Ένα μαγαζί που υπάρχει εδώ γύρω για περισσότερα από 60 χρόνια, δεν μπορεί να τελειώσει έτσι απλά;
Ne? 60 yıldır varlığını sürdüren bir dükkan böyle sona eremez değil mi?מה? החנות קיימת כבר למעלה מ 60 שנה,זה לא יכול להיסגר ככה סתם, נכון
Ne? 60 yıldır varlığını sürdüren bir dükkan böyle sona eremez değil mi?ماذا؟ المتجر مستمرة منذ أكثر من 60 عاما لا يمكن أن ينتهي أليس كذلك؟
Ne? 60 yıldır varlığını sürdüren bir dükkan böyle sona eremez değil mi?あーただ社会にバーッと 寄贈するのも良いかと思って
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.나즈문딘씨가 제게 말했습니다. "아마 목공소에 자리가 하나 있을거예요."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Nadžmuddín mi povedal: "Máme voľné miesto v tesárskej dielni."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin azt mondta nekem, 'Hát van egy üresedésünk az asztalos részlegben.'
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin disse-me: "Bem, temos uma vaga na carpintaria. Podíamos..."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin m'a dit : " Eh bien nous avons un poste vacant dans l'atelier de menuiserie. "
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin mi-a spus că avem un loc vacant în atelierul de tâmplărie.
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin mi disse: "C'è un posto libero in falegnameria".
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin mi řekl: "Podívej, máme volné místo v tesařské dílně."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin nói với tôi, "À chúng ta còn vị trí trống trong xưởng mộc."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin powiedział: "Mamy wakat w warsztacie stolarza."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Najmuddin vertelde mij: "We hebben een vacature in de schrijnwerkerij."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi."Nun ja, wir habe eine Stelle frei in der Tischlerei."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Pero Najmuddin me dijo: "Tenemos un puesto vacante en el taller de carpintería".
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Ο Ναχμουντίν μου λέει, "Έχουμε μια κενή θέση στο ξυλουργείο."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Нажмудин ми каза, "Е, имаме свободна позиция в дърводелската работилница."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.Тогда Наджмуддин сказал: "У нас есть вакансия в столярной мастерской".
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.איזו עבודה יש לי בשבילו? נאז'מודין אמר לי "יש לנו משרה פנויה
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.أخبرني نجم الدين: "حسنا لدينا وظيفة شاغرة في متجر النجارة."
Necmettin, "Marangoz dükkanında bir boş yerimiz var" dedi.「木工場で一人必要です」 「何だって?」
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?1箇所に何件も集まっているのは なぜだろう? スーパーやレストランや 自動車修理工場が
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?커피 숍을 찾지 못하고 몇 킬로를 달리다가도 왜 갑자기 한 모퉁이에 3개나 되는 커피숍을 발견하게 되는 걸까요?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?De ce conduc un kilometru fără să găsesc o cafenea, iar apoi găsesc trei una lângă cealaltă?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Dlaczego można przejechać kilkometry nie mijając żadnej kawiarni, żeby natknąć się na trzy na jednym rogu?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Porque é que conduzimos quilómetros sem encontrar um café e depois tropeçamos em três na mesma esquina?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Và đôi khi lái xe cả dặm mà chẳng tìm được quán cafe nào để rồi thấy ba bốn cái một lúc ở một góc đường
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Wieso findet man weit und breit kein Café und dann stößt man auf drei an derselben Ecke?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Γιατί οδηγώ 1,5 χλμ. χωρίς να βρω καφετέρια και τελικά βρίσκω τρεις στην ίδια γωνία;
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?Почему иногда можно проехать километры в поисках кафе, а потом наткнуться сразу на три на одном и том же углу?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?למה אני יכול לנהוג קילומטרים בלי למצוא חנות קפה ואז למצוא שלוש באותה הפינה?
Neden bir kahve dükkânına denk gelmeden bir mil sürebilir ve sonra aynı köşede üç tanesiyle karşılaşabilirim?لماذا تقود سيارتك لأميال دون أن تجد مقهى و من ثم تجد على بعد هنيهة 3 في نفس الزواية ؟
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaDÓNDE LLEVARLOS: cajas rojas de reciclaje de pilas en tiendas y kioscos
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaMINNE: punaisiin paristonkeräyslaatikoihin kaupoissa ja kioskeissa
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaOÙ : les boîtes de collecte de piles rouges dans les magasins et les kiosques
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaVAR: röda batteriinsamlingslådor i butiker och kiosker
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaКУДА: в находящиеся в магазинах и киосках красные ящики для сбора батареек
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularınaإلى أين: إلى الصناديق الحمراء لجمع البطاريات في المحلات التجارية والأكشاك.
NEREYE: dükkanlarda ve büfelerde bulunan kırmızı pil toplama kutularına哪里:商店或小商店里的红色电池回收箱
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeA Netflix estava correcta.
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeNetflix는 이 기회를 제대로 파악하고
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeNetflix оказалась права.
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeNetflix צדקו - המודל של Nextflix יכול להרוויח מה DVD
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeكانت Netflix محقة -- يمكن لنموذج Netflix أن يربح ويستفيد من الDVD
Netflix haklıydı - video kiralama dükkanlarının yapamadığı şekildeそれはレンタルビデオ業界ではできなかった方法でした
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.할머니는 결핵을 앓으셨고 재봉가게에서 일하며 시간당 10센트정도를 받으며 셔츠를 만드셨습니다.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.1時間10セントでシャツをつくっていました 彼女や AtoZ社 のほとんどの女性は
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.A nagymamám tbc-s volt, és egy varrógép üzletben dolgozott, ahol óránként 10 centért ingeket készített.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.Babcia cierpiała na gruźlicę, i pracowała w sklepie z maszynami do szycia, zarabiając 10 centów za godzinę.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.Mijn oma had tuberculose. Ze werkte in een naaiatelier, waar ze hemden maakte voor 10 cent per uur.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.Stará mama mala tuberkulózu a pracovala v krajčírskej dielni, kde šila košele za asi 10 centov na hodinu.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.Баба ми имаше туберкулоза и работеше в шивашка работилница, шиела ризи за 10 цента на час.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.У бабушки был туберкулёз, она работала в швейной мастерской, зарабатывая 10 центов в час за пошив рубашек.
Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı.לסבתא שלי הית שחפת, והיא עבדה בחנות תפירה כשהיא מכינה חולצות עבור 10 סנט לשעה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod