Ana içeriğe geç
Sözlük

dükkan ile cümle

dükkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Er zijn er nog te vinden in de winkels.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Es gibt sie in den Geschäften zu Hauf.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Hay cantidad de ellos en las tiendas.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Jest ich całe mnóstwo w sklepach.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.가게에는 훨씬 많은 귀걸이가 있습니다.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.On en trouve plein d'autres dans les magasins.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Sunt o mulţime în magazine.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Van még jónéhány az üzletekben.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.V obchodech je jich spousta.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.Υπάρχουν πολλά περισσότερα στα καταστήματα.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.В магазинах их ещё много.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.По магазините има още много.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.יש עוד הרבה כאלה בחנויות.
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.هناك الكثير منها في الأسواق
Dükkanlarda daha bir sürü mevcut.これは 人から人へと伝わっていくものです
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.Está permitido comprar artículos pirotécnicos en las tiendas.
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.Fyrverkeripjäser kan köpas i affären.
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.Kaupasta saa ostaa raketteja.
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.Vous pouvez acheter des feux d’artifice dans les magasins.
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.Пиротехнические ракеты продаются в магазинах.
Dükkanlardan fişek satın alınabilir.يجوز حينئذ شراء صواريخ الألعاب من المحل التجاري.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.De fapt, stăteam ore întregi printre culoarele magazinelor, citind toate numele de pe toate lucrurile.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Godzinami stałam w sklepie, czytając opisy na opakowaniach.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Ik stond zelfs uren in de winkels, al de namen aan het lezen van die dingen.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Infatti, stavo ore nei supermercati a leggere tutti i nomi di tutte le cose.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Je restais des heures dans les magasins à lire tous les noms sur tous les produits.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.사실, 저는 가게에서 오랜 시간을 서서, 모든 것들의 이름을 읽었습니다.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Po pravdě stála jsem hodiny v uličkách obchodů a četla všechny názvy na veškerém zboží.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Saya akan berdiri berjam-jam di depan pertokoan membaca nama dari semua hal.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Tôi có thể đứng hàng giờ ở mấy cửa hàng đọc tên của mọi thứ.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Всъщност, прекарвах часове из магазините, четейки всички имена на всички неща.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.Действительно, я простаивала часами между полками в магазинах читая все эти названия на всех продуктах.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.למעשה, הייתי נוהגת לעמוד משך שעות במעברים בחנויות,
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.في الواقع ،كنت أود الوقوف لساعات في المحلات التجارية ، لأقرأ جميع الأسماء في جميع البضائع.
Dükkanların bir köşesinde durup, saatlerce satılan şeylerin isimleri okuyabilirim.全商品の成分を調べていたりします 頭が変になったと思われているでしょう
Dükkanlarını, otellerini ve restoranlarını aramaya başladılar.Los buscaban en sus tiendas, el hotel, las fondas, y el restaurante.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.A boltban nem ránthattad le az árukat a polcról és nem dobálhattad őket.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Anda diajari bahwa Anda tidak boleh menarik barang dari rak di toko dan melemparnya ke sana kemari.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.A una le enseñaban que no podía sacar las cosas de los estantes en la tienda y arrojarlas por ahí.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Bạn được dạy rằng mình không thể lôi hàng ra khỏi kệ trong cửa hàng và ném nó lung tung.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Ensinavam-nos que não podíamos tirar a mercadoria das prateleiras e deixá-las espalhadas pela loja.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Erai invatata ca nu puteai sa iei marfa depe rafturi din magazin si sa o arunci in jur.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Geen spullen uit winkelrekken pakken om die dan rond te gooien.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.가게의 선반에서 물건들을 꺼내서 여기저기 던질 수가 없다는 걸 배웠습니다.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man fick lära sig att inte ta saker från hyllorna i en affär och leka med dem.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man lærte, at man ikke kan hive varer ned af hylderne i butikken og kaste rundt med tingene.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Naučili nás, že nemůžeme dělat v obchodě nepořádek a vyhazovat věcí z regálu okolo sebe.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.On vous expliquait que vous ne pouvez pas retirer la marchandise des rayons et la balancer dans le magasin.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Opetettiin, ettei kaupan hyllyistä oteta tavaraa viskeltäväksi ympäriinsä.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Ti insegnavano che non si poteva tirar giù la merce dagli scaffali e buttarla in giro per il negozio.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów. Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Μάθαινες ότι δε μπορείς να τραβάς το εμπόρευμα από τα ράφια του μαγαζιού και να το ρίχνεις τριγύρω.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Нас учили тому, что нельзя хватать товары с полок в магазине и швыряться ими.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Не можна брати товари з полиць в магазині і їх розкидати.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Учеха те, че не може да сваляш стоката от рафтовете в магазина и да я хвърляш наоколо.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.לימדו אותנו שאסור לגנוב סחורה מהמדפים בחנות ולפזר אותה מסביב.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.تعلمنا أن لا نأخذ المشتريات من الرفوف في المتجر ورميها بعيداً .
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.放り投げてはいけないと教えられました さて この子達が3年生4年生になった頃
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.A boltosok ilyenkor mindenféle dolgokat, például hagymát, aszpirint, vagy egy rágót adnak, mert nincs aprójuk.
Dükkan sahibi de size soğan, aspirin ya da ciklet gibi şeyler vermeye çalışır... çünkü bozuğu yoktur.De winkelier geeft je dan een ui, een aspirine of kauwgum omdat ze geen munten hebben.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod