Bisiklet dükkanından gelen hasılayla hayallerini ödediler.ライト兄弟のチームは誰も 大学を出ていませんでした
Biz gözükmüyorduk. Bir kaç bina ötedeki kahve dükkanından olan biteni izliyorduk.Nas nigdzie nie ma, siedzimy w kawiarni i przyglądamy się sytuacji.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.A területükön van egy csomó bolt és étterem ami sok ételmaradékot, karton- és műanyaghulladékot termel.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.Erau în zonă multe magazine şi restaurante care produceau multă mâncare, carton si deşeuri plastice.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.그들이 사는 지역에는 수 많은 음식물, 보드지, 플라스틱 폐기물을 만들어 내는 상점과 음식점이 많았습니다.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.В его районе было много магазинов и ресторанов, а следовательно много еды, картонных и пластиковых отходов.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.Те са имали много магазини и ресторанти в техния район, които са произвеждали много храна, картон и пластмаса.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.ובאזור שלהם היו הרבה חנויות ומסעדות שיצרו המון פסולת של מזון, קרטונים ופלסטיק.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.たくさんの食料 ダンボールやプラスティックのゴミを出します これらは埋立地に運ばれます
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.그들에 게 그들을 인쇄 0.10 달러를 지불 하는 게 어떨지 10 사진 고객 아무것도 지불 하지 거 야.
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.10 枚の写真の顧客の何も払いません。 だから、少しこれをはっきりするには、
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.¿Qué podríamos hacer para conseguirlo un poco
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metoduAşa că am început să ne gândim
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metodu우리는 기존에 있어 왔던
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metoduZačali jsme uvažovat o tradici výuky v dílnách.
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metoduאז התחלנו לחשוב
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metoduفبدأنا بالتفكير
Bu aşamada aklımıza "dükkan-sınıf" metoduこれまでの工作クラス
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Babička ti ho dala když jsi otvíral obchod.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Bà cho bố khi bố mở tiệm mì.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Bedstemor gav det til dig, da du åbnede Nudle butikken.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.C'est ma grand-mère qui te l'a donnée quand tu as ouvert le restaurant de nouilles.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Dedek ti jo je dal ko si odprl svojo restavracijo.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Farmor gav den till dig när du öppnade Nudel resturangen.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükBabcia dała Ci go gdy otworzyłeś Restaurację, jest starszy niż ja
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükBunica ti-a dat-o cand ai deschis magazinul de taietei. <BR> E mai batrana ca mine.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyük할머니가 아빠 국수 처음 뽑을 때 선물 하신 거래메. 나보다 많겠지, 뭐.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükNonna te lo ha dato quando hai aperto il negozio di Noodle (tipo di spaghetti Coreano) E' più vecchio di me.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyük.סבתא הביאה לך אותו כשפתחת את חנות הנודלס שלך. זה יותר ישן ממני
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükانه جدتي أعطته لك عند فتح متجر المعكرونة على الرغم من أنه أكبر مني
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey. Gerçi benden daha büyükピンポ~ン!21歳だ!
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Isoäiti antoi sen sinulle kun sinä avasit nuudeli myymälän.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Itu adalah pemberian Nenek buat Papa ketika Papa membuka toko mie.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Nagymama adta neked, amikor az elsõ tésztát készítetted.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Oma hat ihn dir gegeben, als du das Nudelrestaurant aufgemacht hast.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Oma heeft het jou gegeven toen je de noedelwinkel opende.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Stará mama ti ho dala, keď si otváral obchod.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Η γιαγιά σου το έδωσε όταν άνοιξες το μαγαζί νουντλς.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Баба ти я даде, когато отвори Нудъл магазина.
Bu büyükannemin Erişte dükkanını açtığın zaman verdiği şey.Бабушка дала его тебе, когда ты открыл свой магазин.
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?Hvor mange hæfter købte han i hver butik?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?피터는 각 가게에서 몇개의 공책을 산 것인가요?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?Kolik poznámkových bloků koupil v každém obchodě?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?По колко тетрадки е купил във всеки от двата магазина?
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Adesso dovrò chiudere per oggi.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Agora, terei de fechar o dia todo.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Ahora tendré que cerrar todo el día.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Będę teraz musiał zamknąć na dzisiaj.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Minun on pakko sulkea tältä päivältä.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Nu må jeg lukke for i dag.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Nu måste jag stänga för dagen.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Τώρα πρέπει να κλείσω νωρίς.
Bugün dükkanı kapatmak zorunda kalacağım.Теперь мне придётся закрыться на целый день.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.65,000個のハンガーです
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.옷 가게로 가득찬 도로에 6만 5천개의 옷걸이를 설치했습니다.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Acestea sunt 65.000 de umerase pe o strada care are multe magazine de moda.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Ce sont 65 000 cintres dans une rue qui est remplie de magasins de mode.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Đây là 65.000 cái mắc áo trên một con phố mà có nhiều shop thời trang.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Dies sind 65,000 Kleiderbügel auf einer Strasse, in der sich viele Kleidergeschäfte befinden.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Dit zijn 65.000 kleerhangers in een straat met de ene kledingwinkel na de andere.