dükkânlar ile cümle
dükkânlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.중개인의 경우, 최종 사용자 고객을 위한 물리적인 점포가 없을 수도 있지만
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.فالوكلاء قد لا يكون لديهم واجهة محل مادية للعملاء النهائيين
Bayiler, son kullanıcılar için fiziki dükkanlara sahip olmayabilirler.小売店は地元に密着し顧客との距離が近いのが特徴です
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Dal mio punto di vista, quello che fanno i Temporary Store è creare scadenza e urgenza.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Din perspectiva mea, unul din lucrurile pe care le fac aceste magazine e crearea de perisabilitate și urgență.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.제 관점으로는, 팝업 스토어들이 하는 것들 중 하나는 소멸성과 긴급성을 만들어 내는 것입니다.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Meiner Meinung nach bewirken Pop-Up-Stores Vergänglichkeit und Dringlichkeit.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Na minha perspetiva, uma das coisas que as lojas "pop-up" fazem é criarem o efémero e a urgência.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Para mí, una de los efectos de las tiendas "pop-up" es que crean caducidad y urgencia.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Vanuit mijn gezichtspunt is een resultaat van pop-up winkels het creëren van vergankelijkheid en urgentie.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Véleményem szerint ezek az ideiglenes üzletek többek között pillanatnyiságot és sürgösséget generálnak.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Z mého pohledu je jednou věcí, které pop-up stores dělají, to že vytváří netrvanlivost a potřebu.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.Z mojego punktu widzenia, pop-up shops tworzą potrzebę pośpiechu.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.מנקודת המבט שלי, אחד הדברים שחנויות פופ-אפ עושות הוא ליצור דחיפות וחוסר.
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.في تصوري، أحد الأشياء التي تفعلها محلات الـ "بوب أب" هي أنها تنشئ نوع من العجلة والإلحاح
Benim bakış açımdan bu mantar dükkanların yaptığı birşey aciliyet ve tükenebilirlik yaratmak.はかなさと切迫感を生み出すことです こうした店では ビジネスで好まれる
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Anh ấy sẽ đến các cửa hàng bán đồ cổ, và trò chơi sẽ như thế này:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Er ging immer in Antiquitätenläden und das Spiel ging dann so:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Ia a antiquários e o jogo era o seguinte:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Il allait chez des antiquaires, et le jeu était le suivant :
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:게임을 했답니다. 그 친구는 골동품 가게에 가곤 하는데 이런 게임이랍니다:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Mergea la magazinele de antichităţi, şi jocul era așa:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Régiségboltokba járt, a játékuk pedig a következő volt:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Він ходив по антикварних крамничках, а гра полягала в наступному:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Они шли в антикварный магазин и начинали играть.
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Отиват в антикварен магазин, и играта беше следната:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:עם אשתו. הוא היה הולך לחנויות של עתיקות, והמשחק היה כזה:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:كان يلعبها مع زوجته . هو يذهب الى المحلات الاثريه ، و اللعبه كانت عباره عن :
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:アンティークのお店に行って 欲しいアンティークがあると
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.A területükön van egy csomó bolt és étterem ami sok ételmaradékot, karton- és műanyaghulladékot termel.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.Erau în zonă multe magazine şi restaurante care produceau multă mâncare, carton si deşeuri plastice.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.그들이 사는 지역에는 수 많은 음식물, 보드지, 플라스틱 폐기물을 만들어 내는 상점과 음식점이 많았습니다.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.В его районе было много магазинов и ресторанов, а следовательно много еды, картонных и пластиковых отходов.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.Те са имали много магазини и ресторанти в техния район, които са произвеждали много храна, картон и пластмаса.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.ובאזור שלהם היו הרבה חנויות ומסעדות שיצרו המון פסולת של מזון, קרטונים ופלסטיק.
Bölgelerinde çok miktarda yemek, karton ve plastik atık üreten dükkanlar ve restoranlar vardı.たくさんの食料 ダンボールやプラスティックのゴミを出します これらは埋立地に運ばれます
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?Hvor mange hæfter købte han i hver butik?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?피터는 각 가게에서 몇개의 공책을 산 것인가요?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?Kolik poznámkových bloků koupil v každém obchodě?
Bu dükkanlardan kaçar tane defter aldı?По колко тетрадки е купил във всеки от двата магазина?
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.65,000個のハンガーです
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.옷 가게로 가득찬 도로에 6만 5천개의 옷걸이를 설치했습니다.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Acestea sunt 65.000 de umerase pe o strada care are multe magazine de moda.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Ce sont 65 000 cintres dans une rue qui est remplie de magasins de mode.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Đây là 65.000 cái mắc áo trên một con phố mà có nhiều shop thời trang.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Dies sind 65,000 Kleiderbügel auf einer Strasse, in der sich viele Kleidergeschäfte befinden.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Dit zijn 65.000 kleerhangers in een straat met de ene kledingwinkel na de andere.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Estos son 65,000 ganchos de ropa en la calle a un lado de tiendas de ropa
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Ez 65.000 vállfa egy utcán, amin végig divatüzletek vannak.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Ini adalah 65.000 gantungan jas di jalanan yang berderet dengan toko-toko busana.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Isto são 65 000 cabides numa rua repleta de lojas de moda.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Questi sono 65000 attaccapanni in una strada piena di negozi di moda.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Tady je 65 000 ramínek na ulici kterou lemují obchody s módou.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.To jest 65 tys. wieszaków na ulicy pełnej sklepów z odzieżą.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Toto je 65,000 vešiakov na kabát na ulici, ktorá lemuje obchody s oblečením.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Tu vidite 65.000 obešalnikov na ulici, ki je polna modnih trgovin.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Εδώ βλέπουμε 65.000 κρεμάστρες σε ένα δρόμο γεμάτο με καταστήματα μόδας.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Вот это - 65,000 вешалок на улице, вдоль которой тянутся модные магазины.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Ось це - 65,000 вішалок на вулиці, вздовж якої тягнуться модні магазини.
Bu moda dükkanlarıyla sıralı bir sokakta 65.000 elbise askısı.Това са 65,000 закачалки на улица, на която се намират модни магазини.