düştüm ile cümle
düştüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Thế là tôi đơn độc, vì tôi chia sẽ xúc cảm của mình.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Voilà comment je me suis retrouvé en isolement, car j'avais exprimé ma pensée.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Wtedy skończyłem w izolatce, bo wyraziłem swoje uczucia.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Zo belandde ik in de isoleercel, want ik liet mijn gevoelens de vrije loop.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Ось так я потрапив у одиночну камеру, бо виказав свої почуття.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.После го оставиха там да кърви до смърт. така се оказах в карцера, защото показах чувствата си.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.Так я оказался в одиночной камере, потому что не скрывал своего отношения к тому, что произошло.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.כך הגעתי לבידוד, כי נתתי ביטוי לרגשותיי.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.وهكذا انتهى بي المطاف أن أكون في السجن الإنفرادي، لأني أظهرت مشاعري.
Kasvetin içine düştüm. Hissettiklerimi anlatmak istedim.我々の回りすべてに 至る所に こういう人がいます
Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.제가 아무도 만나고 싶어하지 않는다는 것에 놀라웠습니다.
Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.Tôi ngạc nhiên nhận thấy rằng mình không muốn gặp bất kỳ ai.
Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.נדהמתי מכך שלא רציתי לראות אף אחד.
Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.وكنت متفاجئة أنني لم أرى أي أحد ..
Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.本当に 穴に閉じこもりたくて
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.A princípio fiquei chocada por me encontrar dentro duma mente silenciosa.
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.In eerste instantie vond ik het schokkerend om in een stilgevallen hoofd te verkeren.
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.In najprej sem bila šokirana, da sem se znašla znotraj tihega uma.
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.Ja ensiksi olin sokissa, kun huomasin että aivoni olivat täysin hiljaiset.
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.Und zuerst war ich darüber erschrocken, mich innerhalb eines stillen Geistes wiederzufinden.
Mutlak sessizlik. İlk önce, böylesine sessiz bir zihinle başbaşa kalmaktan dehşete düştüm.Y al principio, me sorprendí por el hecho de encontrarme dentro de una mente en silencio.
Ne oldu? Aşağıya düştüm. Olan bu.¿Qué ha pasado?
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.Azelőtt egy héttel, ért egy erősebb ütés a tavaszi síelés alatt -- igen elestem.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.Dříve ten týden jsem se těžce uhodila při pozdní lyžovací sezóně- ano, upadla jsem.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.그 주 초에, 늦 봄 스키를 타면서 심하게 부딪혔던 것입니다.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.Mai devreme în acea săptămână, suferisem o căzătură destul de serioasă, în timp ce schiam-- da, am căzut.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.No início daquela semana, tive um choque forte enquanto esquiava no final da primavera -- sim, eu caí.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.Vài ngày trước đó, tôi đã va khá mạnh vào đợt trượt tuyết cuối xuân -- đúng vậy tôi đã ngã.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.V ten týždeň som sa dosť udrela počas jarného lyžovania -- áno, spadla som.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.Νωρίτερα εκείνη την εβδομάδα, είχα ένα σχετικά άσχημο χτύπημα καθώς έκανα σκι, ναι έπεσα.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.На той неделе я довольно сильно ударилась во время катания на лыжах.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.На тому тижні я досить сильно вдарилася під час катання на лижах.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.מוקדם יותר באותו שבוע, חטפתי חבטה די רצינית במהלך גלישת סקי בשלהי האביב -- כן, נפלתי.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.في بداية ذلك الأسبوع ، تعرضت لضربة قوية أثناء التزحلق في أواخر الربيع -- نعم، وقعت.
O hafta, daha önce, bir bahar kayağı sırasında sert bir darbe aldım -- evet, düştüm.私は春スキーに行き 転んだ時に かなり強い衝撃を受けて 視界に 浮遊物や星が見えていました
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.Du sa: Ve mig! For Herren har lagt sorg til min smerte; jeg er trett av mine sukk og finner ikke ro.
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.네가 일찍 말하기를 슬프다 여호와께서 나의 고통에 슬픔을 더하셨으니 나는 나의 탄식으로 피곤하여 평안치 못하다 하도다 하셨고
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.אמרת אוי נא לי כי יסף יהוה יגון על מכאבי יגעתי באנחתי ומנוחה לא מצאתי׃
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.قد قلت ويل لي لان الرب قد زاد حزنا على المي. قد غشي علي في تنهدي ولم اجد راحة
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.巴 錄 〔 原 文 作 你 〕 曾 說 、 哀 哉 、 耶 和 華 將 憂 愁 加 在 我 的 痛 苦 上 . 我 因 唉 哼 而 困 乏 、 不 得 安 歇
Sen, ‹Vay başıma! Çünkü RAB acıma acı kattı. İnlemekten bitkin düştüm, bana rahat yok› dedin.巴錄 〔 原文 作 你 〕 曾 說 、 哀哉 、 耶和華 將憂 愁 加在 我 的 痛苦 上 . 我 因 唉哼 而 困乏 、 不 得 安歇
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.(118:143) Скорбь и горесть постигли меня; заповеди Твои – утешение мое.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Aflicción y angustia me han alcanzado, pero tus mandamientos han sido mi delicia
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Aku ditimpa kesesakan dan kesusahan, tetapi ketetapan-Mu menggembirakan hatiku
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Angoscia e affanno mi hanno colto, ma i tuoi comandi sono la mia gioia
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Angst und Not haben mich getroffen; ich habe aber Lust an deinen Geboten.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Hätä ja ahdistus ovat minut saavuttaneet, mutta sinun käskysi ovat minun iloni.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.환난과 우환이 내게 미쳤으나 주의 계명은 나의 즐거움이니이다
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.La détresse et l`angoisse m`atteignent: Tes commandements font mes délices.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Necazul şi strîmtorarea mă ajung, dar poruncile Tale sînt desfătarea mea.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Nöd och trångmål hava träffat mig, men dina bud äro min lust.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Nød og trengsel fant mig; dine bud er min lyst.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.omorúság és keserûség ért engem, [de] a te parancsolataid gyönyörûségeim nékem.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Ook al overkomt mij allerlei ellende en achtervolging, juist dan zijn Uw geboden voor mij een vreugde.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Ssoužení a nátisk mne stihají, přikázaní tvá jsou mé rozkoše.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Sự gian truân và sự sầu khổ áp hãm tôi; Dầu vậy, các điều răn Chúa là điều tôi ưa thích.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Sự gian_truân và sự sầu khổ áp hãm tôi ; Dầu vậy , các điều răn Chúa là điều tôi ưa_thích .
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Súženie a úzkosť nadišly na mňa; ale tvoje prikázania sú mojimi rozkošami.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Trængsel og Angst har ramt mig, men dine Bud er min Lyst.
Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir.Tribulação e angústia se apoderaram de mim; mas os teus mandamentos são o meu prazer.