düştüler ile cümle
düştüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.I zmazali se skutky svými, a smilnili činy svými.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.I zmazali się sprawami swemi, a cudzołożyli wynalazkami swemi.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Karena perbuatan-perbuatan itu mereka menjadi najis, dan tidak setia kepada Allah
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.저희는 그 행위로 더러워지며 그 행동이 음탕하도다
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Näin he saastuttivat itsensä töillään ja olivat haureelliset teoissansa.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Như vậy, họ làm cho mình bị ô uế vì công việc mình, Lấy sự làm mình mà thông dâm.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Như_vậy , họ làm cho mình bị ô_uế vì công_việc mình , Lấy sự làm mình mà thông_dâm .
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Så blevo de orena genom sina gärningar och betedde sig trolöst i sina verk.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.S'au spurcat prin faptele lor, au desfrînat prin faptele lor.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.si contaminarono con le opere loro, si macchiarono con i loro misfatti
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.und verunreinigten sich mit ihren Werken und wurden abgöttisch mit ihrem Tun.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Και εμολυνθησαν με τα εργα αυτων, και επορνευσαν με τας πραξεις αυτων.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.Така те се оскверниха от делата си, И блудствуваха в деянията си.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.ויטמאו במעשיהם ויזנו במעלליהם׃
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.وتنجسوا باعمالهم وزنوا بافعالهم.
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.這 樣 他 們 被 自 己 所 作 的 污 穢 了 、 在 行 為 上 犯 了 邪 淫
Böylece yaptıklarıyla kirli sayıldılar, Vefasız duruma düştüler töreleriyle.這樣 他 們 被 自己 所 作 的 污穢 了 、 在行 為上 犯了 邪淫
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Alors ils s'épuisèrent, puis vinrent la nuit et la pluie; ils devinrent fatigués.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Así que se cansaron, ha llegado la oscuridad y la lluvia; se fatigan y se cansan
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Au obosit, a venit întunericul și ploaia.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Boli unavení, prišla tma a dážď; boli vyčerpaní a unavení.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.De bliver trætte, bliver mørke og regn; de bliver udmattet og trætte.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.E allora si stancano, sono scesi il buio e la pioggia; diventano stanchi ed esausti.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Então acabam por ficar cansados, chega a noite e a chuva, ficam exaustos.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.En ze worden moe, duisternis en regen vallen; ze worden het moe.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Fáradtak lettek, sötét lett és esett; fáradtak lettek s kimerültek.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.결국 사람들은 지쳤고, 날은 어두워졌고, 비가 왔습니다; 피곤하고 지쳤습니다.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Lalu mereka menjadi lelah, datanglah gelap dan hujan, mereka menjadi letih dan lelah.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Så de blir trötta, kommit regn och mörker ; de blir matta och trötta.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.So werden sie müde, Dunkelheit und Regen sind gekommen; sie werden lustlos und müde.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Và họ mệt mỏi, trời tối và mưa, họ mệt mỏi rã rời.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Zmęczyli się, nadszedł mrok i deszcz; byli znużeni i zmęczeni.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Και ήταν κουρασμένοι, ήρθε το σκοτάδι και η βροχή. Ήταν εξαντλημένοι, κουρασμένοι.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Все устали, стемнело, пошел дождь; все измотались и устали.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Всі стомились, стемніло, пішов дощ: всі були виснажені.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.Изморили се, стъмнило се и заваляло; били тъжни и уморени.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.אז הם מתעייפים, הגיע החשכה והגשם; הם יגעים ועייפים.
Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.اذاً فقد انهكوا، جاء الظلام والمطر. أحسوا بالضجر والملل.
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.만 2천마리가 되었고
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.BJ: As chitas ficaram reduzidas a 12 000.
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.Còn loài báo gêpa (cheetah) thì đã xuống tới mức 12,000 con.
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.למטה עד ל - 12,000
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.الى 12 الف
Çitalarda da düşüş var... ...sonunda 12.000'e kadar düştüler.ヒョウは
devam et ... Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.皆 疲れていた 闇と雨が訪れ 疲労に立ちすくんだ
Eskiden tamamına sahipken, şimdi %5'e sahipler, ve azınlığa düştüler.Jejich 100% vlastnictví bylo rozředěno na vlastnictví méně než 5% společnosti.
Eskiden tamamına sahipken, şimdi %5'e sahipler, ve azınlığa düştüler.会社の5%になるまで希釈してしまいました。 そして、これは公平な状況かもしれません。
Genelde güvenli olurdu. Ancak bir hırsızın kalemini kullanma hatasına düştüler.En normaal zou dat ook zo zijn maar ze maakten de fout om met de pen van de oplichter te tekenen.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.A jako im povedal: Ja som, postúpili nazpät a padli na zem.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.A jakž řekl jim: Já jsem, postoupili nazpět, a padli na zem.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Als nun Jesus zu ihnen sprach: Ich bin's! wichen sie zurück und fielen zu Boden.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Appena disse «Sono io», indietreggiarono e caddero a terra
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.A skoro im rzekł: Jam jest, postąpili nazad i padli na ziemię.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Bij het horen van de woorden "dat ben Ik" gingen zij achteruit en vielen op de grond.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Cînd le -a zis Isus: ,,Eu sînt``, ei s'au dat înapoi, şi au căzut jos la pămînt.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Cuando les dijo, "Yo soy", volvieron atrás y cayeron a tierra
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Da han nu sa til dem: Det er mig, vek de tilbake og falt til jorden.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.예수께서 저희에게 내로라 하실 때에 저희가 물러가서 땅에 엎드러지는지라
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Ko jim je torej rekel: Jaz sem, stopijo nazaj in padejo na tla.
İsa, ‹‹Benim›› deyince gerileyip yere düştüler.Kun hän siis sanoi heille: "Minä se olen", peräytyivät he ja kaatuivat maahan.