düştük ile cümle
düştük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.Verily your Lord will judge between them on the Day of Judgement in what they differed about.
Allah'ın âyetlerini yalan sayan kimselerin düştükleri durum ne fecî!How wretched the semblance of the people who deny the words of God!
Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?(Is it) of the great announcement
Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektirYour Lord will assuredly settle their differences on the Day of Resurrection.
İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir.Surely God will judge between them in what they are differing about.
Diriliş Günü senin Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda onların arasında yargı verecektir.Verily your Lord will judge between them on the Day of Judgement in what they differed about.
Artık Allah, ayrılığa düştükleri şey hakkında, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
(Resulüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur.And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Kıyamet günü o kâfirler can kaygısına düştükleri zaman bir görsen!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Yanları üzerine düştükleri zaman da onlardan yeyin ve dilenene de dilenmeyen yoksula da yedirin.Then when they fall down on their sides, eat thereof and feed the contented and suppliant.
Bunun üzerine Allah, kendi izniyle inananları, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.Then Allah by His Leave guided those who believed to the truth of that wherein they differed.
Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe Kendi izniyle eriştirdi.Then Allah by His Leave guided those who believed to the truth of that wherein they differed.
Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi.Then Allah by His Leave guided those who believed to the truth of that wherein they differed.
Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi.Then Allah by His Leave guided those who believed to the truth of that wherein they differed.
Rabbin, elbette ayrılığa düştükleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.
Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ayrılığa düştükleri konularda onların aralarında hükmedecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Ancak Sen, ayrılığa düştükleri şeylerde kullarının arasında hükmedersin."You will judge between your servants regarding what they had differed about.”
Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."You will judge between your servants regarding what they had differed about.”
Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.
Muhakkak ki Rabbin ayrılığa düştükleri şeylerde kıyamet günü aralarında hükmedecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin."You will judge between your servants regarding what they had differed about.”
Şüphe yok ki Rabbin, kıyamet gününde, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında, aralarında hükmedecek.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.
Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.You will judge between your servants regarding what they had differed about.”
Rabbin, ayrılığa düştükleri konuda diriliş günü aralarında hüküm verecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.
Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda onların arasında diriliş günü karar verecek olandır.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen: Hiçbiri kurtulamaz, yakın yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde! Artık kaçış-kurtuluş yok!Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur.A saying of truth, concerning what they doubt.
Onların şüpheye düştükleri şey hakkında gerçek söz, budur.A saying of truth, concerning what they doubt.
Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri şeyin doğrusu bu sözdür.A saying of truth, concerning what they doubt.
Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.A saying of truth, concerning what they doubt.
Mayınları gördüğümüzde durduk, ama birisi üzerimize atladı, düştük ve patlamalar duyuldu.We stopped when we saw the mines, but someone jumped on us, we fell down and explosions were heard.
Üzüm asmada olgunlaştıkça asitler (malik asit gibi) düştükçe şekerler ve pH artar.As the grape ripens on the vines, sugars and pH increase as acids (such as malic acid) decrease.
İngot üretim fiyatları düştükçe, ortaya çıkan hücrelerin fiyatı da düştü.As their price fell, the price of the resulting cells did as well.
Ethra'yı, torunları Demophon ve Acamas, Truva düştüktan sonra evine geri getirirler.She was ultimately returned to her home by her grandsons Demophon and Acamas after the fall of Troy.
Sophie, Ocak 2021'de Yunanistan'ın Atina kentinde kaza sonucu düştükten sonra hayatını kaybetti.Sophie died in January 2021 after an accidental fall in Athens, Greece.
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."Das kann nur Gott entscheiden“.
Takım küme düştükten sonra Jimmy Seed menajer olarak atandı.Ihnen zur Seite stellte man damals Jimmy Hart als Manager.
Ne hallere düştük' diye laf attı.Sie aber sprachen: Was geht uns das an?
Hurley: Biz birkaç ay önce buraya 815 nolu uçuş ile düştük, bir uçak kazası oldu.1968 verunglückte eine Tu-124 auf dem Aeroflot-Flug 3153 beim Start, wobei ein Insasse ums Leben kam.
Kulüp küme düştükten sonra Öztürk Standard Liège'e transfer olmuştur.Nach Ablauf dieser Leihe wechselte er zum Standard Lüttich zurück.
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."Allah jugera les gens sans intermédiaire, un par un.
Okyanusa düştükten sonra Ana Lucia, ihtiyacı olan herkese yardım etmeye çalışır.Après le crash, Ana Lucia fait de son mieux pour aider chaque survivant.
Üçümüz de yere düştük.Tous trois en périrent.
Yürüyüşe ayak uyduramayanlar, düştükleri yerde vurularak öldürülüyordu.Ceux qui ne pouvaient pas marcher étaient fusillés sur place.
Test masrafları düştükçe test yaptıran kişi sayısa da artmaktadır.Comme le coût des tests continue de décroître, le nombre de personnes en test continue de s'accroître.
1987 yılında küme düştükten sonra bir daha profesyonel liglerde yer alamadı.Quand elle arrive au parc en 2006, elle n'est plus capable de marcher.
Yürüyüşe ayak uyduramayanlar, düştükleri yerde vurularak öldürülüyordu.Otros que corrieron fueron abatidos a tiros".
Başbakan Alfred Sant ile anlaşmazlığa düştükten sonra 1997 yılında bu görevinden istifa etti.Él renunció a este puesto en 1997 a raíz de desacuerdos con el Primer Ministro Alfred Sant.
Üçümüz de yere düştük.Ambos cayeron al suelo.
Amatöre düştükten sonra tekrar Konya Sanayispor adına geri döndü.Al terminar sus labores, se dedicó nuevamente a la pintura particular.