Ana içeriğe geç
Sözlük

düştü ile cümle

düştü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Lâkin ihtilâfa düştüler de onlardan bir kısmı iman, bir kısmı ise inkâr etti.But dissensions arose, some believed, some denied.
Niçin Beni dinlemediniz de bu perişan duruma düştünüz?” [20,121] {KM, Tekvin 3,7}And I told you that Satan was your open enemy.
İşte o Firavun ve takımı yenilip küçük düştüler.Thus there and then they were vanquished and overthrown, humiliated.
Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Firavun da askerleriyle onun peşine düştü. Deniz onları öyle bir sardı ki birden yutuverdi.Then the Pharaoh followed them with his army, but the sea overpowered and engulfed them.
Tuttular, Allah'tan başka tanrılar peşine düştüler, güyâ ki yardıma nâil olacaklar!And take other gods apart from God that they may perhaps give them help.
Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.You are a people lost.
Allah'ın âyetlerini yalan sayan kimselerin düştükleri durum ne fecî!How wretched the semblance of the people who deny the words of God!
Başı derde düştü mü sızlanır durur.If evil befalls him he is perturbed;
Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?(Is it) of the great announcement
Fakat anlaşmazlığa düştüler. Kimisi inandı, kimisi inkar etti.But dissensions arose, some believed, some denied.
Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim."You have then to come back to Me when I will judge between you in what you were at variance."
Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.To Him will you all return in the end, when He will tell you of what you were at variance.
Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Ayrılığa düştüğünüz konuda size haber verecektir.You have to go back to your Lord in the end when He will tell you about the things you disputed.
İnsanlar bir tek toplumdu; sonra anlaşmazlığa düştüler.Men were once a community of one faith; but they differed (and followed different ways).
Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler.So they did not differ until they came to have knowledge.
Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektirYour Lord will assuredly settle their differences on the Day of Resurrection.
Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi; içine bir korku düştü.When they did not stretch their hands towards it he became suspicious and afraid of them.
Musa'ya kitabı verdik; ancak onda anlaşmazlığa düştüler.Verily We gave to Moses the Book, but there was disagreement about it.
Üzüntüden gözlerine ak düştü, acısını içine gömdü.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Firavun, ordusuyla birlikte ardlarına düştü. Ne var ki, deniz üstlerine kapanıp onları içine aldı.Then the Pharaoh followed them with his army, but the sea overpowered and engulfed them.
Fakat onlar işlerinde ayrılığa düştüler; hepsi bize döneceklerdir.But they split up the order among themselves; (yet) all of them have to come back to Me.
Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir.Surely God will judge between them in what they are differing about.
Biz Musa'ya kitabı (İbranice) verdik, onda da anlaşmazlığa düştüler.Verily We gave Moses the Book; but they began to differ about it.
Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.Yet they did not differ about it until knowledge came to them, through rivalries among themselves.
Kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekememezlikten ötürü ayrılığa düştüler.And they did not differ until after knowledge came to them, through mutual jealousies.
Diriliş Günü senin Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda onların arasında yargı verecektir.Verily your Lord will judge between them on the Day of Judgement in what they differed about.
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Bulut kümesidir!" derler.If they should see a segment falling from the sky, they would say: "It is only a massive cloud."
Yıldızlar sönüp düştüğü zaman,The stars turn dim and scatter,
Düştüğü vakit kurtaramaz parası/malı onu.And his riches will not avail him when he falls headlong (into the Abyss).
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!Then groups among them differed; so ruin is for the disbelievers from the witnessing of a Great Day.
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler!See the kind of examples they invent for you!
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız.When they entered upon David, so he feared them – they said, “Do not fear!
Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Artık Allah, ayrılığa düştükleri şey hakkında, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü.Then he conceived a fear of them. They said, 'Be not afraid!'
Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim.I will set thy followers above the unbelievers till the Resurrection Day.
Derken kalkıp yola düştüler, nihayet bir gemiye bindiler, o zat, gemiyi deldi.So they departed; until, when they embarked upon the ship, he made a hole in it.
Yüzleri kararanlara şöyle denir: "İmanınızdan sonra küfre mi düştünüz?As for those whose faces are blackened -- 'Did you disbelieve after you had believed?
O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü.Then he conceived a fear of them.
Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler.Mankind were only one nation, then they fell into variance.
Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler.and they follow what the Satans recited over Solomon's kingdom.
Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü.Then he conceived a fear of them.
O sırada onlardan yana içine bir korku düştü.Then he conceived a fear of them.
Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.God shall decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.
Yemeğe el uzatmadıklarını görünce de halleri, hoşuna gitmedi ve onlardan, içine bir korku düştü.And when he beheld that their hands reached it not he misliked them, and ccnceived a fear of them.
Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
(Resulüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler.Yea! they are in doubt concerning My admonition.
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur.And couldst thou see the time when they shall be terrified!
İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.And then there were lost the infidels.
Kıyamet günü o kâfirler can kaygısına düştükleri zaman bir görsen!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Yanları üzerine düştükleri zaman da onlardan yeyin ve dilenene de dilenmeyen yoksula da yedirin.Then when they fall down on their sides, eat thereof and feed the contented and suppliant.
Bunun üzerine Allah, kendi izniyle inananları, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.Then Allah by His Leave guided those who believed to the truth of that wherein they differed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod