De ki: Allah indirdi, sonra da bırak onları, düştükleri boş iddialarla oyalanıp dursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
İnsanlar, ancak tek bir ümmetti, sonradan ayrılıklara düştüler.Men were once a community of one faith; but they differed (and followed different ways).
Şüphe yok ki Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında hükmedecek.Your Lord will assuredly settle their differences on the Day of Resurrection.
Gene yola düştüler, derken bir erkek çocuğa rastladılar, o zat, çocuğu öldürdü.The two went on till they came to a boy, whom he killed.
İşte budur Meryemoğlu İsa. Onların şüpheye düştükleri şey hakkında gerçek söz, budur.This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
Aralarından bölükler ayrıldı, ayrılığaaykırılığa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Musa'nın içine bir korku düştü.And Moses felt afraid within himself.
Allah, kıyamet günü, ne hususta aykırılığa düştüyseniz, aranızda hükmeder sizin.God will judge between you on the Day of Judgement in what you are at variance."
Firavun'a uyanlar, gün doğunca İsrailoğullarının artlarına düştüler.But they pursued them at sunrise.
Şüphe yok ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri birçok şeyleri anlatmadadır.Indeed this Qur'an explains to the children of Israel much of what they are at variance.
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, birbiri üstüne yığılmış bulut derler.If they should see a segment falling from the sky, they would say: "It is only a massive cloud."
Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki.So they departed, talking in low voices:
Artık sen onun üstüne düştükçe düşüyorsun.You pay full attention,
Orada mağlup oldular, küçük düştüler.Thus there and then they were vanquished and overthrown, humiliated.
İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler.Men were once a community of one faith; but they differed (and followed different ways).
Ve kederden gözlerine ak düştü. Durmadan yutkunuyordu.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü.He was one of the jinni and rebelled against his Lord's command.
İşte Meryem'in oğlu İsa budur! Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri şeyin doğrusu bu sözdür.This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.
Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın.Nor can you lead the blind when they have gone astray.
Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır.In whatever matter you disagree the ultimate judgement rests with God.
Böyle iken, aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler.But the factions differed among themselves.
O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler.He felt afraid of them; but they said: "Have no fear," and gave him the good news of a wise son.
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler şöyle derler: "Üstüste yığılmış bulutlar!"If they should see a segment falling from the sky, they would say: "It is only a massive cloud."
Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti.And if God had willed they would never have fought among themselves.
Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.To Him will you all return in the end, when He will tell you of what you were at variance.
Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Ve O, uyuşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.You have to go back to your Lord in the end when He will tell you about the things you disputed.
Bunun üzerine orada şiddetli bir deprem oldu ve bayılıp düştüler. Hz.You are our saviour, so forgive us and have mercy on us, for You are the best of forgivers.
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü.When they did not stretch their hands towards it he became suspicious and afraid of them.
Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkar idiler.Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.
Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.Then the Pharaoh followed them with his army, but the sea overpowered and engulfed them.
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.But they pursued them at sunrise.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.So had many an earlier people gone astray,
Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır!They are still in doubt about My admonition; but they have not tasted My punishment yet!
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir.Surely God will judge between them in what they are differing about.
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur.In whatever matter you disagree the ultimate judgement rests with God.
Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.Yet they did not differ about it until knowledge came to them, through rivalries among themselves.
Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilafa düştüler.But the factions differed among themselves.
Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.And they did not differ until after knowledge came to them, through mutual jealousies.
Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.Verily your Lord will judge between them on the Day of Judgement in what they differed about.
Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı.So he prayed to his Lord: "I am helpless, deliver me."
Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.And his riches will not avail him when he falls headlong (into the Abyss).
Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti.But dissensions arose, some believed, some denied.
Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim".You have then to come back to Me when I will judge between you in what you were at variance."
O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.To Him will you all return in the end, when He will tell you of what you were at variance.
Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.You have to go back to your Lord in the end when He will tell you about the things you disputed.
Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.Your Lord will assuredly settle their differences on the Day of Resurrection.
O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.
Ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler.Yet the sectarians differed among themselves.
Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.God will judge between you on the Day of Judgement in what you are at variance."
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.But they pursued them at sunrise.
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü.When they came before David, he was frightened of them.
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir.In whatever matter you disagree the ultimate judgement rests with God.
Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler.But the factions differed among themselves.
Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.Verily your Lord will judge between them on the Day of Judgement in what they differed about.
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler.If they should see a segment falling from the sky, they would say: "It is only a massive cloud."
Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.So he prayed to his Lord: "I am helpless, deliver me."