düşme ile cümle
düşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.A él invoqué con mi boca y con mi lengua lo ensalcé
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Aku telah berseru minta tolong kepada-Nya; sekarang kunyanyikan pujian bagi-Nya
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.A lui ho rivolto il mio grido, la mia lingua cantò la sua lode
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Am strigat către El cu gura mea, şi îndată lauda a fost pe limba mea.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Do niegom usty swemi wołał, a wywyższałem go językiem moim.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Häntä minä suullani huusin, ja ylistys tuli minun kielelleni.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Hozzá kiálték az én szájammal, és magasztalás volt nyelvem alatt.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.J`ai crié à lui de ma bouche, Et la louange a été sur ma langue.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Jeg råbte til ham med min Mund og priste ham med min Tunge.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.K njemu sem klical s svojimi usti in hvalnica mi je bila na jeziku.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.내가 내 입으로 그에게 부르짖으며 내 혀로 높이 찬송하였도다
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Na neho som volal svojimi ústy, a vyvyšoval som ho svojím jazykom.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Nog maar net had ik Hem aangeroepen, of Hij gaf mij al een loflied in de mond.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Til ham ropte jeg med min munn, og lovsang var under min tunge.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Till honom ropade jag med min mun, och lovsång var redan på min tunga.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Tôi lấy miệng tôi kêu cầu Ngài, Và lưỡi tôi tôn cao Ngài.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Tôi lấy miệng tôi kêu_cầu Ngài , Và lưỡi tôi tôn cao Ngài .
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Ústy svými k němu jsem volal, a vyvyšoval jsem ho jazykem svým.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Zu ihm rief ich mit meinem Munde, und pries ihn mit meiner Zunge.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Προς αυτον εβοησα δια του στοματος μου, και υψωθη δια της γλωσσης μου.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.Към него извиках с устата си; И Той ще бъде възвисен чрез езика ми.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.אליו פי קראתי ורומם תחת לשוני׃
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.صرخت اليه بفمي وتبجيل على لساني.
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.我 曾 用 口 求 告 他 、 我 的 舌 頭 、 也 稱 他 為 高
Ağzımla Ona yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi.我 曾用口 求告 他 、 我 的 舌頭 、 也稱 他 為高
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Ah, ştiu când nuca de cocos stă să cadă.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Ah, vem, kdaj je kokos tik pred tem, da pade.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Ik weet wanneer de kokosnoot gaat vallen.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.오, 저는 언제 코코넛이 떨어질 지 압니다.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Ó, én tudom, hogy mikor készül leesni a kókuszdió.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Oh, ich weiß, wann die Kokosnuss bereit ist zu fallen.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Oh, je sais quand la noix de coco est prête à tomber.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Oh, yo sé cuando un coco está a punto de caer.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Tôi biết khi nào trái dừa sắp rụng.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum. Ve dünyayi çok fazla zorladığımızı da.Ah, io lo so quando la noce di cocco sta per cadere. io so che abbiamo sforzato la Terra oltre il limite.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.Wiem, kiedy kokos spadnie.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.О, знам кога кокосът е на път да падне.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.О, я знаю, когда кокосовый орех собирается упасть.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.О, я знаю, коли кокосовий горіх збирається впасти.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.אה, אני יודעת מתי שהקוקוס עומד ליפול.
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.أعلم عندما توشك جوزة الهند على السقوط
Ah, o hindistan cevizinin düşmek üzere olduğunu biliyorum.私たちは地球を苦しめすぎたの
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Öyle denebilir.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Sanırım şimdi kendinizi biraz tavşan yuvasına yuvarlanan Alice gibi hissediyorsunuz.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Sanırım tavşan deliğinden düşen Alice gibi hissediyorsun.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Sanki tavşan deliğinden yuvarlanan Alice gibi hissettiğinizi zannediyorum.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şu an Alice gibi tavşan deliğine doğru yuvarlanıyormuş gibi hissettiğini tahmin edebiliyorum.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şu an Alice gibi tavşan deliğine doğru yuvarlanıyormuş gibi hissettiğini tahmin edebiliyorum.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şu anda kendini, tavşan deliğine yuvarlanan Alice gibi hissettiğini biliyorum.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şuanda tavşan deliğinden düşen Alice gibi hissediyor olmalısın.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şuanda tavşan deliğinden düşmekte olan Alice gibi hissediyor olmalısın.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şuan tavşan deliğine yuvarlanmış Alice gibi hissediyor olmalısın.
Alic in tavşan deliğinden düşmesi gibi kendini hissetiğini biliyorum şuan.Şuan tıpkı Alice'in tavşan deliğine yuvarlıyormuş gibi hissettiğini biliyorum.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.하지만 20세대가 지나서는 넘어지지 않고 똑바로 걷게 됩니다.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Aber jetzt, nach der 20. Generation, geht er tatsächlich in einer geraden Linie ohne zu stürzen.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Dar acum, după 20 de generaţii merge de fapt în linie dreaptă, fără să mai cadă .
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Et après 20 générations il marche en ligne droite sans tomber.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Ma ora dopo la generazione 20 in effetti cammina in linea retta senza cadere.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Na generatie 20 kan het eindelijk in een rechte lijn wandelen zonder om te vallen.
Ama 20.den sonra düz bir çizgide düşmeden yürüyebiliyor.Pero después de la generación 20 camina de verdad en línea recta sin caerse.