düşmanca ile cümle

düşmanca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onlarla insanlar arasında bazen dostça bazen de düşmanca ilişkiler mevcuttur.Cu toate acestea, la nivel personal au rămas în termeni prietenești.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Aina näiden välinen yhteistyö ei ollut kovin tiivistä.
Tolstoy Ekim Devrimini düşmanca kabul eder.Ο Πότρεσοφ εναντιώθηκε αποφασιστικά στην Οκτωβριανή Επανάσταση.
Ostrogotlar Krallığı ile Vandallar Krallığı arasındaki ilişkiler gittikçe daha düşmanca olmaya başladı.Η σύγκρουση μεταξύ της χήρας και του αυτοκράτορα έγινε πιο σοβαρή.
Düşmanca savurdular oklarını üzerine.Gamle tilgroede afgravninger i siderne.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.En mediekampagne tog efterhånden fart i Tyskland.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Forholdet mellom dem var aldri bra.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Hubungan itu tidak selalu ramah.
Orta Çağ'da çoğunlukla kötü/düşmanca resmedilmiş ve en çok Dante'nin şiirinin illüstrasyonlarında görünmüştür.中世においては、敵意をもって描かれることが多く、ほとんどがダンテの詩の挿絵に描かれるものであった。
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.しかし、彼らとの関係は常に薄いものでした。
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.그러나 두 국가의 관계가 항상 적대적이지는 않았다.
Tolstoy Ekim Devrimini düşmanca kabul eder.אקסלרוד התנגד נחרצות למהפכת אוקטובר.
Süregelen anlaşmazlıklarla Filistin-İsrail ilişkileri daha da düşmanca bir tavır aldı.Палестинско-израелските отношения стават още по-враждебни поради продължилия конфликт.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Външната политика на страната става по-агресивна.
Romana yapılan eleştiriler oldukça düşmancaydı.Recenzije romana bile su u velikoj većini pohvalne.
Joseph, Papa'ya karşı çok bağımsızdı ve cizvitlere karşı düşmancaydı.Kina je bila među vrlo rijetkim državama, koje su bile suzdržane ili neprijateljske prema papi.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Napriek tomu medzi nimi nebolo nejaké nepriateľstvo.
Onlarla insanlar arasında bazen dostça bazen de düşmanca ilişkiler mevcuttur.Navzájom sú priateľské, voči ostatným druhom niekedy agresívne.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Šie santykiai ne visada buvo draugiški.
Köktendinciler Batıya ve ABD'ye karşı düşmanca tavır sergilerler.Ajatola tuoj pat pradėjo priešišką kampaniją prieš Vakarus ir JAV.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Nad olid seejuures alati meie vastu sõbralikud.
ama yine de başa çıkması kolay olmayan düşmanca bir soru geldi.Doch dann bekam ich eine schwierige Frage, die nicht so leicht zu handhaben war.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.Créer un climat menaçant, hostile, dégradant, humiliant ou offensant est aussi un acte discriminatoire.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.Det är även diskriminering att skapa en hotfull, fientlig, nedsättande eller förödmjukande atmosfär.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.Syrjintää on myös uhkaavan, vihamielisen, halventavan tai nöyryyttävän ilmapiirin luominen.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.Дискриминацией также является нагнетание угрожающей, враждебной, оскорбляющей или унижающей атмосферы.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.كذلك يعتبر التهديد أو خلق جو من العدائية والتحقير أو الإذلال تمييزاً.
Ayrımcılık aznı zamanda, tehdit edici, düşmanca, aşağılayıcı ya da onur kırıcı bir ortamın yaratılmasıdır.制造威胁、仇恨、遍地或侮辱氛围也是歧视行为。命令或指使他人进行歧视的行为也是歧视。
Beni bu düşmanca bakışla yargılıyor musun?Tu me mets mal à l'aise avec ce regard.
Beni bu düşmanca bakışla yargılıyor musun?Úgy mered rám, mint valami kéjencre.
Beni bu düşmanca bakışla yargılıyor musun?Με κρίνεις με αυτό το βλέμμα.
Beni bu düşmanca bakışla yargılıyor musun?هل تستعملين تعابير عينيك لتدميري سمعة الاخرين؟
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Amikor én vitákról beszélek, valószínűleg erre gondolnak, a szemben álló modellre.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Când spun dezbatere, probabil v-aţi gândit la modelul adversarial.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Cuando hablo de argumentaciones, probablemente es el modelo bélico en el que pensaron.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Když mluvím o hádkách, je to tak jak si pravděpodobně myslíte, ten konfliktní model.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Ketika saya berbicara mengenai perdebatan, itu mungkin apa yang kamu pikirkan, model permusuhan.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Khi tôi nói về lập luận, mà có lẽ những gì bạn nghĩ về, mô hình đối nghịch.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Kiedy mówię o kłótniach, przychodzi wam na myśl pewnie taki model.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.제가 논쟁에 대해 말할 때, 아마도 여러분이 생각하고 계시듯이 대립적인 모델일 경우가 많습니다.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Quand je parle des débats, c'est probablement ce à quoi vous pensiez, le modèle accusatoire.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Wenn ich über Streit rede, ist es wahrscheinlich das, was Sie sich vorgestellt haben, das gegnerische Modell.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Όταν μιλάω για επιχειρήματα, πιθανόν να σκεφτήκατε αυτό το μοντέλο, της αντιπαλότητας.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Во время моего разговора о спорах, вероятно, вы подумали об оппозиционной модели.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.І коли я говорю про суперечку, можливо, ви також думаєте про сутичку.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Когато говоря за спор, вероятно става въпрос за това, което и вие помислихте - конфликтния модел.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.כשאני מדבר על ויכוחים, זה ודאי מה שעלה בדעתכם. מודל ההתנצחות.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.عندما أتكلم عن الجدال، هذا على الأغلب ما تفكر فيه، النموذج العدائي.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.このような敵対モデルでしょう でも戦争の比喩 すなわち 議論を戦争に喩え
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Cela transforme le débat en contradiction. Ça le polarise.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Das macht es gegnerisch. Es ist polarisierend.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Dělá z toho soupeření. Je to polarizující.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Ellenségessé tesz. Megosztó hatású.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Het gaat uit van het tegenstrevermodel. Het polariseert.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Itu membuat perdebatan menjadi permusuhan. Hal itu mempolarisasikan.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.이런 태도는 논쟁을 적대적으로 만들죠. 이는 극단적입니다.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Nó khiến cuộc tranh luận trở nên khó chịu. Nó khiến các bên đối đầu với nhau.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.O face contradictorie, polarizantă.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Resulta contradictorio. Está polarizando.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.Wywołuje sprzeciw. Polaryzuje.
İlgili Sayfalar