düşmanca ile cümle

düşmanca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Herkes yasadışı yabancılar karşı düşmanca bir tavır aldı.Everybody took a hostile attitude toward illegal aliens.
O, önce düşmanca baktı.He looked unfriendly at first.
Köylüler tarafından düşmanca karşılandık.We got a hostile reception from the villagers.
Onun düşmanca tutumunu sevmiyorum.I dislike her unfriendly attitude.
O, onların ona karşı olan düşmanca duygularının farkındaydı.She was aware of their hostile feelings toward her.
Onun düşmanca bir tutumu vardı.She had an unfriendly attitude.
O zengin ama düşmanca.He's rich, but unfriendly.
Tom düşmanca görünüyor.Tom seems to be unfriendly.
Tom ilk başta düşmanca göründü.Tom looked unfriendly at first.
Bu denizaltı gezegendeki en düşmanca koşullarda çalışabilir.This submarine can operate in the most hostile conditions on the planet.
Bu düşmanca bir ortam.It's a hostile environment.
İnternetin çoğu düşmanca dil kullanır.Most of the Internet uses unfriendly language.
Tom düşmanca göründüğümü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I seemed unfriendly.
O çok düşmancaydı.That was very unfriendly.
Çok düşmanca davranıyorsun.You're being very unfriendly.
Venüs düşmanca bir çevreye sahiptir.Venus has a hostile environment.
Tom düşmanca görünüyordu.Tom seemed unfriendly.
Tom eskiden olduğu kadar düşmanca değil.Tom isn't as unfriendly as he used to be.
İnsanlar orada çok düşmancaydı.The people were very unfriendly there.
Düşmanca bir çevre yarattın.You've created a hostile environment.
Tom'un düşmanca bir tavrı var.Tom has a hostile attitude.
Aryanizm ve diğer Hristiyanlık biçimleri de kendilerini düşmanca bir ortamda buldular.Arianism and other forms of Christianity found themselves in a hostile environment as well.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.These relationships were not always friendly.
Süregelen anlaşmazlıklarla Filistin-İsrail ilişkileri daha da düşmanca bir tavır aldı.Palestinian-Israeli relations grew even more hostile as a result of continued conflict.
Bu yer değiştirmelere özellikle eski okulunun yöneticilerinin düşmanca davranışları sebep olmuştur.Execution of the above changes was primarily done by the school's staff.
Ancak kendisinden gerekli yardımı alamadığı gibi düşmanca karşılandı.To their disappointment they did not get the help they needed.
Ve düşmanca bir ortamda çalışmaya çalışıyor.And he's operating in a hostile environment.
Beni bu düşmanca bakışla yargılıyor musun?You are making me uncomfortable with that stare.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.When I'm talking about arguments, that's probably what you thought of, the adversarial model.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.It makes it adversarial; it's polarizing.
Düşmanca, mantıksal bir tartışmada, taraftar ve karşıt roller vardır.There's the proponent and the opponent in an adversarial, dialectical argument.
Geniş, uçsuz bucaksız, derin, düşmanca.It's wide, it's vast, it's deep, it's hostile.
Kızlar onunla görüşmeye gittiğinde çok düşmanca bir tavır takındı.And when the girls started engaging him, he was very hostile towards them.
Corky resmi düşmanca bakışlar, ve kuru bir tür, gürültü emme oldu ağzını.Corky was glaring at the picture, and making a sort of dry, sucking noise with his mouth.
Okçular acımadan saldırdı ona. Düşmanca savurdular oklarını üzerine.The archers have severely grieved him, shot at him, and persecute him:
Firavun, düşmanca saldırmak için derhal adamlarını ve askerlerini arkalarına düşürdü.Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Firavun ve ordusu ise küstahça ve düşmanca arkalarına düştü.Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Rusya'daki toplumsal davranış genellikle Orta Asya ve Kafkaslar'dan gelen göçmenlere karşı düşmanca.Public sentiment in Russia is often hostile towards migrants from Central Asia and the Caucasus.
Crypto, oyunculara düşmanca saldırıların yönünü bildiren bir kalkanla korunur.Crypto is protected by a shield, which informs players the direction of hostile attacks.
Dış Grubu Küçük Görme ve Dış Gruba Yönelik Düşmanca TutumlarOut-group derogation
Muhammed'in Mekke putlarını kınaması düşmanca tepkilere neden oldu.Muhammad's denunciation of the Meccan idols provoked hostile reactions.
Tüm canlılar tüketilemez ve bazıları köpekbalığına karşı düşmanca davranır.Not all creatures can be consumed, and some are hostile towards the shark.
Ptolemy III, babasının Makedonya'ya karşı düşmanca politikasını sürdürdü.Ptolemy III maintained his father's hostile policy to Macedonia.
Aslında İspanyollar düşmanca davrandılar ve yılda sadece bir geminin girmesine izin verdiler.In fact, the Spanish remained hostile and let only one ship a year enter.
Çoğunlukla, psikologlar cinsiyetçiliğin düşmanca biçimlerini incelediler.For the most part, psychologists have studied hostile forms of sexism.
Düşmanca cinsiyetçilik alt ölçeğinden örnek bir madde şudur: "Kadınlar çok çabuk gücenir."A sample item from the hostile sexism sub-scale is "Women are too easily offended."
İki Yemen devleti arasındaki ilişkiler barışçıl ve düşmanca arasında dalgalandı.Relations between the two Yemeni states fluctuated between peaceful and hostile.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Die Beziehung zu Rom waren nicht immer feindlich.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Die Stimmung in der Bevölkerung wurde jedoch immer feindlicher.
MÖ 418'de Sparta ve Atina müttefiki Argos arasındaki düşmanca tutum savaşın tekrar başlamasına sebep oldu.En 418, cependant, l'hostilité entre Sparte et Argos, alliée d'Athènes, conduit à la reprise des combats.
Romana yapılan eleştiriler oldukça düşmancaydı.Les critiques germanophones ont été assez polarisées.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Las cosas no fueron siempre tan lúgubres entre ellos.
MÖ 418'de Sparta ve Atina müttefiki Argos arasındaki düşmanca tutum savaşın tekrar başlamasına sebep oldu.Nel 418 a.C., però, l'ostilità tra Sparta e l'alleato di Atene Argo portò a una ripresa delle ostilità.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.L'atmosfera politica in Germania si fa però sempre più incandescente e pericolosa.
Zosimus'un Eudoksia ile ilgili yazdıkları genellikle düşmancadır ve anlattıklarının hassasiyeti şüphelidir.Porém,o relato de Zósimo sobre a vida de Eudóxia lhe é geralmente hostil e sua exatidão é duvidosa.
2010 sezonunda temanın izleyicilerden düşmanca tepkiler alan yeni bir sürümünden sorumluydu.Por volta de 2013 já parecia óbvio que uma nova onda de protestos feministas estava acontecendo.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Toch waren de verhoudingen niet altijd vijandig.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Jednak ich relacje nigdy nie były zbyt serdeczne.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Але відносини між ними не завжди були добрими.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Зовнішня політика ставала все більш ворожішою по відношенню до Німеччини.
İlgili Sayfalar