düşmüş ile cümle

düşmüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.Ton Seigneur décidera entre eux, au Jour de la Résurrection sur ce qui les divisait ».
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Son livre ne manque pas d’heureuse invention ; mais il propose et ne conclut rien.
Muhtemelen bir deprem sırasında düşmüş olmalıdır.On suppose qu'il a été détruit dans un tremblement de terre.
Tıpkı diğer İspanyol liberalleri gibi Goya da Fransa'nın ülkesini istilası ile güç bir pozisyona düşmüştü.Comme d'autres libéraux espagnols, Goya se retrouve en position délicate, à la suite de l'invasion française.
Sözde Sarıkız kötü yola düşmüş, başka başka insanlarla yatıp kalkıyor diyorlarmış.Un peu mal à l’aise, ils parlent à propos du fait qu’ils n’ont couché avec personne d’autre.
Erivan nüfusu 1989'da 1.250.000 kişiden 2001'de 1.103.488 kişiye ve 2003'te 1.091.235 kişiye düşmüştür.La population d'Erevan a chuté de près de 1 250 000 en 1989 à 1 103 488 en 2001 et 1 091 235 en 2003.
Drogeda artık düşmüştür.Il sombre alors dans la drogue.
Yaşlı adam o kadar çaresiz görünüşe düşmüştür ki sonunda Norina bile ona acımaya başlar.Le vieil homme est si désemparé que même Norina a pitié de lui.
Berger dördüncü sırayı almış, Schumacher beşinciliğe düşmüştü.Berger est quatrième et Schumacher rétrograde à la cinquième place.
Hepimiz öylesine kaderin eline düşmüşüz ki, zavallı çıplak insancıklar!Tout au long du roman, Solal méprise les pauvres. « La misère avilit.
Bununla birlikte takviyelerle bile Sovyet hava gücü, savaş öncesindekinin dörtte birine düşmüştü.Même avec des renforts, l'aviation n'est que le quart de ce qu'elle était avant la guerre.
Ancak Tony son anda geçitten düşmüştür.Il est finalement abattu par Tony qui est arrivé juste à temps.
1980'lerden beri avlanmaya konulan kotalarla birlikte bu sayı yılda 1.000 yunusa düşmüştür.Depuis l'introduction de quotas dans les années 1980, la chasse doit se limiter à 1000 individus par an.
PCR yönteminde ise bu süre 3 haftaya kadar düşmüştür.La CPFL s'arrête ainsi après seulement 3 saisons.
Onlara bir şekilde ters düşmüş kişilere acı çektirebilir, hastalık verebilir, hatta öldürebilirler.Les personnes entrant en contact avec elles peuvent tomber malades, être affaiblies ou même mourir.
İlk elenen takım oldular ve böylece kemer hayalleri suya düşmüş oldu.Ils quittèrent alors le siège et rejoignirent les Drédès.
PCI'nin evrimi konusunda Pierre Lambert ile anlaşmazlığa düşmüştür.Bientôt, un désaccord l'oppose à Lambert sur l'évolution du PCI.
Haçlılara esir düşmüştür.Elles étaient prisonnières des cordes.
Kendisi yaşlı ve yorgun düşmüş bir koşu atıdır.La seule richesse de la famille est un cheval, vieux et fatigué.
1941-1942 kışında, Wehrmacht Doğu Cephesi'nde bir çıkmazın içine düşmüştür.À l'hiver 1941-1942, sa division est envoyée sur le Front de l'Est.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.Les anglais furent démoralisés et affaiblis.
Ayrıca ülkesi de veba salgınından dolayı zayıf düşmüştü.Mais il fut à son tour victime de la peste.
Ligden sadece en son sırada yer alan takım düşmüştür.Le naufrage lui-même n’intervient qu’en dernière partie.
Büyük edebi eserler için gücü gözle görülür bir şekilde düşmüştü.Néanmoins, la puissance dramatique des Bonnes a été reconnue.
Ruslar'ın toplam nüfusa oranı % 4'e düşmüştür.En Russie ou en Roumanie, le taux est de 4 %.
Nüfus son yıllarda göçler sebebiyle düşmüştür.La population a diminué ces dernières années, dû à l'émigration.
4 Şubat 1960 tarihinde 131.8 mm kar düşmüş, kar kalınlığı 15 ila 52 cm yükselmiştir.Le 13 janvier 1950, le record de chutes de neige fut établi avec 50,8 cm.
Ancak suçlamalar bir süre sonra düşmüştür.Cependant, les charges ont été abandonnées quelque temps plus tard.
Babası soylu bir ailedendi, fakat yoksul düşmüşlerdi.Sa dernière malédiction concerne Mina, divinité du bien qu'elle a pervertie.
300 Türk askeri bu noktada düşmana esir düşmüştür.140 combattants islamistes seraient piégés dans ce secteur.
Artık bir kaçak durumuna da düşmüştür.Il échappe ensuite à Panéhesy furieux.
Usopp Oburluk adasına düşmüştür.Voyage à l'île de Rügen.
Toplamda 8 kez uçağı düşmüş, 3 kez de yaralanmıştır.Il a été descendu 8 fois et blessé à 4 reprises.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julia est perplexe.
Fresklerin çoğu duvardan düşmüş ve renkleri gittikçe daha da kaybolmuştur.Tous les murs étaient couverts de fresques mais beaucoup ont disparu.
Anlatıya göre Nuh dünyayı oğulları arasında paylaştırmış, Yafes'e Türkistan düşmüştür.Entretemps, Zengi fut assassiné et son territoire partagé parmi ses fils.
Hayvancılığa dayalı ekonomi zaman içerisinde oran olarak çok düşmüştür.Les animaux domestiques sont apparus progressivement au fil du temps.
1990 yılında tekrar Eerste Divisie'e düşmüştür.En 1990, Haarlem est relégué une nouvelle fois en Eerste divisie.
Alt birim olan qindarkë, kullanımdan düşmüştür.La Flèche d'argent, devenue déficitaire, est supprimée.
Romanya'nın Budapeşte'yi işgaliyle düşmüştür.La révolution éclate à Budapest.
Büyükşehirlere göçlerle son 20 yılda nüfus yüksek oranda düşmüştür.Mais, depuis vingt ans, la population carcérale a vieilli.
Daha sonra mekikten ayrılmış ve Atlantik okyanusuna paraşütle düşmüşlerdi.Elle s'est ensuite déversée dans l’océan Atlantique.
Enerji tüketiminde yerlilik payı 1990'da %48,1 iken 2011 yılında %28,2'ye düşmüştür.En moyenne, leur taux d'utilisation est tombé de 42 % en 2011 à 33 % en 2012.
Dönüş kademeleri ise görevini tamamladıktan sonra yine Ay yüzeyine düşmüştür.Les chouans étaient battus et mis en déroute ; mais le mois suivant ils prirent leur revanche.
Ukrayna'nın GSYİH'sı 2009 yılında %15 oranında düşmüştür.Le taux d'inflation était de 15 % en 2011.
Ona bu kadarcık da iş düşmüş bulunmasaydı, Zorlu sanki asılmış değil, intihar etmiş olacaktı.Voyant ce qu'elle avait fait, désespérée, Déjanire se pend.
Elindeki parayı çabucak harcayan sanatçı yoksul düşmüştür.L'argent qu'il avait si rapidement gagné au blackjack est vite dilapidé.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe se sentía fascinado y aterrado por las nuevas fronteras que la ciencia moderna cruzaba.
Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü.Entre tanto, Egipto estaba en un periodo de inestabilidad.
Ancak kısa süre sonra kendisi de gözden düşmüş ve 38 yılında karısıyla birlikte suikaste kurban gitmiştir.Poco después perdió sin embargo el favor imperial y se suicidó junto a su esposa en 38.
Muhtemelen bir deprem sırasında düşmüş olmalıdır.Se presume que fue destruida por un terremoto.
Bu yasaların çoğu rahatsız edici bilim tanımına düşmüşlerdir.Muchas de estas leyes entran en la categoría de ciencia incómoda.
Bellick gardiyanların odasının altındaki tünelde tuzağa düşmüştür ve kaçışa tanık olur.Bellick queda atrapado en el túnel bajo la caseta de los guardias y es testigo de excepción de la fuga.
Tiflis, 22 Kasım 1386 tarihinde zorlu bir savaştan sonra düşmüştür.Tiflis fue sitiada y tomada el 22 de noviembre de 1386 después de un feroz combate.
Gerçek Robert'i öldürmek için peşine düşmüştür.Un día Robert se escapó para ver a Truth.
Bunun üzerine ekip, Sef'in peşine düşmüştür.Continuación de Gundam SEED Astray.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.Su gente estaba sin uso y en declive.
Aynı sezon ligden düşmüştür.Descendió esa misma temporada.
Sonunda gücünü kaybeden Tina yere düşmüş ve ölmüştür.Eventualmente, Tina se puso muy débil y cayó al suelo y murió.
Ancak sonradan bu sayı 76'ya düşmüştür.Más tarde, esta cifra se redujo a 23 por batallón.

İlgili Sayfalar