Ana içeriğe geç
Sözlük

düşkü ile cümle

düşkü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.По словам очевидцев, депутат был пьян.
Ancak onlar muktedir devlet adamı ya da güçlü bir yönetici olmaktan ziyâde entelektüel zevk düşkünüydüler.Но оба они были скорее интеллектуалами, чем ловкими государственными деятелями или сильными правителями.
Özgürlüğüne çok düşkündür ama birlikte yaşadığı insanlara çok bağlanır.Она склонна быть очень откровенной с людьми, с которыми встречается.
Mahallenin gençleri futbol düşkünüdür.Особенно жители увлекались футболом.
Güzelliğine çok düşkündür.Ей необходима красота.
Bu zengin tip eğlenceye düşkündür ve etrafına para saçar.Их бесит, что игра тупая и отнимает деньги у людей.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).Заки Валиди — в честь земляка, Әхмәтзәки Вәлиди.
Güç ve para düşkünü olan Tenpenny, Los Santos'ta kontrolü ele geçirmek istemektedir.Тенпенни имеет большую власть и влияние на преступников Лос-Сантоса.
Asurbanipal, sanata düşkündü.Вильгельм интересовался искусством.
Babasına çok düşkün.Очень любит отца.
Torunlarına çok düşkünlüğü ile bilinir.Им гордятся внуки.
Brandy kendini beğenmiş ve moda düşkünüdür.Лора увлекается спортом и модой.
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.وقالوا لهم ما لكم وما حالكم فأخبروهم بخلافهم لمروان .
Prensin ona çok düşkün olduğunu biliyorum.”أميرة سنفتقدك كثيرا".
Kendisi çok cimridir ve paraya düşkündür.وهي متعجرفة ومبذرة للأموال.
Güzelliğine çok düşkündür.كانت محبوبة لجمالها.
Sermet Muhtar Alus annesine çok düşkündü.اكتسب فرانك حبه لعلوم الفلك من والدته.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).منها سعد الجاري مولى عمر بن الخطّاب رضي اللّه عنه.
Hayır işlerine düşkün(dü).فْكْرُون: سلحفاة، من كلمة (ⵉⴼⴽⴻⵔ) بالأمازيغية.
Onun alkol düşkünlüğü sanatoryumu karıştıracaktır.يمكن أن تسبب معاقرة الكحول اضطراب ذهاني مزمن.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.أوكينا يحب لعبة الشراب والنساء الجميلات.
Spor ve denizciliğe düşkün biridir.ومحباً للرياضة والفروسية.
Yırtıcı kuşlar ve vahşi memeliler aligator yavrularına düşkündür.مما يجعل بياض الثلج والأقزام محبوبين من قبل الأهالي.
Derbeder görünümlü, orta yaşlı bu iri yarı adam da en az Kemp kadar alkole düşkündür.ورق الجرائد وهو ورق خفيف قليل المتانة قصير العمر شديد التشرب للسوائل.
Julie Walters - Rosie, Donna'nın en yakın arkadaşlarından biri ayrıca hiç evlenmemiş eğlence düşkünü yazar.Rosie (Julie Walters): Outra das melhores amigas de Donna, escritora solteira que gosta de divertir-se.
Bu kraliçeyi memnun etti, çünkü kraliçe Media da büyümüştü ve dağlık manzaralara düşkündü.Ele fez isso para satisfazer sua rainha, pois ela havia sido criada em Media, e gostava de locais montanhosos.
Çocuklarına ve torunlarına çok düşkündür.Gosta muito dos netos e da filha.
Şans oyunlarına düşkündür.Muito boa em ganhar jogos de azar.
Edebi sanatlara, özellikle cinasa, düşkündür.Adora música africana, especialmente kizomba.
Gayretli olun ve pekleştirin yüreğinizi, hayata düşkün olmayın er meydanında.Vai ser divertido ver seu corpo sem vida bater no chão.
Prensin ona çok düşkün olduğunu biliyorum.”Eu quero o príncipe encantado.
Bu zengin tip eğlenceye düşkündür ve etrafına para saçar.Acha engraçado quando o comerciante fica irritado quando perde dinheiro.
Güzelliğine çok düşkündür.Eles querem que seu amor seja belo.
Özgürlüğüne düşkün.Da liberdade adorada.
Özgürlüğüne çok düşkündür ama birlikte yaşadığı insanlara çok bağlanır.Em uma palavra, completa liberdade para viver com aqueles a quem amamos.
Ayrıca Marie Antoinette'e çok düşkündü.Marie Antoinette daarentegen was zeer verheugd.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.Hij was een liefhebber van drank en vrouwen.
Hayır işlerine düşkün(dü).Hij geeft daarbij het beste van zichzelf.
Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi.Was te zien in Vrouw Zijn (EO) en Koffietijd.
Safkan bir köpektir Özgürlüğüne çok düşkündür.Bovendien heeft een goed opgevoede hond het voordeel van vrijheid.
Tam bir kedi düşkünüdür.Ze is een fel kattenbewonderaar.
Babasına çok düşkün.Veel op je vader lijken.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).Wat betreft godsdienst behoorde hij tot de Mormonen.
Fakat güce düşkün olan İnsan'lar yüzüğü yok etmedi.In die tijd droegen de Ringgeesten niet zelf hun Ringen.
Güzelliğine çok düşkündür.Hij is zeer onder de indruk van haar schoonheid.
Gözü yükseklerde ve pahalı elbiselere düşkün bir kızdır.Ze kijkt op naar een rijke vriendin die dure kleren en spullen koopt.
Özgürlüğüne çok düşkündür.Hield hij van de vrijheid?
Eğlenceye düşkün bir mahallesimüz vardır.Een entertainer brengt amusement.
"ÖZEL HABER-Tarih düşkünü Büyükelçi.Burgemeester-historicus-vrijmetselaar.
Özgürlüğüne düşkün.Ik wil vrijheid.
Güzelliğine çok düşkündür.Jest pod wrażeniem jej piękna.
Ayrıca uykuya çok düşkündür ve içmeyi sever.Ma problemy z depresją a ponadto uwielbia pić.
Boğazına çok düşkündür.Bardzo lubi swój klakson.
Oğluna çok düşkündür.Bardzo troszczy się o swojego syna.
Eğlenceye düşkün bir mahallesimüz vardır.Obecnie znana miejscowość rozrywkowa.
Babasına çok düşkün.Bardzo kocha swojego ojca.
Çocuklarına aşırı düşkündü ve bakımları ile bizzat ilgileniyordu.Są dziecinni, ale bardzo się o siebie troszczą.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Uwielbia kobiety.
En büyük düşkünlüğü ailesi.Czas największego prestiżu rodziny.
Örik özellikle tarihe çok düşkündür.Feta jest serem bardzo chętnie podrabianym.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod