Ana içeriğe geç
Sözlük

düşkü ile cümle

düşkü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tehlike geçince de, mala düşkünlük göstererek sizi sivri dillerle incitirler.Yet when the danger is past they lash you with sharp tongues, covetous of the best (of booty).
Yahut düşkün bir yoksulu...Or the poor in distress;
O mala çok düşkündür.And is intractable in his love of worldly goods.
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun. Şirke batanlardan bile...and thou shalt find them the eagerest of men for life.
Yemin olsun ki, sen onları yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun.and thou shalt find them the eagerest of men for life.
Onları, yaşamaya en düşkün insanlar olarak bulacaksın; putperestlerden bile fazla...and thou shalt find them the eagerest of men for life.
Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar.And stuck upon them were abjection and poverty. And they drew on themselves indignation from Allah.
Yalan dinlemeye çok meraklı, haram yemeye pek düşkündürler.Listeners are they to falsehood, devourers of the forbidden.
Ama insan, tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.But, man is ever more quarrelsome than anything.
Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır.But, man is ever more quarrelsome than anything.
Zira bütün varlıklar içinde tartışmaya en düşkün olan, insandır.But, man is ever more quarrelsome than anything.
Fakat insan tartışmaya çok düşkündür.But, man is ever more quarrelsome than anything.
Çok düşkündür size. Müminlere ise daha şefkatli, daha merhametlidir.Towards the believers, he is compassionate and merciful.
O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.Towards the believers, he is compassionate and merciful.
Andolsun ki onları, insanların hayata en düşkünü olarak bulursun.And thou wilt find them greediest of mankind for life and (greedier) than the idolaters.
Onlar, müşriklerden de düşkündür hayata. Her biri bin yıl yaşamayı arzular.(Each) one of them would like to be allowed to live a thousand years.
Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun.And thou wilt find them greediest of mankind for life and (greedier) than the idolaters.
Onlar, müşriklerden de düşkündür hayata.And (more than) those who disbelieve.
Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir.Good deeds performed on one's own initiative will be rewarded.
Barışma, elbette daha hayırlıdır. Nefisler menfaatlerine düşkün yaratılmıştır.Ey kocalar!Reconciliation is good even though men's souls are swayed by greed.
Spora düşkündü, ama anlatılanlara göre hiç futbol oynamadı.He loved sport, but reportedly never played football.
Bölgede deniz kıyısı tatillerine en düşkün halklardan biri Arnavutlar.Some of the region's most avid beachgoers are to be found in Albania.
Cicero da eserindeki arkaizm düşkünlüğüne dikkati çeker (Brutus, LXXIV.259).Cicero remarks upon his fondness for archaisms (Brutus, 74.
Evlat edinmenin dışında mümkün olan her avantajı ona sağlamışlardır ve ona çok düşkünlerdir.They provided her every advantage possible, short of adopting, and were very fond of her.
"Konuşmak yerine işitmeye düşkün olun.""Be fond of hearing rather than of talking."
"Öğrenmeye isteksiz olmaktansa öğrenmeye düşkün olun.""Be fond of learning rather than unwilling to learn."
Dahası, orijinal pilotta Sheldon karakteri daha cinsel ve şehvet düşkünüdür.Moreover, in the original pilot the character of Sheldon is more sexual and libidinous.
Küçük kızına çok düşkün olduğu için en çok acıyın Babür çekti. [4]Her death grieved Babur the most as he had grown dearly fond of his little daughter.[6]
Elizabeth'in ailesi, bu yiyecek ve içeceklere düşkünlüğü için onunla dalga geçti.Elizabeth's family teased her for her fondness of rich food and drink.
Fransız edebiyatına ve ekonomisine düşkündü.He was fond of French literature and economics.
Rusya'nın genç Büyük Düşesi Olga Nikolaevna da ona çok düşkündü.[1]Young Grand Duchess Olga Nikolaevna of Russia was very fond of her.[2]
Genç Laima müziğe ve dansa düşkündü.Young Laima was fond of music and dancing.
2 Ağustos 2021'de bir erkek çocuk doğurdu.[2] Yogaya düşkündür. [3]On 2 August 2021, she gave birth to a son.[12] She is fond of yoga.[13]
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.Freut euch also über das, was ihr erkauft habt.
Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı Rubaileri ile ünlenmiştir.Seine Stammtischfreunde machen sich häufig wegen seines Kobolds über ihn lustig.
Eğlenceye düşkün olan Sophie 21 yaşındayken birden kanser olduğunu öğrenir.Die lebenslustige Studentin Sophie erfährt mit 21 Jahren, dass sie Krebs hat.
Hayır işlerine düşkün(dü).Zinsen für das Gut werden fällig.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Hinten sitzende Steuerleute sind im Vierer-mit ebenfalls erlaubt.
Oğluna çok düşkündür.Er liebt seinen Sohn.
Ahmed'e hayli düşkün.Zu schwer für Apoll.
Brandy kendini beğenmiş ve moda düşkünüdür.Sie ist beliebt und interessiert sich für Mode.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Er wird auch von den Frauen gemocht.
Elmaya olan düşkünlüğü sık sık dile getirilir.Die Stimme des Männchens ist häufig zu hören.
Biri fazla sevgimden, fazla düşkünlüğüm- dendi.Manns genug, um Dich sehr zu lieben...
Seks düşkünüdür.Sex wird überbewertet.
Mal toplamaya düşkündü.Mit Freude sammeln.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Die Frau im lächelnden Kleid war nicht sie selbst.
Babasına düşkün olan kızları Bilge (Ecem Uzun) ise bu duruma çok üzülmektedir.Wegen des Testaments ihrer Eltern können jedoch nur männliche Nachfahren das Verger-Vermögen erben.
Eğlenceye düşkünlüğü yüzünden düzensiz bir hayat yaşadı.Er führte aufgrund seines unsteten Charakters ein abenteuerliches Leben.
Ağabeylerinden çok küçük olan Yusuf'a özel bir düşkünlüğü vardı.Ich hatte eine besondere Vorliebe für einen bestimmten jungen Mann unter ihnen.
Torunlarına çok düşkünlüğü ile bilinir.Sie lernen ihr Genital besser kennen.
Güzelliğine çok düşkündür.Il est fasciné par sa beauté.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Cependant il plaît aux femmes.
Seurat bu çalışmalarına çok düşkündü.Adamov aimait beaucoup ce travail.
Çocuklarına ve torunlarına çok düşkündür.Il adore ses petits-fils et petites-filles.
Yüksek ücretler ayyaşlık ve cinsel zevklere düşkünlük gibi durumlara yol açar.Ainsi, on le voit se livrer à l’ivrognerie et aux plaisirs sexuels.
Kitapta padişah, çocukluğundan itibaren hayvanlara düşkün ve meraklı biri olarak resmedilir.Le personnage principal de l'histoire est, depuis son enfance, « fou » des animaux.
Oğluna çok düşkündür.Il aime son fils.
Babasına çok düşkün.Il est très dévoué à son père.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod