düşkü ile cümle

düşkü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Przeczże, o Panie! odrzucasz duszę moję, a zakrywasz oblicze twoje przedemną?
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Sejak kecil aku sengsara dan diincar maut, aku kepayahan menanggung hukuman-Mu
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Siromak sem in blizu smrti od mladosti svoje, strahove tvoje prenašam in sem izbegan.
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Tôi bị hoạn nạn hòng chết từ buổi thơ ấu; Tôi mang sự kinh khiếp Chúa, và bị hoảng hồn.
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Tôi bị hoạn_nạn hòng chết từ buổi thơ_ấu ; Tôi mang sự kinh khiếp Chúa , và bị hoảng_hồn .
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Varför förkastar du, HERRE, min själ, varför döljer du ditt ansikte för mig?
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Yo estoy pobre y abatido; desde mi infancia he cargado tus terrores. ¡Ya no puedo más
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.Ειμαι τεθλιμμενος και ψυχομαχων εκ νεοτητος δοκιμαζω τους φοβους σου και ευρισκομαι εν αμηχανια.
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.От младини съм угнетен и бера душа; Търпя твоите ужаси, и в изумление съм.
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.עני אני וגוע מנער נשאתי אמיך אפונה׃
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.‎انا مسكين ومسلم الروح منذ صباي. احتملت اهوالك. تحيرت‎.
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.我 自 幼 受 苦 、 幾 乎 死 亡 . 我 受 你 的 驚 恐 、 甚 至 慌 張
Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerinin altında tükendim.我 自幼 受苦 、 幾乎 死亡 . 我 受 你 的 驚恐 、 甚至 慌張
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;(112:7) из праха поднимает бедного, из брения возвышает нищего,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;A ki felemeli az alacsonyt a porból, és a szûkölködõt kivonszsza a sárból,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;De la poussière il retire le pauvre, Du fumier il relève l`indigent,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;der den Geringen aufrichtet aus dem Staube und erhöht den Armen aus dem Kot,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Ele levanta do pó o pobre, e do monturo ergue o necessitado,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;El ridică pe sărac din ţărînă, înalţă pe cel lipsit din gunoi.
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Hän, joka tomusta nostaa alhaisen, korottaa loasta köyhän
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Han som upprättar den ringe ur stoftet, han som lyfter den fattige ur dyn,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Hij helpt kleine mensen opstaan uit het stof en armen tilt Hij op uit de modder.
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;ki iz prahu povišuje ubožca, iz blata dviguje siromaka,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;가난한 자를 진토에서 일으키시며 궁핍한 자를 거름 무더기에서 드셔서
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Levanta del polvo al pobre, y al necesitado enaltece desde la basura
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Ngài nâng đỡ người khốn cùng lên khỏi bụi tro, Cất kẻ thiếu thốn khỏi đống phân,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Ngài nâng_đỡ người khốn_cùng lên khỏi bụi tro , Cất kẻ thiếu_thốn khỏi đống phân ,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Orang miskin diangkat-Nya dari debu, dan orang melarat dari abu
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Podnosi z prochu nędznego, a z gnoju wywyższa ubogiego,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Solleva l'indigente dalla polvere, dall'immondizia rialza il povero
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;som reiser den ringe av støvet, ophøier den fattige av skarnet
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;som rejser den ringe af Støvet, løfter den fattige op af Skarnet
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Vyzdvihuje núdzneho z prachu; z hnoja vyvyšuje chudobného,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Vyzdvihuje z prachu nuzného, a z hnoje vyvyšuje chudého,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;ο εγειρων απο του χωματος τον πτωχον και απο της κοπριας ανυψων τον πενητα,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;Въздига сиромаха от пръстта И възвишава немотния от бунището,
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;מקימי מעפר דל מאשפת ירים אביון׃
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;المقيم المسكين من التراب. الرافع البائس من المزبلة
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;他 從 灰 塵 裡 抬 舉 貧 寒 人 、 從 糞 堆 中 提 拔 窮 乏 人
Düşkünü yerden kaldırır, Yoksulu çöplükten çıkarır;他 從灰塵裡 抬舉貧 寒人 、 從糞 堆 中 提拔 窮乏人
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Ale gdy ich zapytać, większość przyzna, że żywi do chmur pewną sympatię.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.하지만 사람들에게 질문하기를 멈춘다면, 대부분의 사람들은 구름에 대해 묘한 애정이 있음을 인정할 것입니다.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Mais si on les interroge, la plupart des gens admettent nourrir une étrange affection pour les nuages.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Ma se chiedete alla maggioranza delle persone, ammetteranno di concepire uno strano amore per le nuvole.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Men de flesta medger när man frågar dem, att de hyser en konstig sorts tillgivenhet för moln.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.(Nevetés) De a legtöbb ember, ha megkérdezzük, bevallja, hogy a lelke mélyén szereti a felhőket.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Tapi untuk kebanyakan orang, apabila Anda bertanya, akan mengakui semacam perasaan suka mereka akan awan.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Totuși, majoritatea oamenilor, când e întrebată, recunoaște că are o afecţiune ciudată faţă de nori.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.З іншого боку, більшість людей зізнається у на диво теплому ставленні до хмар.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.Но повечето хора, когато спрете да ги питате, ще признаят, че изпитват странен вид привързаност към облаците.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.(צחוק) אבל רוב האנשים, כשעוצרים לשאול אותם,
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.ولكن معظم الناس، عندما تسألهم، سيعترفون بنوع من الولع الغريب للسحب.
Fakat çoğu insan, onlara sorduğunuz zaman, bulutlara karşı garip bir düşkünlük beslediklerini kabul eder.雲にたいする奇妙な愛着について 認めることでしょう それは郷愁に満ちた愛着のようであり
Fransız yönetici sınıfının ve aristokrasisinin müsamahakarlığını ve sefahata düşkünlüğünü izliyoruz.Но самото глезене и израз на удоволствие характеризират аристокрацията и властващата класа във Франция.
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:Az az igazság, szép Montague, én is szeretem, És így te mayst hiszem "magatartást fény:
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:Em Montague verdade, justo, eu sou muito afeiçoado, e por isso tu podes pensar que meu "luz tamento:
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:En verdad, Montague justo, yo soy demasiado aficionado, y por eso te mayst que mi "luz tamiento:
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:En vérité, Montague juste, j'aime trop; Et donc tu peux pense que mon "lumière portement:
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:In verità, Montague fiera, sono troppo affezionato, e quindi tu potresti pensare la mia 'luce haviour:
Gerçeği, adil Montague, ben çok düşkün; Ve bu yüzden benim 'haviour ışık Sen mayst düşünüyorum:In waarheid, eerlijk Montague, ik ben te gek, en daarom Gij moogt denk dat mijn 'code is te licht:

İlgili Sayfalar