"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Har du, som kallas Väggen Briggs i Northern- -känslor för barn?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Incluso usted, conocida como la "Muralla Northern de Briggs", ¿siente debilidad por los niños?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Nawet pani, znana jako "Niepokonany Mur Briggs", ma słabość do dzieci?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Ovatko lapset jopa horjumattoman Briggsin muurin heikko kohta?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Ακόμη κι εσείς, το αδιάσπαστο "Νόρθερν Τείχος του Μπριγκς" έχετε αδυναμία στα παιδιά;
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Даже вы, известная как Северная Стена Бриггса, неравнодушны к детям?
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veya "erkek düşmanı" gibi hoş olmayan veZe worden 'mannenhaters' genoemd en het walgelijk-beledigende
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veya그런 여성들에게 '남성 비판자' '남성 혐오자'같은
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veyaNadává se jim do "ženských, co škodí chlapům",
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veyaהן זוכות לכינויים מבזים כמו "חובטת גברים",
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veyaويطلق عليهن أسماء سيئة مثل "ساحقة رجال"
Bu kadınlara "erkek düşkünü" veya「男性叩き」「男嫌い」
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydı이 단어는 누구로부터 쉽게 자기 관대 exhorter에 의해 이야기 였다면
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydıHvis disse ord var blevet talt af nogle nemme, selvforkælende exhorter, fra hvis
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydıSi estas palabras habían sido pronunciadas por algunos fáciles, auto-indulgente exhortador, de cuyo
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydıWenn diese Worte hatten einige einfache, zügellos Mahner, aus dessen gesprochen
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydıلو قيلت هذه الكلمات من قبل بعض الحاث سهل منغمس في الملذات ، من الذين
Bu kelimeler, gelen bazı kolay, rahatına düşkün exhorter tarafından konuşulan olsaydı彼らは敬虔なと繁栄修辞として、単に入っていたとして、口、使用する適切な
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Bardzo polubiłam tę przestrzeń, bo to pierwszy większy opuszczony kompleks przemysłowy, który sama znalazłam.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Ik hield erg van deze ruimte omdat het het eerste grote, verlaten industriële complex is dat ik zelf vond.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.저는 그 장소를 굉장히 좋아했었는데 왜냐하면 그곳이 저 스스로 처음 찾은 버려진, 거대 복합 공장단지 였기 때문이죠.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Tôi rất thích nơi đó bởi đấy là tổ hợp công nghiệp lớn bị bỏ hoang đầu tiên mà tôi tự tìm thấy.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Мне очень нравилось это место, так как это был первый заброшенный промышленныйкомплекс, который я нашла сама.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.חיבבתי מאוד את המרחב הזה כי זה המבנה התעשייתי המאסיבי הראשון שמצאתי בעצמי שהוא נטוש.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.أعجبتني تلك المساحة كثيراً لأنها بمثابة أول مجمع صناعي ضخم وجدته بمفردي حيث كان مهجوراً.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.放置されている巨大な産業用建物を自分で探しだしたのは ここが初めてだからです そこに初めて入った時 犬が吠えていて
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'He kauheasti ihastunut mestaus täällä, suuri ihme on, että on mitään yksi jäljellä elossa! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Họ khiếp thích chặt đầu người dân ở đây, điều kỳ diệu tuyệt vời là, rằng có bất kỳ bên trái còn sống! '
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Jsou to strašně rád, stínání hlav lidí tady, je velký zázrak, že tam je nějaká jeden zůstal naživu! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! '그들이 여기 사람들을 참수의 하구만 좋아해요, 위대한 궁금해는가 그것입니다 하나는 살아 남아! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Ők borzasztóan szereti a lefejezés emberek itt, a nagy csoda, hogy van olyan egy maradt életben! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Oni so grozljivo radi obglavljenjem ljudi tukaj; velikega čudno je, da je kdo eno levo živ! '
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Są strasznie lubi ścięcie ludzi tu wielki cud jest, że nie ma żadnych nikogo żywego! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Sie sind furchtbar lieb Enthauptung Leute hier, das große Wunder ist, dass es keine eine linke alive! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Sú to strašne rád, stínanie hláv ľudí tu, je veľký zázrak, že tam je nejaká jeden ostal nažive! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Ze zijn vreselijk dol op onthoofding mensen hier, het grote wonder is, dat er geen een linker leven! '
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Το μεγάλο θαύμα είναι, ότι υπάρχει οποιαδήποτε έναν αριστερό ζωντανός! '
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Вони шалено люблять обезголовлювання людей тут велике чудо в тому, що є якась один залишився в живих!
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Они безумно любят обезглавливания людей здесь великое чудо в том, что есть какая-либо один остался в живых!
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'Те са ужасно любители на обезглавяване на хора тук, голямо чудо е, че има някаква никой останал жив! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'הם אוהבים להחריד של עריפת אנשים כאן, הפלא הגדול הוא, שיש כל אחת נשארה בחיים! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! 'انهم مولعا بشكل مخيف بقطع رؤوس الناس هنا ، ويتساءل العظيم هو ان هناك اي غادر أحد على قيد الحياة! "
Burada insanlar beheading korkunç düşkün, büyük bir mucize olduğunu, canlı kalmadı! '一つは生きて残っています!" 彼女は、エスケープのいくつかの方法を考えながら、探して、そして彼女が得ることができるかどうか迷っていた
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.C'est comme un attachement nostalgique. Ils leur rappellent leur jeunesse.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.È come un amore nostalgico e li fa pensare alla loro giovinezza.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Een soort nostalgische voorliefde: ze doen hen aan hun jeugd denken.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Eine nostalgische Zuneigung, die sie an ihre Kindheit erinnert.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.En sorts nostalgisk tillgivenhet. De får dem att minnas sin ungdom.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Es como un afecto nostálgico y les hace pensar en su juventud.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.E un fel de afecţiune nostalgică, ce le amintește de tinereţe.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Ez olyan nosztalgikus szeretet, ami eszükbe juttatja a fiatalságukat.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.그건 향수를 불러일으키는 애정같고 젊은 시절을 떠올리게 만듭니다.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Một sự yêu mến đầy hoài niệm, vì chúng khiến họ nghĩ về tuổi trẻ.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Seperti rasa suka akan sesuatu yang mereka rindukan, dan membuat mereka memikirkan masa muda.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.To nostalgiczna sympatia, bo chmury przypominają o młodości.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Μοιάζει με μια νοσταλγική οικειότητα που τους κάνει να θυμούνται τα νιάτα τους.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Ностальгическую нежность; они навевают на них воспоминание о детстве.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Това е като носталгична привързаност, и те ги карат да мислят за тяхната младост.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Це своєрідне ностальгічне замилування, адже хмари навіюють їм спогади з дитинства.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.יודו בכך שיש להם חיבה מוזרה לעננים.