Ben bahçesine düşkün biriyim.لقد وجدتها في الحديقة. أنا بستاني بارع للغاية.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ajattelin avustajan mieltymys valokuvausta, ja hänen temppu häviämässä kellariin.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Aku memikirkan kesukaan asisten untuk fotografi, dan trik-nya menghilang ke gudang bawah tanah.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Azt hittem, az asszisztens kedvelem a fotózás, és a trükk az eltűnő a pincébe.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Eu pensei de carinho do assistente de fotografia, e seu truque de desaparecer para o porão.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ho pensato di simpatia dell'assistente per la fotografia, e il suo trucco di sparire in cantina.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ik dacht aan genegenheid van de assistent voor de fotografie, en zijn truc van verdwijnende in de kelder.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Jag tänkte på assistentens förkärlek för fotografering, och hans trick med försvinnande i källaren.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Jeg tænkte på assistent forkærlighed for fotografering, og hans trick med at forsvinde i kælderen.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Je pensais que d'affection de l'assistant pour la photographie, et son tour de disparaître dans la cave.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.나는 사진을위한 보조의 욕망의 생각, 그리고 사라지는 그의 트릭
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.M-am gîndit duioşie asistent pentru fotografie, şi truc său de dispariţie în pivniţă.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Myślałem o asystenta zamiłowanie do fotografii, a jego sztuczki znikania do piwnicy.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Myslel som, že na asistenta láska k fotografovaniu a jeho trik miznúce do pivnice.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Pensé en la afición de la asistente de fotografía, y su truco de desaparecer en el sótano.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Sem mislil ljubček asistent za fotografijo, in njegov trik izginjajočih v klet.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Tôi nghĩ đến yêu thích của trợ lý cho nhiếp ảnh, và lừa của ông biến mất vào hầm.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Vzpomněl jsem si na asistenta láska k fotografování a jeho trik mizející do sklepa.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Σκέφτηκα αγάπη του βοηθού για τη φωτογραφία, και τέχνασμα του εξαφάνιση στο κελάρι.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Мислех, че на привързаност на Асистента за фотография и трик на изчезващ в мазето.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Я думав про ніжність помічника до фотографії, і його трюк зникаючої в підвал.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Я думал о нежности помощника к фотографии, и его трюк исчезающей в подвал.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.חשבתי על חיבתו של עוזר צילום, הטריק שלו ונעלם
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.فكرت في ولع المساعد للتصوير الفوتوغرافي ، وحيلة له من التلاشي
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.セラーに。セラー!
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.남자: 터널이 죽음의 덫으로 변한 사건이 발생했습니다.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Legalább 18 embert rugdostak vagy tapostak halálra a duisburgi Love Parade-en kitört pánik során. nő:
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Mange af de flere hundrede tusinde festende var ikke klar over, at der var en tragedie under opsejling.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.man:
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Tisíce rozjařených lidí neměly tušení, k jakému neštěstí dochází.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Un tunnel se transforme en piège mortel.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Useat kymmenistä tuhansista juhlijoista eivät tienneet tunnelissa tapahtuneesta tragediasta.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Viele der zahlreichen Raver waren sich der Tragödie nicht bewusst.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.Wśród setek tysięcy uczestników wielu nie wiedziało o dziejącej się tragedii.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.мужчина:
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.الرجل: لقد أصبح النفق مصدر هلاك.
Binlerce zevk düşkünü kişi, ortaya çıkan trajediden habersizlerdi bile.少なくとも18人が 圧死しました
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Acela e un Henry J din 1953 -- ţin mult la autenticitate -- într-un cartier liniştit din Toledo.
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.C'est un Henry J 1935 -- je suis très à cheval sur l'authenticité -- dans un quartier tranquille de Toledo.
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Een Henry J uit 1953 -- ik hou erg van authentieke dingen -- in een stille woonwijk in Toledo.
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.L'auto è una Henry J del 1953, sono un maniaco del realismo, in un tranquillo quartiere di Toledo.
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Генри Джей 1953 года - я помешан на подлинниках - совсем недалеко от Толедо.
Bir 1953 Henry J - Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Колата е Henry J от 1953 -- аз съм маниак на тема "автентичност" -- в тих квартал в Толедо.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Come noi, anche loro cercano serenità e non disagio.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Comme nous, ils recherchent aussi leur propre confort, plutôt que l'inconfort.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Como nosotros, también priorizan la comodidad y no la incomodidad.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Jako my hledají pohodlí, spíše než nepohodlí.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Kot mi, tudi one raje iščejo udobje, kot neudobje.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Kuten me, ne myös hakevat omaa mukavuuttaan, eivät epämukavuutta.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.La fel ca noi, si ele cauta comfortul mai mult decat discomfortul.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Mint mi, õk is inkább a kényelmüket keresik, mint a kényelmetlenségüket.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Seperti kita, mereka juga mencari kenyamanan mereka sendiri daripada ketidaknyamanan.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Som vi, söker de också sin egen bekvämlighet snarare än obekvämlighet.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Wie wir suchen sie eher nach Behaglichkeit statt Unbehagen.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Και όπως εμείς, επιβιώνουν.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.Как мы, они также ищут свой собственный комфорт а не дискомфорт.
Bizim gibi, onlar da rahatına düşkün.כמונו, גם הם מחפשים את הנוחות עבורם, בניגוד לאי נוחות.
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Allora anche la famosa "Parete nord di Briggs" è debole quando si tratta di bambini?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Até a inexpugnável "Muralha Northern de Briggs" consegue gostar de crianças?
"Briggs'in Kuzey Duvarı" olarak bilinen sizin bile çocuklara düşkünlüğü mü var?Har du, der er kendt som Briggs-muren i Northern, - - følelser for børn?