Seks düşkünüdür.性崇拜
İnsanlarla bir arada olmaya kuşçu köpekler kadar düşkün değillerdir.ドロンパと同じく犬を怖がることはない。
Fakat güce düşkün olan İnsan'lar yüzüğü yok etmedi.刻印を押された天使は飛べなくなる。
Yemeğe ve kadınlara düşkündür.肉と女がすき。
Ancak; dünya malına düşkünlüğü ile ünlü idi.地方の有力者の献金(寸志)があった。
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.天明自身は酒がかなり好きだったといわれる。
Ava düşkünlüğünden dolayı avcı lakabıyla anılmıştır.ハンターの弱点である心臓を特殊な箱で護っている。
Çocuklarına ve torunlarına çok düşkündür.自分の子供や孫は溺愛している。
Ancak onlar muktedir devlet adamı ya da güçlü bir yönetici olmaktan ziyâde entelektüel zevk düşkünüydüler.しかし2人は有能な政治家や勢力のある支配者であるというよりは、知的な快楽にふける趣味人であった。
Babasına çok düşkün.父親に心酔している。
Gözü yükseklerde ve pahalı elbiselere düşkün bir kızdır.眼鏡をかけ、露出度の高い服を着ている少女。
Güzelliğine çok düşkündür.自らの美貌を誇りとしている。
Zeynep sürekli evlilik hayalleri kuran, romantizm düşkünü bir kadındır.物語っぽいロマンスに憧れる夢見る女の子。
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.ルキウスは優秀な学生であったと伝えられ、詩作と弁論を好んだ。
Mal toplamaya düşkündü.金を集めることに執着している。
Keyfine çok düşkündür.好き嫌いが激しい。
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.乙女の血と酒を好む。
Torunlarına çok düşkünlüğü ile bilinir.浪漫達の他に孫一に懐いている。
Annesine düşkünlüğüyle tanınır.母親に寵愛されている。
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).故属乐安,后世居焉。
Özgürlüğüne çok düşkündür.我喜欢它提供的自由。
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.你們憑着他們的果實,就可以認出他們來。
Zeynep sürekli evlilik hayalleri kuran, romantizm düşkünü bir kadındır.是愛做白日夢的浪漫主義者的少女。
Babasına çok düşkün.相當崇拜自己的父親。
Özgürlük düşkünlükleri ve savaşçılıkları ile ünlülerdir.真正为了自由和梦想而战斗的女斗士。
Eğlenceye düşkün bir mahallesimüz vardır.所屬經紀公司是渡邊娛樂。
Lindemann alkole oldukça düşkündür; en sevdiği içki tekila'dır.艾殊頓最喜愛的食物是披薩,而最喜愛的飲品是胡椒博士。
Tam bir kedi düşkünüdür.但是她最怕貓。
Son günlerini sanatına sarhoşvari bir şekilde düşkünlük göstererek geçirmektedir.於自盛事深生染著醉傲為性。
Bunun nedeni erkeklere olan aşırı düşkünlüğüdür.然人心弗异,系乎主之者而已。
Mahallenin gençleri futbol düşkünüdür.像男孩子性格,喜歡足球運動。
Maggie, emziğine çok düşkündür ve devamlı ağzında emzikle görülmektedir.認為真姬很率直,想到什麼就寫在臉上。
Hayır işlerine düşkün(dü).穆辛(محسن) 行善者。
İkisi de gençliklerinde içki ve eğlenceyi çok seven, edebiyata düşkün, hazcılığı benimsemiş kimselerdir.하고는 화분마다 각각 술 두 잔씩을 따라 주고 자신도 마시고, 주거니 받거니 하다가 신용개도 또한 취하였다.
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar."너희가 이곳에서 일한 대가로 이것을 주겠다."
Ayrıca kadınlara düşkündür.또한 여성에게 서툴다.
Oğluna çok düşkündür.아들을 상당히 아낀다.
Kádár, birçokları gibi, rahatına düşkün bir lider değildi.강장수는 예전처럼 박수경과는 허물없는 편한 친구처럼 잘 지낸다.
Özgürlüğüne düşkün.“나는 자유를 원한다.
Fakat dünya zevklerine düşkün biri (idi).그 사람은 '아(我)와 세계는 유상(有常)하다.
Köy halkı et yemeklerine ve özellikle etli veya kıymalı hamur işlerine düşkündür.그들은 마을사람들, 특히 뿌까에게 맛있는 음식을 대접하는 것을 그들의 의무로 생각하고 있다.
"Hasan Kılavuz derhal düşkün edilmelidir!".돔구장이 하루 빨리 건립되어야 합니다."
Yine de birbirleri için duydukları sevgi ve düşkünlük değişmez.그럼에도 그랑데를 향한 외제니의 사랑은 변함이 없다.
Torunlarına çok düşkünlüğü ile bilinir.자기 손자 자랑이 심하신 분.
Güzelliğine çok düşkündür.아름다움을 추구하고 있다.
Dean, içki ve kadın düşkünüdür.좋아하는 것은 술과 싸움과 여자.
Yemeğe çok düşkündür.음식을 상당히 좋아한다.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.영조가 술을 마셨다고 의심했을 때였다.
Tam tersine, zevkine düşkün, tembel ve kendi değerlendirmesiyle zeka düzeyi düşük bir ayı idi.경은 단정하고 바르며, 강직한 자품으로 이치(吏治)에 장점이 있으면서 학문까지 겸비하였다.
Güzelliğine çok düşkündür.הוא מקסים ביופיו.
Oğluna çok düşkündür.היא אוהבת את בנה מאד.
Öğrencisi olan Sofia Kovalevskaya'ya düşkündü.נוטה להעריץ את קובלסקי.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.מקורות טוענים כי במהלך הטקס וסט היה שיכור.
Sadeliği ile bilinen Melahat Gürsel, mutfağa olan düşkünlüğü ile tanınırdı.בניה בעל התנהגות עליזה בצורה מוגזמת וידוע מאוד באהבתו למרק.
Örik özellikle tarihe çok düşkündür.היא מתעניינת במיוחד בשלדגיים.
Safkan bir köpektir Özgürlüğüne çok düşkündür.גור מתוודה על אהבתו לנועה.
Kitap, yazarın Arsenal FC'ye olan fanatik düşkünlüğünü anlatan otobiyografik bir hikâyedir.ספר זה הוא אוטוביוגרפיה המתארת את אהדתו הפנאטית של הורנבי למועדון הכדורגל ארסנל.
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.Според летописците, Грациан бил образован човек, пишел стихове и говорил красиво.
Brandy kendini beğenmiş ve moda düşkünüdür.Сантра има влечение към модата.
At Yarışlarına düşkünlüğüyle bilinen oyuncunun ayrıca kendisine ait yarış atları bulunmaktadır.Той е запален любител на конните надбягвания и сам притежава състезателни коне.