düşünsel ile cümle

düşünsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1974'te Nobel Ekonomi Ödülü'nü düşünsel rakibi Gunnar Myrdal ile paylaştı.Leta 1974 je prejel Nobelovo nagrado za ekonomijo, ki jo je delil s švedskim ekonomistom Gunnarjem Myrdalom.
Şamanlara düşünsel yolculuklarında yardım eder.Pri čaranju so jim pomagali duhovi.
Bu düşünce de düşünsel her şeye gücüyeterliliktir.Selles vaates kõik on mõtteline.
Bu sistemler mekanik, fiziksel, biyolojik, düşünsel ve sosyal olabilir.Need tegurid võivad olla füüsikalised, keemilised, bioloogilised, füsioloogilised või psühhosotsiaalsed.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.33이 그런 지점이었고 그 사람들은 한 단계 더 나아간 사람들이에요.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.יש שיא ב-33. אלה האנשים שעושים רק שלב אחד.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.هناك ارتفاع في رقم 33. هؤلاء النّاس فكّروا خطوة واحدة.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.そして 次の山は 22で見えます
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi. Bu modelTapi berjalan tepat melalui itu, adalah model intelektual dari pikiran. yang pada dasarnya
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi.그러나 그것의 정중앙을 관통하는 의미는,
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi.Ma ciò che più contava era il modello intellettuale del tempo.
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi.Αλλά εξετάζωντας το, πιστεύω ότι ήταν ένα διανοητικό μοντέλο.
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi.אך בבסיס העניין עמד דגם אינטלקטואלי של המוח,
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi.وبالنظر في ذلك فقد كان نموذج فكري للعقل.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.Dan dalam keadaan ekonomi Revolusi Industri.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.De la ce? De la chestii plicticoase. La scoală, în cea mai mare parte.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.계몽주의 시대의 지적문화 속에서 생겨났어요. 그리고 경제 상황은
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.Και τις οικονομικές συνθήκες της βιομηχανικής επανάστασης.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.И в экономических условиях Промышленной Революции.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.בתרבות האינטלקטואלית של תקופת הנאורות, ובנסיבות הכלכליות של המהפכה התעשייתית.
Aydınlanma döneminin düşünsel kültüründe ve Sanayi Devriminin ekonomik koşullarında tasarlandı.في اطار التثقيف والتنوير أضف إلى ذلك الظروف الإقتصادية للثورة الصناعية.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A jistě, kdyby se byli na onu rozpomínali, z kteréž vyšli, měli dosti času zase se navrátiti.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A keby boli mysleli na tú, z ktorej vyšli, boli by mali času vrátiť sa.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Als zij hadden gewild, zouden zij naar hun vroegere land hebben kunnen terugkeren.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.A wprawdzie, gdyby byli na onę pamiętali, z której byli wyszli, mieli dosyć czasu wrócić się zaś.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Dacă ar fi avut în vedere pe aceea din care ieşiseră, negreşit că ar fi avut vreme să se întoarcă în ea.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.E se, na verdade, se lembrassem daquela donde haviam saído, teriam oportunidade de voltar.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.És hogyha eszökbe jutott volna az, a melybõl kijöttek, volt volna idejök a visszatérésre.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.In ko bi se bili spominjali tiste, iz katere so bili izšli, bi bili imeli časa povrniti se.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.저희가 나온바 본향을 생각하였더면 돌아갈 기회가 있었으려니와
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Och om de hade menat det land som de hade gått ut ifrån, så hade de haft tillfälle att vända tillbaka dit.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.og dersom de hadde tenkt på det som de var kommet fra, da hadde de jo hatt tid til å vende tilbake;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Og dersom de havde haft det, hvorfra de vare udgåede, i Tanker, havde de vel haft Tid til at vende tilbage;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Pues si de veras se acordaran de la tierra de donde salieron, tendrían oportunidad de regresar
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Se avessero pensato a quella da cui erano usciti, avrebbero avuto possibilità di ritornarvi
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.S`ils avaient eu en vue celle d`où ils étaient sortis, ils auraient eu le temps d`y retourner.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Und zwar, wo sie das gemeint hätten, von welchem sie waren ausgezogen, hatten sie ja Zeit, wieder umzukehren.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Ví thử họ đã tưởng đến nơi quê hương mà mình từ đó đi ra, thì cũng có ngày trở lại,
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Ví_thử họ đã tưởng đến_nơi quê_hương mà mình từ đó đi ra , thì cũng có ngày trở_lại ,
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.Και εαν μεν ενεθυμουντο εκεινην, εξ ης εξηλθον, ηθελον ευρει καιρον να επιστρεψωσι
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.И если бы они в мыслях имели то отечество , из которого вышли, то имели бы время возвратиться;
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.І справді, коли б ту памятали, з якої вийшли, мали б вони нагоду вернутись.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.С вяра Моисей, като стана на възраст, се отказа да се нарича син на фараоновата дъщеря
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.ואם היתה דעתם על הארץ ההיא אשר יצאו ממנה הלא היה בידם לשוב אליה׃
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.فلو ذكروا ذلك الذي خرجوا منه لكان لهم فرصة للرجوع.
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.他 們 若 想 念 所 離 開 的 家 鄉 、 還 有 可 以 回 去 的 機 會
Ayrıldıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmeye fırsatları olurdu.他 們 若 想念 所 離開 的 家鄉 、 還 有 可以 回去 的 機會
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım Avrupa ve dünyanın geri kalanında gerçekleşmesine rağmenAnche se molti progressi tecnologici e intellettuali sono stati fatti in Europa e nel resto del mondo,
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım Avrupa ve dünyanın geri kalanında gerçekleşmesine rağmenAunque han ocurrido muchos avances intelectuales y tecnológicos en Europa y el resto del mundo,
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım Avrupa ve dünyanın geri kalanında gerçekleşmesine rağmenBár számos emberi intellektuális és technológiai előrelépés történt Európában és a világ többi részén,
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım Avrupa ve dünyanın geri kalanında gerçekleşmesine rağmenDeşi au existat multe salturi tehnologice în Europa şi în restul lumii,
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım Avrupa ve dünyanın geri kalanında gerçekleşmesine rağmenMimo wielu osiągnięć intelektualnych i technicznych, jakich dokonano w Europie i reszcie świata,
Birçok düşünsel ve teknolojik atılım그동안 유럽을 비롯한 전 세계에
Birçok düşünsel ve teknolojik atılımלמרות שהרבה קפיצות אינטלקטואליות וטכנולוגיות של האנושות
Birçok düşünsel ve teknolojik atılımعلى الرغم من القفزات الفكرية والتكنولوجية للإنسان
Birçok düşünsel ve teknolojik atılımヨーロッパや世界の各地で 起こりましたが
Blogerların gazeteci olmak istediğini düşünseler de onların tek istediği seslerini duyurmak.Ale to dziennikarze myślą, że blogerzy chcą uprawiać ich zawód. A oni chcą tylko zabrać głos.
Blogerların gazeteci olmak istediğini düşünseler de onların tek istediği seslerini duyurmak.Mas eles não querem ser jornalistas. Os jornalistas julgam que os bloguistas querem ser jornalistas.
Blogerların gazeteci olmak istediğini düşünseler de onların tek istediği seslerini duyurmak.ジャーナリスト自身はよく分かっていないようだが ブロガーはただ発信したいのです ジミーが言ったようにただ議論や会話がしたい
Böylece bir düşünsel deneye başlarız.اذاً سنبدأ بمعتقد

İlgili Sayfalar