düşünmek ile cümle

düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak artık yaşlandığını düşünmektedir.Sprawia wrażenie starszego niż jest.
Bilim insanları Dünya'daki hayatın suda başladığını düşünmektedir.Naukowiec chce dzięki niej rozwiązać problem głodu na świecie.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Uważa, że Danny jest winny.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Ma za mało czasu, by się nad tym zastanawiać.
Bir ejderha öldürürse bir kız arkadaş bulabileceğini düşünmektedir.Chłopak sądzi, że poprzez posiadania pracy uda mu się znaleźć dziewczynę.
Bazı dil bilimciler bu dilin Arumence ve Rumence arasında bir dil olduğunu düşünmektedirler.Niektórzy językoznawcy uważają język ten za dialekt rumuńskiego.
Bunu düşünmek yorucu, hatta hayattan bezdiricidir.Nastrój utworu jest poważny, a nawet przygnębiający.
Savaşın kaybedildiğini düşünmektedir.Zdawał sobie sprawę, że walka jest przegrana.
Ron Harry'nin pek bir şey bilmediğini düşünmektedir.Ray Barone ma wszystko, o czym możne marzyć.
Henri'nin ana katkısı enzim tepkimelerini iki aşamalı olarak düşünmek olmuştur.Głównym założeniem jakie podał Henri, był dwuetapowy przebieg reakcji katalizowanej przez enzymy.
Spooner, işlenen bir suçun robotlar tarafından işlendiğini düşünmektedir.Detektyw podejrzewa, że morderstwa dokonał robot.
Laurence da aynı şekilde düşünmektedir.Lauren również tak zeznaje.
Geldiği yerin, cehennem olduğunu düşünmektedir.Ci odpowiadają, że piekło mają na miejscu.
Çünkü babasının onların katil olmasını istemeyeceğini düşünmektedir.Nie chciał by jego ojciec miał morderców za przyjaciół.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Erlynne oznajmia, że wyjeżdża za granicę.
Don Giovanni hâlâ Anna'yı ayartma şansı olduğunu düşünmektedir.Donia Anna odkrywa podstęp.
Ailesinin ona sevgi hariç her şeyi verdiğini düşünmektedir.Rodzice zamiast miłości dają mu pieniądze.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.Podobną opinię wyraża również Marianne Krull.
Kureyşa geyiklerin bu yüzden aileyi lanetlediğini düşünmektedir.Procenty od długu stają się dla rodziny przekleństwem.
"Biraz daha zaman kazanmak için yapılması gereken şey; niçin orada oturup zaman kaybettiğinizi düşünmektir."Jeśli jesteście tutaj ponieważ chcecie zarobić dużo pieniędzy, to znajdujecie się w złym miejscu”.
Kendisi de böyle düşünmektedir.Rzecz to także mowa.
Herkes onun da yattakilerle birlikte öldüğünü düşünmektedir.Dowiaduje się też, że wszyscy jej towarzysze nie żyją.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.Jakiekolwiek myślenie jest myśleniem o bycie.
Ve katilinse kasabadan biri olduğunu düşünmektedir.Jego zarzewiem był zabójstwo jednego z mieszkańców miasta.
Kendini bir kahraman olarak düşünmektedir.Uważa się za prawdziwego mężczyznę.
İbrahim'in annesi Fatma artık, İbrahim'in de cepheye gitmesi gerektiğini düşünmektedir.Abrahams mor, som då var havande, gömde sig i en grotta och där födde hon Abraham.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.Andra anser att båda troligen är lika viktiga.
Akşam oldu, kendi kendimi düşünmek zorundaydım.En gång funderade jag på att lägga mej till med det själv.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.Forskarna tror inte att besprutning med organofosfat eller pyretroidinsekticider hjälper.
Bunun nedeninin ise küresel ısınma olduğunu düşünmektedir.Orsaken antas vara den globala uppvärmningen.
Kimsenin onu fark etmediğini düşünmektedir.Ingen tycks lägga märke till henne.
Seni düşünmekteyim.Tänk Själv!
Bunu düşünmek beni korkuttu.Detta hade jag väldigt svårt att tänka mig in i.
Stewie'nin anlamadığı bir sebepten ötürü Janet'ı düşünmekten kendisini alıkoyamaz.Steve är själv inte medveten om detta eftersom han inte kan förstå vad Toshi säger.
Bu yüzden evini satmayı bile düşünmektedir.Försöker ofta sälja sitt hus.
"Cuma Namazı'nda başlık düşünmek..."Bönsöndag till bönsöndag: ett år med bönen i Guds tjänst. : .
Geldiği yerin, cehennem olduğunu düşünmektedir.Deras öde måste bli helvetet.
Bir ejderha öldürürse bir kız arkadaş bulabileceğini düşünmektedir.Om spelaren lyckas döda en drake erhåller man dennes draksjäl.
Cinsiyeti düşünmek.Ståndare sex.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.Nisse Bean på sådan.
Ekibimiz ise Goa'uld'u yenebilecek tek teknolojinin Eskilerde olduğunu düşünmektedir.Detta beror på att Goa'uld har stulit nästan allt av De Gamlas teknologi som de har kommit över.
Ve katilinse kasabadan biri olduğunu düşünmektedir.Av somliga anses byn vara en förort till staden.
Laurence da aynı şekilde düşünmektedir.Ashanti levererar samma idéer på samma sätt.
Bazıları burasının Paris'in üçüncü havalanı olmak için iyi bir aday olduğunu düşünmektedir.Він є хорошим кандидатом для перетворення на третій Паризький аеропорт. (фр.)
Bazı müzik tarihçileri müziğin tüm kamusal kutlamalarda kullanıldığını düşünmektedir.Деякі музичні історики вважають, що музика використовувалася майже в усіх публічних церемоніях.
Kendini bir kahraman olarak düşünmektedir.І помри як герой.
Laurence da aynı şekilde düşünmektedir.Так само думав і Анаксагор.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Тут було багато часу для роздумів.
Seni düşünmekteyim.Подумаєш.
Kendisi de böyle düşünmektedir.Це ви так думаєте.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Музе́й промисло́вого вузькоколі́йного тра́нспорту (нід.
Yeğenlerinin kaybolmasının bu testere cinayetleri ile ilgisi olduğunu düşünmektedir.Все це посилювало підозри на причетність батьків до вбивства.
Kureyşa geyiklerin bu yüzden aileyi lanetlediğini düşünmektedir.Місцевий священик вважає, що місто прокляте.
İlknur düşünmek için süre ister,bunun üzerine İlkay "5 dakika sonra cevap ver" der...«Коли перше у твоєму серці стане останнім, і на п'ять питань ти відповіш — так...»
Fakat modern tarihçiler bunun abartılmış olduğunu düşünmekteydiler.Сучасні дослідники вважають такий підхід надто вузьким.
En iyi arkadaşı Clarence (Tarantino) ise onun için unutamayacağı bir doğum günü hazırlamayı düşünmektedir.Кел Кімбелл — його найкращий друг, який і дня не може прожити без оранжаду.
Bilim insanları, organofosfat veya piretroid spreyleri salmanın işe yaramayacağını düşünmektedirler.Vědci se domnívají, že postřiky organofosfátovými nebo pyrethroidovými insekticidy nepomáhají.
Nancy hariç herkes bunun intihar olduğunu düşünmektedir.Všichni, až na Samuela, předpokládají, že spáchal sebevraždu.
Snoke eğer Luke Skywalker'ın yaşamasına izin verilirse Jedi'ın tekrar doğacağını düşünmektedir.Snoke věří, že dokud Luke žije, Jediové mohou opět povstat.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.Další se domnívají, že oba faktory jsou stejně důležité.

İlgili Sayfalar