düşünmek ile cümle
düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Simentov'un eşi ve çocukları şu anda İsrail'de yaşamaktadır ve dediğine göre onlara katılmayı düşünmektedir.ولسيمنتوف زوجة وبنتان تعيشان في إسرائيل ولقد قال إنه يفكر في اللحاق بهم.
Barcelona örneği, uzun vadeli düşünmek gerektiğini gösteriyor" diye konuştu.وقد اظهر مثال برشلونا حتمية التفكير علي المدي البعيد.
İstanbul: Afa, 1987 Edgar Morin: Avrupa’yı Düşünmek.إدغار موران: أوروبا تفكر إسطنبول، آفا 1989.
Bazı yazarlar dördüncü nesil olarak piranonlardan türetilen retinoidleri düşünmektedir.مؤلفو الكتاب يعتبرون أنفسهم أنصار النسوية الموجة الرابعة.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.اليأس عايدة يتحدث عن نفسه.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.لا يستطيع تفسير ما يحسه لكنه يجزم بما يرتأيه وبقدرته على كنه الأشياء .
Manto çekirdek sınırı olarak bilinen manto tüyünden yükselmesinin sebep olduğunu düşünmektedir.يحدد عدد خيوط اللحمة في السنتمتر بضبط معدل طوي الثوب على أسطوانة القماش.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.ويزدري ليوبن هذا التصور.
Aminta'nin meşru varis olduğunu düşünmektedir.Ele pensa que Aminta é o herdeiro legítimo.
O zaman kimi eş olarak tercih edeceğini bileceğini düşünmektedir.Perguntam a ele que tipo de mulher ele prefere.
Annesinin Zuko'yu ondan daha çok sevdiğini düşünmektedir.A avó Zica aparenta gostar mais dele do que de Oscar.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Ela pede tempo para pensar.
Çoğu fizikçi bu tür çözümlerdeki KZElerin yapay olduğunu düşünmektedir.A maioria dos físicos sensação de que os CTCs em tais soluções são artefatos.
Cinsiyeti düşünmek.Falas de Gênero.
Salon.com'dan Heather Havrilesky dizinin ikinci sezonda zirve yaptığını düşünmektedir.Heather Havrilesky do Salon.com disse que a série "encontrou seu rumo" na segunda temporada.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Tamaki descobre que ela foi para o exterior.
Anya ise onların çok güzel olduğunu düşünmektedir.Como sua irmã, ele é considerado extremamente bonito.
Bazı bilim adamları bu sistemi, üçlü bir galaksi sistemi adayı olarak düşünmektedirler.Alguns autores consideram o sistema trigonal uma classe deste sistema.
Genellikle ailenin diğer üyelerinden daha mantıklı düşünmektedir.A pessoa considera-se como geralmente superior a outras pessoas.
Akşam oldu, kendi kendimi düşünmek zorundaydım.Então foi quando ficou claro que eu tinha que começar a pensar em mim.
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.Conversava com os pais sobre seu comportamento, acompanhava tudo com interesse.
Carlota düşünmek için zaman ister.Scipio pede tempo para pensar.
Fakat modern tarihçiler bunun abartılmış olduğunu düşünmekteydiler.Os historiadores modernos descartaram isso como muito improvável.
Şirket Brezilya'da daha fazla yatırım düşünmektedir. .«Brasil precisa investir mais em infraestrutura».
Birçok modern tarihçi Kubrat'ın Tuğluk uruğuna dâhil olduğunu düşünmektedir.Só tem alguns habitantes esporádicos quando é altura de recolher copra.
"Cuma Namazı'nda başlık düşünmek..."Nas sextas-feiras, recolhia-se em orações."
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Demorou para que os outros percebecem isso (principalmente Cody).
Seni düşünmekteyim.Pense nisso.
Rusya 2016 yılında Tu-160 imalatına yeniden başlamayı düşünmektedir.Desde 2008 o governo russo fala sobre modernizações nos bombardeiros Tu-160.
Başlarda askeriyede mutsuzdur ve kaçmayı düşünmektedir.Ao ser cercado pela polícia, prefere fugir rapidamente.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.Buscar certeza do seu desempenho e o que está pela frente ou a enfrentar.
Onu bir cehennem boyutundan kurtardıklarını düşünmektedirler.Hierdoor wisten zij het schip te redden uit de hel van Bougie.
Ancak bazı koşullar altında izin verilebileceğini düşünmektedir.Hij wil dit enkel doen onder bepaalde voorwaarden.
Kendisi de böyle düşünmektedir.En zo gaat ze zich ook voelen.
Laurence da aynı şekilde düşünmektedir.Tonio voelt hetzelfde terug.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Tijd voor versterking moeten ze gedacht hebben.
Bilim insanları Dünya'daki hayatın suda başladığını düşünmektedir.De meeste geleerden denken echter dat het leven op Aarde is ontstaan.
Kathy onun suçsuz olduğunu düşünmektedir.Suu Kyi verklaarde zich onschuldig.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Braine besloot naar het buitenland te trekken.
Seni düşünmekteyim.Mijn gedacht!
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.In de volksmond wordt hij ook weleens Trellovuni (d.i.
Herkes bu taraftar grubunun çok uzun ömürlü olmayacağını düşünmekteydi.Alles wees er toen al op dat deze vereniging geen lang leven beschoren was.
Pek çok eleştirmen de bu yönde düşünmektedir.Vele andere filosofen hebben op deze opvatting kritiek geuit.
Bu sayede bir kızla çıkabileceğini düşünmektedir.Hij hoopt daarmee indruk te maken op een meisje.
"Bacile"e karşı yasal işlem başlatmayı düşünmekte.Er wordt een proces aangespannen tegen Basile.
Bu sebepten dolayı iyiye karar verme yetkisinin de kendi bünyelerinde olduklarını düşünmektedirler.Daar kwam bij dat de mannen, eigenwijs als ze waren, vertrouwen hadden in hun goede gesternte."
Ancak bir yandan da olayın Forster ile bağlantısını düşünmektedir.In de film zit overigens nog een verwijzing naar Forster.
Bunu düşünmek çok yorucu, hayattan bezdiricidir.Hij is erg extravert en gaat zorgeloos door het leven.
Asıl takviyelerin, izleyen ikinci 24 saatte cepheye akacağını düşünmektedirler.Zoals beloofd keert de ambassadeur na 24 uur op dezelfde plaats terug.
Anya ise onların çok güzel olduğunu düşünmektedir.Bella zegt dat ze zich prima voelt.
Bir ejderha öldürürse bir kız arkadaş bulabileceğini düşünmektedir.Als een ridder de draak kan doden, zal hij de koningsdochter als vrouw krijgen.
Ailesinin ona sevgi hariç her şeyi verdiğini düşünmektedir.Ze krijgt alles wat haar hart begeert, behalve liefde.
ABD, vatandaşlarının terörist saldırıya uğradığını düşünmektedir.De regering beschuldigt terroristen van de aanvallen.
Geldiği yerin, cehennem olduğunu düşünmektedir.Volgens hem had hij de ingang van de hel gevonden.
"Cuma Namazı'nda başlık düşünmek..."Vervolgens introduceerde hij christelijke principes in het vrijdagsgebed.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.Uit grote onderzoeken is gebleken, dat beide middelen even effectief zijn.
O şu anda düşünmek istediğim bir şey değil.Dat is niet iets waar ik nu aan wil denken.
Düşünmek için yalnız olmalıyım.Ik moet alleen zijn om na te denken.
Onu bir cehennem boyutundan kurtardıklarını düşünmektedirler.El Teide), który uznawany był jako jedne z wrót prowadzących do piekła.
Seni düşünmekteyim.Będę myślała o tobie.