düşünmek ile cümle
düşünmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Pek çok kişi bu cinayetin İttihat ve Terakki tarafından yapıldığını düşünmektedir.Molti ora credono che l'attacco potrebbe essere stato intenzionale.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.Nel video Blunt è seduto da solo in una stanza piuttosto scura mentre riflette su una passata relazione.
Artık yakalansa dahi hapishane koşullarında yaşayabileceğini düşünmektedir.Ben presto ci si renderà conto che la responsabilità è della stessa prigione.
(15) Ama Helena hala onların şaka yaptığını düşünmektedir.Però, Nicole non gli crede e pensa che sia solo uno scherzo.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Dovremmo passare almeno un momento della giornata pensando.
Seni düşünmekteyim.Va' pensiero.
Hipokrat zamanından beri insanlar tıbbın potansiyel kötü etkileri olabileceğini düşünmektedirler.Fin dai tempi di Ippocrate è noto il potenziale effetto dannoso delle cure mediche.
Kendisi de böyle düşünmektedir.Allo stesso modo lo è la sua volontà.
Bu arada Angel, Buffy'nin kendisine olan aşkının ileride kötü sonuçlar doğuracağını düşünmektedir.Nel frattempo, il nonno sembra eliminare la costante sfortuna che ha Barry nella vita.
Kimileri bu Yahudilerin de aslında Arap olduklarını düşünmektedir: bkz.Alcune persone considerano questi ebrei come arabi, gli arabi li considerano ebrei.
"Düşünmek İçin Vaktin Var" şarkısı daha sonra bu albüme eklendi."If You Have to Ask" fu editata con quell'applauso.
Ancak görevi hemen kabul etmedi ve düşünmek için birkaç haftalık süre istedi.Lei non lo ammette, ma chiede del tempo per pensare.
Real Zaragoza bu stadın yerine yeni bir stad inşa etmeyi de düşünmektedir.Anche Amerigo Vespucci pensava di essere giunto su questa penisola piuttosto che in un nuovo mondo.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.Furba e coraggiosa la sua parte, sa quello che vuole e come fare per ottenerlo.
Laurence da aynı şekilde düşünmektedir.Anche Senofane esprime la stessa opinione.
Felsefenin dışında düşünmek mümkün değildir.La distinzione non è basata sulla filogenesi.
Oliver Wood onların insan bludger olduğunu düşünmektedir.Leighton Meester interpreta Blair Waldorf.
Kendisinin artık tanınmadığını düşünmekte ve bu yüzden herkese sitem etmektedir.Da allora, non si seppe più nulla di lui, e venne creduto morto da tutti.
Çoğu kişi, Nobel Edebiyat Ödülü'nü sırf bu oyunu yüzünden aldığını düşünmektedir.Secondo alcuni tale scoperta, da sola, sarebbe stata degna di un Premio Nobel.
Ela ise Zenan'ın Suat'ın kaybolduğunu kabullenmesi gerektiğini düşünmektedir.Presto, anche Kion deve ammettere che lo Zimwi potrebbe realmente esistere.
Geldiği yerin, cehennem olduğunu düşünmektedir.L'amore è un cane che viene dall'inferno.
Glory'nin adamları da Spike'ı kaçırırlar, onun anahtar olduğunu düşünmektedirler.Nel frattempo Glory rapisce Spike credendo che lui sia la sua chiave ma si rende conto di aver sbagliato.
Çocuklarımızı ve torunlarımızı düşünmek zorundayız.Мы должны думать о своих детях и внуках.
Biraz düşünmek lazım.Нужно чуть-чуть подумать.
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçmayın. )Не совершайте предательства и не отклоняйтесь от верного пути.
Perileri düşünmekten çok zevk alıyorum, ve prensesleri ve güzel kıyafetleri."Сидя в кресле мне нравится думать о феях, принцессах и красивых нарядах».
İbrahim'in annesi Fatma artık, İbrahim'in de cepheye gitmesi gerektiğini düşünmektedir.По этой причине Аллах приказал Ибрахиму увести мать с сыном в район Мекки и оставить их там.
Doktorların onu kurtarabilecek tek bir ilacın olduğunu düşünmektedirler.Было только одно лекарство, которое, по мнению докторов, могло бы её спасти.
O biri benim sünnetime sarılanlardır" dediği asır olduğunu düşünmekteydi.Потому он писал, что «возвеличивший меня род — олхонут».
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.За что отвечает и каким образом несёт ответственность.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.Некоторые исследователи считают эти два вида идентичными.
Yeğenlerinin kaybolmasının bu testere cinayetleri ile ilgisi olduğunu düşünmektedir.Подозреваемый отрицал свою причастность к убийствам.
Onu bir cehennem boyutundan kurtardıklarını düşünmektedirler.Они полезны для того, чтобы укрыться от вражеского огня.
Bryan Fuller dizi için 7 sezon düşünmektedir.Всего Братсет провел в «Вердере» семь полных сезонов.
O zaman kimi eş olarak tercih edeceğini bileceğini düşünmektedir.И теперь она должна выбрать — кто же ей больше подойдёт как муж.
Seni düşünmekteyim.И вы подумай.
Şimdi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.Время для размышления не оставалось.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.В частности, так считает сам Кельвин.
Kendini bir kahraman olarak düşünmektedir.Он делает все возможное, чтобы казаться героем.
Daha sonra da Miri'de daha fazla sahili koruma altına almayı düşünmektedirler.Самец после метания икры более, чем одной самкой, остаётся охранять икру.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Жить для него значило — петь (неопр.).
Anya ise onların çok güzel olduğunu düşünmektedir.Дочери же были очень красивы.
Bunu düşünmek beni korkuttu.Мне даже страшно об этом подумать.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Том Сойер за границей.
Geldiği yerin, cehennem olduğunu düşünmektedir.Там же, как считают, находится вход в ад.
Hulsker bunun Sien çizimlerinin en eskilerinden biri olduğunu düşünmektedir.Рисунок уткозайца, по-видимому, является одним из старейших рисунков такого типа.
Cinsiyeti düşünmek.Всё о сексе.
Ron Harry'nin pek bir şey bilmediğini düşünmektedir.Гарри Поттер не знает, чему верить.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Вспоминай как мы дрались, ссорились, гуляли.
Herkes onun da yattakilerle birlikte öldüğünü düşünmektedir.Его родственники считали, что он умер в лагерях.
Pek çok kişi bu cinayetin İttihat ve Terakki tarafından yapıldığını düşünmektedir.Многие ошибочно полагают, что он придумал и Deathbat.
Stewie'nin anlamadığı bir sebepten ötürü Janet'ı düşünmekten kendisini alıkoyamaz.Он не думал, что Джанет намеренно пропустит это.
Bazı müzik tarihçileri müziğin tüm kamusal kutlamalarda kullanıldığını düşünmektedir.بعض المؤرخين يعتقدون أن الموسيقى الموسيقى استخدمت تقريبا في جميع الاحتفالات العامة.
Cooper'ın 10 yaşında olan kızı Murph odasında bir hayaletin kendisi ile iletişim kurduğunu düşünmektedir.ابنته ميرفي (مكانزي فوي) ذات العشر سنوات، تعتقد أن غرفتها فيها شبح يحاول التواصل معها.
Birkaç akademisyen, Hazar Türklerinin birçok Doğu Avrupa ve Rus Yahudisinin ataları olduğunu düşünmektedir.ويعتقد العديد من الأكاديمين أن الخزر الترك اليهود هم أجداد اليهود الروس وكذلك الذين في أوروبا الشرقية.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.أما آخرون غيرهم فيرون أن كلاً منهما مهم جداً.
Matt Groening, Marge'ın seçildiği bölümlerin, yazılması en zor bölümler arasında olduğunu düşünmektedir.يعتقد مات غرينينغ أن الحلقات التى تضم مارج هي من أصعب الحلقات في الكتابة.
Albümün yapımcı şirketi bu albümden en az beş single çıkarmayı düşünmektedir.وكانت الشركة المنتجة لهذا الألبوم تفكر في انتاج 5 أغاني منفردين على الأقل.
Seni düşünmekteyim.فاكر ميبدي .
Dedi ki: Bu âkıbeti düşünmekle mümkün olur.فقال النبي:" ولعل هذا عرق نزعه".