düşüncesine ile cümle
düşüncesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Podobně když se podíváte na hněvivou myšlenku, zmizí jako mráz pod paprsky ranního slunce.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Podobnie, jeśli przyjrzeć się myśli o gniewie, to zniknie jak szron w porannych promieniach słońca.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Sama halnya, bila Anda mau melihat kemarahan, ia akan menghilang seperti es di bawah matahari pagi.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Samoin vihan ajatusta tarkastelemalla se katoaa kuin kuura aamuauringossa.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Zo ook, als je naar de gedachte achter woede kijkt, verdwijnt hij als sneeuw voor de zon.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Ομοίως, αν δούμε τη σκέψη του θυμού, θα χαθεί σαν τη παγωνιά κάτω από τον πρωινό ήλιο.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Ако погледнем мисълта за гнева, тя ще изчезне като скреж под утрешното слънце.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Так само, якщо ви поглянете на думку про роздратування, вона зникне, як іній під ранковим сонцем.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.Точно так же, если проанализировать гнев, он растает, как иней под утренним солнцем.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.באותו אופן, אם אתם מתבוננים על המחשבה על כעס, היא תעלם כמו קרה תחת שמש הבוקר.
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.بالمثل , إذا نظرتم إلى فكر الغضب , سوف يتلاشى مثل الصقيع الذى يتلاشى بظهور شمس الصباح .
Aynı şekilde, öfkenin düşüncesine bakacak olursanız, sabah güneşi altındaki çiğ gibi kaybolacaktır.それは 朝日のあたった霜のように消えます 何度も繰り返して怒りの感情を直視して解消しているうちに
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Also dachten sie sich, nicht sehen können sei eine Sache, aber sie müssten mich zum sprechen bringen.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Aşa că s-au gândit ei că una e să nu poţi vedea, dar era necesar să mă facă să vorbesc.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Capirono che una cosa è non vedere, però dovevano assolutamente farmi parlare.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Došli k názoru, že byť slepá je jedna vec, ale museli ma prinútiť rozprávať.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Eles acharam que não ser capaz de ver era uma coisa, mas precisavam de me pôr a falar.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ellos pensaron que no poder ver es una cosa, pero necesitaban hacerme hablar.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ils se sont dit que ne pas voir est une chose, mais qu'ils devaient me faire parler.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.그래서 그 노인분들은 안 보인는건 그렇다치더라도, 말은 할 수 있어야 한다고 생각했지요.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Mereka menerima kebutaan saya, namun mereka harus membuat saya bicara.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Så de vurderede at ikke være i stand til at se er en ting, men at de skulle få mig til at tale.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Stwierdzili, że ślepota to jedno, ale muszą sprawić, żebym zaczęła mówić.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Thế là họ bàn rằng không thể nhìn thấy là một việc, nhưng họ cần làm cho tôi nói được.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Úgy gondolták, mivel a látásomon nem tudnak segíteni, ezért elkezdenek beszélni tanítani.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ze dachten: niet kunnen zien is één ding, maar ze moesten me aan het praten krijgen.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Έτσι αποφάσισαν ότι το να μη μπορώ να δω είναι άλλο πράγμα, αλλά έπρεπε να με μάθουν να μιλάω.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.И они решили, что слепота - это одно, а вот разговаривать меня научить надо.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.И осъзнаха, че да не виждам е едно, но трябва да ме накарат да говоря.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Тому вони подумали, що сліпота - це одне, але навчити мене говорити вони повинні.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.והם החליטו שאולי אני לא מסוגלת לראות, אבל אני צריכה להתחיל לדבר.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.لذا أدركوا أن عدم قدرتي على الرؤية هو شئ هام ولكنهم أرادوا أن يجعلونى أتحدث
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.なる必要がありました。 オフィスマネージャーのサリーが
Bu bizi doğrudan Kaluza ve Klein'ın düşüncesine getirir.이 점이 바로 우리의 세계는 보이는 것보다
Bu bizi doğrudan Kaluza ve Klein'ın düşüncesine getirir.זה מוביל אותנו מיד בחזרה לרעיון ההוא של קלוצה וקליין-
Bu bizi doğrudan Kaluza ve Klein'ın düşüncesine getirir.مما يعيدنا مجددا إلى فكرة كلوتزة و كلاين --
Bu bizi doğrudan Kaluza ve Klein'ın düşüncesine getirir.この世界は、適切に描写されたならば
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Ich lief nicht länger auf einem festen Lebensweg.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Ik zat niet langer aan een uitgestippeld pad vast.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Io non ero non più legata a un percorso impostato.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Já não tinha um caminho definido.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Jeg var ikke længere bundet til et fast vej.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Je n"étais plus lié à un chemin déjà tracé.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.전 더이상 정해진 길에만 묶여있지 않았죠.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Nem voltam többé egy megadott úton.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Nie musiałam już podążać utartą ścieżką.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.No estaría más atada a un camino determinado.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Nu mai trebuia să bătătoresc o anumită cale.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Saya tidak lagi terikat pada suatu jalan.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Tôi không còn bị ràng buộc vào một lối mòn được định sẵn
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Už jsem nebyla připoutaná k předem dané cestě.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Už som nemala určenú cestu.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Δεν ήμουν πλέον δεσμευμένη σε ένα καθορισμένο μονοπάτι.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Вече не бях обвързана към определен път.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.Я больше не была ограничена чётким предназначением.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.באה תחושה של חופש.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.لم أعد مرتبطة بمسار محدد.
Daha fazla bir yol çizme düşüncesine bağlı kalmadım.人生の無限の可能性を探れる
Goya'nın da aydınlanma düşüncesine ulaştığı sonucuna varıyoruz.Tak właśnie widział Oświecenie Goya.
Goya'nın da aydınlanma düşüncesine ulaştığı sonucuna varıyoruz.Важко не помітити це розуміння Просвітництва розумом де Гойя.