Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.Natürlich, es hat Denker gegeben, die auf andere Wege hingewiesen haben, auf Gott zu schauen.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.Natuurlijk, er zijn denkers geweest die andere manieren voorstellen om God te zien.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.Oczywiście niektórzy myśliciele zaproponowali inne sposoby postrzegania Boga.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.Φυσικά, έχουν υπάρξει στοχαστές που έχουν προτείνει διαφορετικούς τρόπους αντίληψης του Θεού.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.Разбира се има и такива, котио предлагат различни гледни точки към Бог.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.כמובן, היו הוגים שהציעו דרכים שונות להתבונן באלוהים.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.بالطبع, هناك مفكرون اقترحوا طرقاً مختلفة للتفكير في الرب.
Elbette, Tanrı'ya farklı şekillerde bakmamızı önerenler düşünürler oldu.異なる見解を示してきた方もいます 神の女性的 育成的な面に注目して
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Cách nghĩ truyền thống về quyền lực chủ yếu là quyền lực quân sự.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.전통적으로 사람들이 세력에 대해서 생각하는 방식은 주로 군사력에 대한 것이었습니다.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Secara tradisional, orang berpikir bahwa kekuasaan adalah kekuatan militer.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Tradicionalmente la gente pensaba en el poder principalmente en términos de poder militar.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Tradicionalmente, o modo como as pessoas pensavam sobre pode era primariamente em termos de poder militar.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Tradičně lidé přemýšleli o moci především jako o vojenské moci.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Tradițional, modul în care lumea se gândea la putere era în primul rând legat de puterea militară.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Tradizionalmente, si pensava al potere in termini di potenza militare.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Von jeher haben Menschen Macht vor allem auf militärische Macht reduziert.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Ο παραδοσιακός τρόπος με τον οποίο ο κόσμος σκέφτεται την ισχύ βασίζεται κυρίως σε όρους στρατιωτικής ισχύος.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.Обычно люди думали о власти в первую очередь как о военной мощи.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.בדרך כלל, כשאנשים חשבו על כח זה היה בעיקר במושגים של כח צבאי.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.تقليديا، الطريقة التي نظر البشر فيها للقوة كانت أساسيا القوة العسكرية.
Geleneksel olarak, insanlar gücü askeri güç kapsamında düşünürler.主に軍事力を意味していました 例えば 偉大なオックスフォードの歴史家
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Cel mai adesea, când oamenii vorbesc despre mitoză se referă la o celulă diplodă.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Di solito, quando la gente parla di mitosi, fa riferimento a una cellula, una cellula diploide.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.En su más popular sentido, cuando la gente habla de mitosis, se refieren a la celula, una célula diploide.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Najogólniej rzecz biorąc, gdy ktoś mówi o mitozie, ma na myśli komórkę, komórkę diploidalną.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Nejčastěji, když lidé mluví o mitóze, myslí tím děj začínající u diploidní buňky.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Normalerweise, wenn man über Mitriss spricht, redet man über einen Zelle, eine diploide Zelle.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.SNOW.or.kr (본 자막은 SNOW 자원활동가들에 의해서 제작되었습니다) ** 가장 인기있는 의미에서 사람들이 유사분열에 대해 이야기할 때, 그들은 이배체 세포를 언급합니다.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.Useimmiten kun puhutaan mitoosista viitataan diploidiin soluun.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.במובן הפופולרי, כשאנשים מדברים על מיטוזה, הם מתכוונים לתא, לתא דיפלואידי.
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.بمعناه الاكثر انتشارا, عندما يتحدث الناس حول الانقسام الميتوزى, فهم يشيرون الى الخلية , ثنائيه الكروموسومات .
Genelde insanlar mitoz ile ilgili konuştuklarında diploid edilmiş hücreyi düşünürler.二倍体細胞のことを指す 二倍体細胞っていうのは
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı. "Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.E eles não se importam se o Geoff está chateado por não poder ir ao banco.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi. Ama hepsi aynı şekilde çalışıyor... Değil mi?왜냐면 모두 똑같이 영업을 하거든요.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi. Ama hepsi aynı şekilde çalışıyor... Değil mi?إنهم يشتغلون جميعا بنفس الطريقة، أليس كذلك؟
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi. Ama hepsi aynı şekilde çalışıyor... Değil mi?そしてある日 ちょっとクレージーな行員が思いついた
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.És nem érdekelte őket, hogy Geoff szomorú-e, mert nem tud elmenni a bankba.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Find en anden bank.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Găseşte-ţi alta!
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Hitta en annan bank.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Il n'a qu'à trouver une autre banque.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Nech ide a nájde si inú banku.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Niech znajdzie inny bank.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Pues ve a otro banco.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Such dir doch eine andere Bank.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Vai a cercarti un'altra banca.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Zoek maar een andere.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Πήγαινε βρες άλλη τράπεζα.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Иди и найди другой банк.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Йди і знайди інший банк.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.Те работят по един и същи начин.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.שהוא לא יכול ללכת לבנק. שימצא לו בנק אחר.
"Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.你可以去第二間銀行嘎
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.Họ chỉ nghĩ là: "Uggh. Tôi phải đi đổ xăng.
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.아니, 그들 생각은 "윽, 기름을 사러 가야겠네 .
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.Ludzie myślą raczej "Ech, muszę kupić benzynę. Denerwuje mnie to.
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.Nee, ze denken: "Argh. Ik moet benzine kopen.
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.Nein, sie denken, "Igitt. Ich muss Benzin kaufen. Ich bin so sauer deswegen.
Hayır, şöyle düşünürler, "Of, benzin almak zorundayım.Nej, de tænker: "Uhh. Jeg bliver nødt til at købe benzin.