düşük ile cümle

düşük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kulağı düşük köpekler ırk yarışmalarına alınmaz ve üremesi için izin verilmez.O corte de orelhas não é permitido, e os cães com orelhas cortadas não podem competir em exposições.
Bu yıldız evrimi senaryosu düşük ve orta kütleli yıldızların tipik gelişim senaryosudur.Este cenário de evolução estelar é típico de estrelas de massa moderada e baixa.
İnsüln kullanımının en yaygın yan etkisi düşük kan şekeridir (hipoglisemi).O efeito secundário mais comum é de baixa de açúcar no sangue.
Düşükten yükseğe Renshi, Kyoshi ve Hanshi adında üç kategoriden oluşur.A graduação do Seitei Jodô também inclui os títulos de Renshi, Kyoshi e Hanshi.
Hububat verimi de düşüktür.Deve-se também tratar o coração insuficiente.
1990 yılında çıkan The Razors Edge albümüne kadar grubun albüm satışları düşük kaldı.As fracas vendas continuaram até ao lançamento de The Razor's Edge em 1990.
Nötrofil sayısı 500'den düşüktür, hatta sıfır bile olabilir.A quantidade de neutrófilos estará abaixo de 500 células/mm³, podendo atingir nulidade.
Bu sinir hasarlarını tedavi etmek daha zordur ve başarıda daha düşüktür.Essas lesões nos nervos são mais difíceis de tratar e, geralmente, têm um resultado mais desfavorável.
Ayrıca, frekansı çok düşük uzun dalga alt sesleri de duyarlar.Musaranhos também usam a localização, a partir de pulsos sonoros de curta duração e alta frequência.
Sayılabilir: en düşük, ortalama, en yüksek.O nível superior, o nível intermédio e o nível inferior.
Migren oranları, Asya ve Afrika’da, batı ülkelerine nazaran biraz daha düşüktür.A prevalência da doença é ligeiramente menor na Ásia e em África do que nos países ocidentais.
Oral yöntemler genelde rektal yöntemlere göre 0,4 derece daha düşük değerlere sahiptir.Geralmente, sons abaixo de 300 hertz são considerados graves.
Bu uygulamalar risk ve getiri açısından görece düşük-orta düzeyde bulunmaktadır.Pela primeira vez os conceitos de risco e retorno são apresentados de forma precisa.
Bu sistemle hizmet maliyeti çok düşük tutulmaktaydı.Este carro tinha a suspensão um pouco rebaixada.
Maliyeti düşüktür.O salário diminui.
Okuma-yazma oranı yaşlılar arasında çok düşüktür.Reduz perdas auditivas em idosos.
Düşük aydınlıkta amatör teleskoplar ile gözlenebilir.Pode ser vista com telescópios amadores razoáveis.
Çok düşük aydınlığı nedeniyle, görünür dalga uzunluğunda gözlemlenmesi oldukça güçtür.Por causa de seu brilho superficial muito baixo, é extremamente difícil de observar visualmente.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.O inverno é ameno devido à proximidade do mar.
En düşük sıcaklık -45 derecedir.A temperatura mais alta registrada é de 45 °C .
Günümüzde bombardıman uçaklarının radar izi çok düşük olan tipleri kullanılmaktadır.Atualmente este tipo de mísseis é extremamente letal.
Bu sayede sağkalım süresi uzatılmasına karşın, şifa şansı oldukça düşüktür.Entretanto, por ser muito perecível, seu período pós colheita é curto.
Escapology Avrupada iyi satmasına rağmen, Amerika'da satışları oldukça düşük oldu.Nunca foi sucesso de vendas no Reino Unido mas no norte da Europa as vendas são fortes.
Düşük güçte yüksek verimliliğe sahiptirler.Apresentam baixa viabilidade.
Eyalette vergi oranları oldukça düşüktür.Ao todo, os danos no estados foram mínimos.
1904 yılında ise Düşük sıcaklıklar fiziği üzerine çalışmalarını yapabileceği bir laboratuvar kurdu.Ainda em 1910, desenvolveu uma hidrocele testicular e precisava ser operado.
İkinci nesil saf olarak adlandırılan düşük sonlu(low end) 603 ve yüksek sonlu (high end) 604 idi.De tweede generatie was "puur" en bevatte een "low end" 603 en een "high end" 604.
603 çok düşük fiyat ve güç tüketiminden dolayı tanınmış idi.De 603 opvallend vanwege zijn lage prijs en energieverbruik.
As, oyundaki en büyük veya en düşük kart olabilmektedir.De aas is de hoogste en tevens de laagste kaart in het spel.
İşsizlik oranı düşüktür.De werkloosheid neemt toe.
DMSO kendi başına toksisitesi düşük bir maddedir..DMSO zelf bezit een lage toxiciteit.
Oda boyutları, özellikle (genellikle düşük) frekanslarda duran dalgalar oluşturabilir.In grotere ruimtes kunnen vooral bij lage frequenties (langere golflengten) staande golven optreden.
Yüksek veya düşük riskle birleştirildiğinde değişken olabilmektedir.En dan maakt het niet uit of het een hoog risico of laag risico variant is, ze kunnen het allebei.
Sıralama en düşük kaliteden en yüksek kaliteye doğru yapılmıştır.De reeksen lopen van laagste naar hoogste kwalificatienorm.
Ancak gözlemsel olarak bu sayının daha düşük olduğu bilinmektedir.Volgens waarnemers kon het percentage iets lager liggen.
Daha yeni, düşük ozmolar randyokontrast maddeleri vakaların %0,04’ünde reaksiyona neden olmaktadır.Nieuwere röntgencontrastmiddelen met een lagere osmolariteit veroorzaken reacties in 0,04% van de gevallen.
Gece başlamasının sebebi o zamanki düşük vücut sıcaklığıdır.De oorzaak van het ontstaan 's nachts is dat de lichaamstemperatuur dan lager is.
Air Arabia bölgedeki ilk düşük tarifeli havayolu şirketidir.Air Arabia was een van de eerste low-fare luchtvaartmaatschappijen in het Midden-Oosten.
Bu model, 1858 transatlantik denizaltı telgraf kablosunun düşük performansını doğru olarak öngörmüştü.Het bedrijf dat in 1858 succesvol de eerste trans-Atlantische telegraafkabel aanlegde.
Bununla birlikte daha düşük tahminler de yapılmış.Er zijn echter ook schattingen die veel lager uitkomen.
Sayılabilir: en düşük, ortalama, en yüksek.De bovenste vlekkenrij is het grootst, de middelste het kleinst.
1986’daki 3,5 milyon vakaya kıyasla oldukça düşük bir rakamdır.Dat is een forse daling ten opzichte van 3,5 miljoen gevallen in 1986.
Her iki sürümün de baskı kaliteleri düşüktü.Beide bundels zijn in druk verschenen.
Sosyal sınıfı daha düşük gelinler de, kiliseye giydikleri en güzel elbiselerini giyerlerdi.Daarvoor droeg men in elke sociale klasse bij een bruiloft de beste kleren die men had.
Hızı çok düşüktü.Het tempo zwakte af.
Bilinmeyen nedenlerden dolayı anormal derecede düşük berilyum zenginliğine sahiptirler.Om redenen die onzeker blijven, hebben zij een abnormaal lage aanwezigheid van het element beryllium.
Düşük yakıt maliyeti.Lagere accijnzen op brandstof.
Kulak düşüklüğü istenmeyen bir durumdur.Oren die afhangen zijn ongewenst.
Düşük çözünürlüğe "downconversion" veya "downbacking" olarak bilinir.Het genre wordt daarom ook wel "downtempo", "downbeat" of "abstract beats" genoemd.
Hastalığın mortalitesi düşük olmasına karşın yüksek morbiditeye sahiptir.Ondanks de hoge prevalentie heeft deze aandoening een lage morbiditeit en mortaliteit.
Bu duruma dönemsel düşük güneş radyasyonu ve artan volkanik faaliyetlerin neden olduğu öne sürülmüştür.Deze periode kenmerkte zich door minder zonnestraling en verhoogde vulkanische activiteit.
Zeka seviyesi çok düşüktür.Zijn kennisniveau is laag.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.De arbeidsomstandigheden waren zwaar, de lonen laag.
Halkın kültür seviyesi ve ekonomik durum çok düşüktür.Zowel de bevolking als de economische productie verminderde sterk.
Model düşük bütçelidir.Het budget is echter krap.
Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür.Een tekort aan vocht tijdens en na de menopauze is normaal.
Bunların çoğunun dairesel (düşük dış merkezli) yörüngeleri vardır.De meeste soorten lijken op (dode) bladeren.
Nadir durumlarda, anafilaksinin tek belirtisi çok düşük kan basıncı olabilir.In zeer zeldzame gevallen is lage bloeddruk het enige symptoom van anafylaxie.
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.Het bedrijf wordt door sommigen bekritiseerd om zijn lage lonen.
Bu şekilde daha az kaliteli fakat daha düşük maliyet ile ürün elde edilir.Deze laatste procedure is eenvoudiger, maar het product is ook van mindere kwaliteit.

İlgili Sayfalar