düşük ile cümle

düşük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dolayısıyla okur-yazar oranı da oldukça düşüktü.Auch der Absatz seiner Bücher war drastisch zurückgegangen.
Düşük basınç ve sıcaklıkta oluşur.Die Härtung erfolgt bei geringer Wärme und Atmosphärendruck.
Kliniğe başvuranlara, düşük ücretle korunma araç gereçleri verildi.Im Schutzpockenhauptinstitut wurden die niederen Wartenummern für die Impfung offen verkauft.
Eğitim kapasitesinde ve düşük maliyetli bir savaş uçağı olarak kullanılmıştır.Eine Bewaffnung für die Ausbildung sowie zur Verwendung als leichtes Schlachtflugzeug war vorgesehen.
Özellikle soğuğa karşı uzuvların hipotermi direnci düşüktür.Die Schweineherzen reagierten besonders empfindlich auf Kühlung.
Kriyobiyoloji, düşük sıcaklığın canlıları nasıl etkilediği ile ilgilenen biyoloji dalı.Als Kryobiose bezeichnet man die Fähigkeit, niedrige Temperaturen überstehen zu können.
Gelişmiş ülkelerde tarımda istihdam edilen nüfusun oranı %3-5 gibi çok daha düşüktür.Die Prävalenz von Dysthymie wird in den USA höher geschätzt als in anderen Ländern, nämlich auf 3 bis zu 15 %.
Bunlar düşük ücretlerle mihver ülkelere transfer edildi.Die UN forderten einen solchen Mindestlohn für alle Bereiche.
Wellhausen'e göre P'nin edebî niteliği düşüktür.Armgase weisen laut G. Wagener einen niedrigeren Heizwert auf.
Bu, alkol yüzdesi düşük bir biradır.C'est une bière à faible pourcentage d'alcool.
Yunanistan'daki en düşük maaş nedir?Quel est le salaire minimum en Grèce ?
Bulgaristan'daki en düşük maaş nedir?Quel est le salaire minimum en Bulgarie ?
Finlandiya'da en düşük maaş nedir?Quel est le salaire minimum en Finlande ?
İngiltere'de en düşük maaş nedir?Quel est le salaire minimum en Angleterre ?
Jamaika'daki en düşük maaş kaç para?Quel est le salaire minimum en Jamaïque ?
1BASE5: Düşük maliyetli LAN çözümünü standartlaştırmaya yönelik bir girişim.1BASE5 -- Une tentative de standardisation de solution pour réseaux locaux à bas prix.
Düşük kütlesi sebebiyle, yıldızın içi tamamen konvektifdir.À cause de sa faible masse, l'intérieur de l'étoile est entièrement convectif.
Aperture 2.0, 12 Şubat 2008'de 199 ABD doları olan düşük bir fiyatla piyasaya çıktı.Aperture 2.0 a été lancé le 12 février 2008, avec un prix réduit de 199€.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Dans les années 1950, l'approvisionnement alimentaire était insuffisant et le niveau de vie très faible.
Düşük toksisite: Viral vektörün enfekte ettiği hücrenin fizyolojisi üzerinde asgari düzeyde etkisi olmalıdır.Faible toxicité : le vecteur viral doit avoir un effet minimal sur la physiologie de la cellule qu'il infecte.
Alkol oranı oldukça düşüktür.Son degré d'alcool est assez faible.
1566-1648: Seksen Yıl Savaşları; İspanya'ya karşı düşük ülkelerin isyanı.1566-1648 : guerre de Quatre-Vingts Ans ; révolte des gueux contre l'Espagne.
Yurtdışı seçmenin seçimlere katılımı genellikle daha düşüktür.La participation électorale est habituellement moins élevée lors d'une élection partielle.
Madonna onlara bir yüksek, bir de düşük tempolu şarkıya ihtiyacı olduğunu söyledi.Madonna leur explique qu'elle a besoin d'une chanson entraînante et d'une autre plus lente.
DFT yöntemleri, düşük hesaplama maliyeti için çok doğru seçim olabilir.Les méthodes DFT peuvent être extrêmement précises pour un coût de calcul faible.
Vites değiştirebilmesi sayesinde düşük hızda 12 dereceli bir yokuşu çıkabilmekteydi.Grâce à son changement de vitesse, elle pouvait gravir une côte de 12 % à faible vitesse.
Düşük bütçeli işkence filmi Wishcraft'ta da rol aldı.Elle a également joué dans le slasher film à petit budget Wishcraft.
Madonna ve Leonard birlikte ayrıca düşük tempolu balad "The Look of Love"ı hazırladılar.Ensemble, Madonna et Leonard produisent la ballade The Look of Love.
Aynı zamanda düşük değerli kalite faktörü devre performansını arttırır.Au même moment, la pénurie de métaux précieux fait grimper leur cours.
Ancak geçirimlilikleri daha düşüktür.Leur face inférieure est blanchâtre.
İç kısmın daha yükseklerine mavi boya hakimdir, fakat düşük kalitelidir.Les niveaux supérieurs de l'intérieur sont dominés par la peinture bleue, mais de mauvaise qualité.
Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.Ils sont intolérants aux frustrations.
'Soğuk popülasyon' diye anılan cisimlerin çoğunluğunun düşük eğimleri ve dairesele yakın yörüngeleri vardır.La majorité des objets, la population dite froide, possède des orbites quasi-circulaires et peu inclinées.
Kadın başına 1.5 çocuk düşer ve bu dünyanın en düşük oranlarından biridir.1,15 enfant par femme en 2010, l'un des plus bas au monde.
Bu yıldızların yüzey sıcaklığı düşüktür.Cela fait diminuer la température de surface de l'étoile.
İşsizlik oranı düşüktür.Le taux de chômage baisse progressivement.
Öldürücü dozunun (LD50) 6400 mg/kg olması nedeniyle sıçanlarda zehirliliği düşüktür .La toxicité chez le rat est faible, la dose létale (DL50) à 6 400 mg / kg.
Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklığı en düşük merkezlerden biridir.La moyenne annuelle des températures est l'une de plus basses de toute la Pologne.
Diğer taraftan UuoH+, RnH+'den daha düşük bir ayrışma enerjisi göstermektedir.Néanmoins, l'ion OgH+ aurait une énergie de dissociation inférieure à celle de l'ion RnH+.
1880'de Fransız Fernand Forest ilk düşük basınç ateşleme manyetosunu bulur.En 1880, le Français Fernand Forest invente la première magnéto d'allumage basse tension.
Model düşük bütçelidir.Léger déficit budgétaire.
2013 yılı işsizlik verilerine göre %5,9 ile işsizlik oranı en düşük 9. il oldu.Avec un taux de 5,9 %, Malte a le sixième taux le plus bas de chômage dans l'UE.
Ayrıca şehirdeki sanayileşme oranı düşüktür.De plus l'engouement pour la ville semble diminuer.
En düşük sıcaklık ise 20 Temmuz 1976 tarihinde Yongala'da ölçülmüştür (-8.0 °C).La plus basse température est de −8,0 °C à Yongala le 20 juillet 1976.
WPC, Ağustos 2009'da Qi düşük güç özelliklerini yayınladı.Le WPC a publié la Qi Low Power Specification, littéralement « Norme de faible puissance » en août 2009.
Bu etki, yalnızca yıldızın dönme hızı düşük olduğunda gerçekleşir.Cet effet a lieu seulement si l'étoile a une faible vitesse de rotation.
Düşük atış gücü vardır.Cadence de tir très faible.
Düşük rakımlı bölgelerde yetişmektedir.Elle évolue dans des zones de basse altitude.
Metro'ya aktarma yapan yolcudan, 1,00 TL düşük ücret alınmaktadır.Un usager doit payer 1,10 euros pour emprunter cette autoroute.
FSH Hormonu ise düşük veya normaldir.Le taux de cholestérol est normal ou bas.
Zaman maliyeti düşüktür: Kullanıcılar tarafından erişimi ve son kullanıcılara ulaştırılması kısa zaman alır.Durée de montée en charge : intervalle de temps où ces utilisateurs se connectent progressivement.
Alıştırma testinde Lisa, Bart'tan daha düşük bir puan alır.Les deux fois, Bart obtient un meilleur score que Lisa.
Bundan dolayı ticari başarısı düşüktür.Cependant, le succès commercial semble leur avoir échappé.
Çok düşük frekansta, yoğun ışık dahi elektron üretmemiştir.De plus, à une fréquence trop basse, même une lumière intense ne produit aucun électron.
Seçim katılım oranı ise bu sefer %36,64 oranla oldukça düşük olmuştur.À noter la faible participation pour ce scrutin, avec 36,48 %.
En düşük sıcaklık: -17.5 °C (0.5 °F) Magherally, Banbridge yakınları, Down Kontluğu 1 Ocak 1979.La plus basse était -17,5ºC à Magherally, dans le Down le 1er janvier 1979.
Fakat bu ihtimal oldukça düşüktür.Il est probablement en déclin.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.C'était alors la plus petite et la plus faible étoile alors connue.
Hastalığın mortalitesi düşük olmasına karşın yüksek morbiditeye sahiptir.La morbidité peut être très élevée, mais la mortalité est faible.
Daha düşük maliyetle daha yüksek kalite sağlanır.Un taux élevé est corrélé avec un poids plus faible.

İlgili Sayfalar