düşük ile cümle

düşük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakir Japon göçmenler düşük ücretle çalışmaya istekliydiler.Poor Japanese immigrants were willing to work for low pay.
İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.Britain faced dangerously low supplies of food.
Maaşı düşük olduğu için, o evi satın alamaz.Because his salary is low, he can't buy that house.
Utangaç öğrenciler çoğunlukla daha düşük notlar alır.Shy students often receive lower grades.
Benim umudum size düşük bir fiyatla iyi yemek vermektir.My hope is to give you good food for a low price.
Bu bilgisayarın fiyatı çok düşüktür.The price of this computer is very low.
Bir şeyin olmadığında, amaç düşük; Bir yere gittiğinde, amaç yüksek.When you have nothing, aim low; when you get somewhere, aim high.
Gerçek fiyat olacağını düşündüğümden daha düşüktü.The actual price was lower than I thought it would be.
Süt nispeten düşük ısıda tutulmalıdır.Milk has to be kept at a relatively low temperature.
Tom düşük-yağlı, yüksek-proteinli diyet yapıyor.Tom is on a low-fat, high-protein diet.
Tom'un düşük tansiyonu var.Tom has low blood pressure.
Tom düşük maaşı hakkında şikâyette bulundu.Tom complained about his low salary.
Tom çok düşük karbon miktarına sahip olduğuna inanıyor.Tom believes he has a very low carbon footprint.
Tom kolyeyi Mary'ye çok düşük bir fiyatla sattı.Tom sold the necklace to Mary for a very low price.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Öyle düşük bir fiyata yağ satın alabileceğini asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that you could buy butter for such a low price.
Tom'un yüzmesinin oldukça düşük bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.I think it's highly unlikely that Tom will swim.
Pil düşük olduğunda benim cep telefonu bip sesi verir.My cellphone beeps if the battery is running low.
Fiyat düşük ama ayrıca kalite çok iyi değil.The price is low, but then again, the quality isn't very good.
Fiyat düşük ama kalitesi çok iyi değil.The price is low, but the quality isn't very good.
Tom'un tutuklanma olasılığı çok düşük.The chance that Tom will get arrested is very slim.
Biz düşük sesle konuştuk bu yüzden bebeği uyandırmadık.We talked in low voices so we wouldn't wake the baby.
Tom'un cezalandırılma ihtimali çok düşüktür.The probability of Tom being punished is very small.
Su düşük sıcaklıklarda buza dönüşür.At low temperatures, water turns to ice.
Düşük al, yüksek sat.Buy low, sell high.
O, düşük belli kot pantolon giyiyor.She's wearing low-rise jeans.
Tom hapishane tarafından temin edilen düşük kaliteli yiyecek yiyerek besleniyordu.Tom was fed up with eating the low quality food provided by the prison.
O düşük bir rüzgar.That's a low blow.
Beklentiler düşük.Expectations are low.
Çok düşük.It's so low.
Bu çok düşük.It's too low.
Onun düşük bir cinsel dürtüsü var.She has a low sex drive.
Onun düşük bir libidosu var.He has a low libido.
Japon tatlıları, Batı tatlılarından kalorili olarak daha düşüktür.Japanese sweets are lower in calories than Western sweets.
Japon tatlıları, Batı tatlılarından daha düşük kalorilidir.Japanese sweets are lower in calories than Western sweets.
Bazı insanlar yüksek yağ ve düşük karbonhidrat diyetinin sağlıklı olduğunu söylüyorlar.Some people say a high fat–low carbohydrate diet is healthy.
Giderleri düşük tutmak istiyorum.I'd like to keep expenses down.
Köpekbalığı tarafından saldırıya maruz kalma olasılığı çok düşüktür.The likelihood of being attacked by a shark is very low.
Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür.The chances of being attacked by a shark are very low.
Bir köpekbalığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür, özellikle bir havuzda.The chances of being attacked by a shark are very low, especially in a pool.
İsrail'de İngilizce eğitim seviyesi çok düşük.The level of English instruction in Israel is very low.
Kırsalda İngilizce eğitimi seviyesi çok düşük.The level of English instruction in the country is very low.
Lütfen bunu -18C derecede yada daha düşük ısıda depola.Please store it at -18C or lower.
Onun maaşı düşük olsa bile, o, o şirket için çok çalışır.Even though her salary is low, she works hard for that company.
Sıcaklık bugün çok düşük.The temperature is very low today.
Şarkıcının çok düşük bir sesi var.The singer has a very low voice.
Ben fiyatın fazla düşük olduğunu düşünüyorum.I consider the price too low.
Tom hakkında düşük bir görüşüm var.I have a low opinion of Tom.
Elektrik faturasında ödenecek miktar düşüktü.The amount payable on the electricity bill was low.
Sıcaklık her zamankinden daha düşük.The temperature is lower than usual.
Konuşma ile devam etmek istiyorsan biraz daha düşük konuşsan iyi olur.If you want to go on with the conversation, you'd better speak a bit lower.
Finlandiya'da en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Finland?
Rusya'daki en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Russia?
Türkiye'de en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Turkey?
Türkiye'deki en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Turkey?
Arjantin'de en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Argentina?
Brezilya'da en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Brasil?
Küba'da en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Cuba?
Şili'de en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Chile?
Abd'de en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in the United States?

İlgili Sayfalar