Bir öğretmenin aylığı bir avukatınkinden daha düşüktür.The salary of a teacher is lower than that of a lawyer.
Geçen yıl bir düşük yaptım.I had a miscarriage last year.
Onun düşük maaşı onun ev satın almasını engeller.His low salary prevents him from buying the house.
Düşük ısılar suyu buza çevirir.Low temperatures turn water into ice.
Şirket çalışanlarını düşük maaşlarla sömürdü.The company exploited its workers with low pay.
İthal arabalar için talep daha düşük fiyatlardan dolayı artıyor.Demand for imported cars is increasing due to lower prices.
Yen dolar karşısında hâlâ düşük.The yen is still low against the dollar.
Olağandışı düşük ısılar bu yıl düşük kaliteli pirinç hasatından sorumlu tutulmaktadır.Unusually low temperatures account for the poor rice crop this year.
Eğer fiyat biraz daha düşük olsaydı uçak biletlerini alırdık.We would have bought the plane tickets if the price had been a little lower.
Onu daha düşük bir ısıda tutun.Keep it at a lower temperature.
Görüntü kalitesi gerçekten kötü - çözünürlük çok düşük.The image quality is really bad - the resolution is so low.
Bu palto kalitede benimkinden daha düşük.This overcoat is inferior to mine in quality.
O kadar düşük sesle konuşuyorsun ki ne dediğini tam olarak duyamıyorum.You speak so softly that I cannot quite hear what you say.
Ay gökyüzünde düşük.The moon is low in the sky.
Satışlar şimdi düşük.Sales are down now.
Bu ay satışlar düşük.Sales are down this month.
Düşük maliyetle broşür hazırladık.We made brochures at small cost.
Bu ceketi düşük bir fiyata aldım.I bought this coat at a low price.
Ben, bu elbiseyi düşük bir fiyata satın aldım.I bought this dress at a low price.
Kan basıncım düşük.I have low blood pressure.
Düşük tansiyonum var.I have low blood pressure.
Kadınlar erkeklerden daha düşük bir maaşla çalıştırılırlar.Women are employed at a lower salary than men.
Küçük arabalar, düşük yakıt tüketimi nedeniyle çok ekonomiktir.Small cars are very economical because of their low fuel consumption.
Fiyatlar Kobe'de daha düşüktür.Prices are lower in Kobe.
Nehirin seviyesi çok düşük.The river is very low.
Onun bu akşam yediği akşam yemeğinin o akşam yemeğine göre kalitesi düşük.The dinner he ate this evening was inferior in quality to that dinner.
Onun maaşı ailesine bakamayacak kadar çok düşük.His salary is too low to support his family.
O hep düşük maaşından yakınıyor.He is always complaining about his low salary.
Çok düşük ücretle çalışır.He works for a mere pittance.
Onlar düşük ücretleri hakkında şikayet ettiler.They complained about their low wages.
Onlar çocuklarla ilgili düşük ölüm oranını tıbbın ilerlemesine bağladı.They attributed the low death rate of infants to the progress of medicine.
O düşük kan basıncından muzdarip.She suffers from low blood pressure.
O, düşük ücret ve uzun saatler yüzünden mesleğini bıraktı.She quit her job because of the low pay and long hours.
O her zaman benim düşük maaşımdan yakınıyor.She is always complaining about my small salary.
O her zaman kocasının düşük maaşından şikayet ediyor.She is always complaining of her husband's small salary.
O, şarkıyı düşük sesle söyledi.She sang the song softly.
O hep maaşının düşüklüğünden yakınıyor.She is always complaining of her small salary.
Lütfen düşük ısıda fasulyeleri bir süre kaynatın.Please simmer the beans for a while over a low heat.
Bira malt içeriğine göre vergilendirilir, bu yüzden düşük maltlı bira daha ucuzdur.Beer is taxed according to its malt content, so low-malt beer is cheaper.
Pale ale düşük-alkollü bir biradır.Pale ale is a low-alcohol beer.
Su sıcaklığı hala düşük, bu nedenle yüzmeye gitmeyeceksiniz, tamam mı?The water temperature's still low so you're not going to swim, are you?
Düşük maliyetli prefabrik evleri öneriyoruz.We offer low-cost prefabricated houses.
Açık havada daha fazla zaman harcayan çocukların miyop riski daha düşüktür.Children who spend more time outdoors have a lower risk of myopia.
Bu hafta petrol fiyatı düşük.The price of oil is down this week.
O, benim düşük maaşımdan şikayetçi oldu.She complained about my low salary.
Maaşımın düşük olduğundan şikâyet etti.She complained that my salary was low.
Onun maaşı düşük bu yüzden değişik işler yapmak zorunda.His salary is low so he has to do odd jobs.
Bana daha düşük bir fiyatla veremez misin?Can't you give me a lower price?
Büyük mağazaları tercih ederim: fiyatlar daha düşüktür.I prefer department stores: the prices are lower.
Fiyatlarımız şimdi daha düşük!Our rates are now lower!
Biz Quebec eyaletinin dil akademilerindeki en düşük fiyatı garanti ediyoruz.We guarantee the lowest price in language academies in the province of Québec.
Lütfen, düşük sesle konuşun.Please keep your voices down.
Lütfen sesini düşük tut.Please keep your voices down.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı pazarlık etti.He negotiated a lower price with the real estate agent.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı görüştü.He negotiated a lower price with the real estate agent.
Tüketiciden daha düşük olan bir seviyenin var olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there exists a level that's lower than "user"?
Gelmesi çok düşük bir ihtimal.He is the least likely to come.
Bu özel model gerçekten düşük bir pil ömrüne sahip.This particular model has a really low battery life.
Hükümet düşük gelirli aileler için vergileri düşürdü.The government lowered taxes for lower-income families.
Öğrenci düşük notun adil olmadığını hissetti.The student felt that her low grade was not just.