Sarımsaklar dövülerek püreye katılır.Las Lloronas que acompañan al Féretro.
Biraz dövüştükten sonra Caleb onu da etkisiz hale getirir.Se pelean y Caleb claramente está siendo superado.
Glory ve Buffy ise hâlâ dövüşmektedirler.Buffy y Spike siguen peleando.
Döviz, altın gibi yatırım araçları da dayanak varlık olabilir.Por ejemplo en las inversiones en equipamientos, que se convierten en costes fijos.
"Dünkü şilt maçları: Fener - Vefa takımları sahada dövüştüler".«"Coches de época: joyas sobre ruedas en 'El Caso.
Bu rol için dövüş dersleri bile almıştır.Hasta llegó a dar clases de esta asignatura.
Etin pişirilmeden önce dövülmemesi gerekmektedir.Así que se debe consumir antes de madurar.
Hsu Hao, Mortal Kombat dövüş serisi karakteridir.Hsu Hao es un personaje en la serie de juegos de lucha Mortal Kombat.
Bu, büyük rantlara sebep oldu ve döviz ile yapılan ticareti olumsuz etkiledi.Hicimos lo que nos dio la real gana y así salió de poco comercial.
Merkez bankası müdahalesiyle döviz kurunun gerçek değerinden uzaklaşması engellenir.Dado lo equilibrado de su postura evitan cuidadosamente hacer juicios de valor.
Ne var ki bir müddet sonra erkek arkadaşının samimi arkadaşı tarafından dövülerek yola atılır.Más tarde fue expulsado por pelear con el actual novio de su ex novia.
Kızıl Cadı aynı zamanda iyi bir atlet ve yakın dövüş uzmanıdır.En la secundaria ella fue competidora estrella y buena atleta.
Böylece dövizle ödeme yapma zorunluluğu ortadan kalkar.En la transacción se extingue la obligación por el pago.
Aveline kalkan ve kılıçla dövüşür.Él es capaz de lanzar hechizos y luchar con su espada.
Ve de çok iyi dövüşür.Estaba demasiado ocupado en luchar.
Tao beş yaşından beri dövüş sanatları ve Wushu ile ilgilenmiştir.A los 5 años de edad comenzó la práctica de las artes marciales con el taekwondo.
Burada Gordon'u yarı çıplak halde öldüresiye döver ve ona zorla kızının çıplak fotoğraflarını gösterir.Trata siempre de ser atractiva para Duke, enviándole fotos de ella desnuda.
Black Widow eski dostu Hawkeye ile dövüşür ve onu alt eder.Aunque Hawkeye va tras Viuda Negra y Strucker.
Çoğu domuzgillerde erkekler çiftleşme öncülüğü elde etmek için kendi aralarında dövüşürler.En muchas especies los adultos han de competir entre sí para conseguir parejas sexuales.
Dövüş Gerçeği - HAYTAPVerosimilitud y verdad
"Hayat hikâyemle döverim seni!".«Arráncame la vida».
Çok güçlü yakışıklı bir dövüş ustasıdır.Es un gran y habilidoso peleador.
Dover'da canlı hayvan ihracatına karşı gösterilere katıldı.Veánlo aquí, en Duelo Animal.
Böylece bu halk dövüşleri hiç ölümle bitmiyordu.Parecía que la matanza de los habitantes no iba a acabar nunca.
Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.Sapevano di dover combattere insieme per sconfiggere il nemico comune.
Tom iyi dövüştü.Tom si è battuto bene.
Tom Mary'ye yeni dövmesini gösterdi.Tom mostrò a Mary il suo nuovo tatuaggio.
Bana dövmeni göster.Fammi vedere il tuo tatuaggio.
Her büyü okulu, üç dövüş tarzından biriyle bağlantılıdır.Ogni magia di scuola è legata anche ad uno dei tre stili di combattimento.
Riskin, aynı zamanda, daha büyük dövmeler için daha büyük olduğu görülmektedir.Il rischio sembra essere maggiore per i tatuaggi più grandi.
4 Haziran 1920'de Dover merkezli Stanlee Shipbreaking Company'ye satıldı.Il 4 giugno 1920 fu venduta alla Stanlee Shipbreaking Company di Dover.
Mehmet Emin Kardeş (Mardin doğumlu): Dövüyorlar, muhakkak dövdüğü kişinin bir tarafını da kırıyorlardı.Il popolo insorse contro ʿAbbās e Abū Muhammad, considerati traditori, ma Sulaymān b. Hishām sedò la rivolta.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Si stima che quasi la metà dei detenuti abbiano utilizzato attrezzature per tatuaggi non sterili.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde ün yapmış dövüşçüler bu oyunda birbirleriyle üstünlük mücadelesine girişmiştir.Tutti gli Immortali sono obbligati a combattere tra di loro nel Gioco (The Game in originale).
Daha sonra, Gunnar, Starkaður adlı bir adamın at üzerine dövüş yapma teklifini kabul eder.In seguito, Gunnarr accetta una sfida di combattimento a cavallo da parte di un uomo chiamato Starkaður.
Bu tonların etkileri, 1839 yılında Heinrich Wilhelm Dove tarafından bulunmuştur.Il fenomeno è stato identificato nel 1839 da Heinrich Wilhelm Dove.
Bō, Japon dövüş sanatlarında kullanılan silah.È un calcio utilizzato nelle arti marziali giapponesi.
Ne kadar uygun, sen de bir inek gibi dövüşüyorsun.La sua abilità sarà Attaccare, come Cowboy.
Narsil (kırılmış ve yeniden dövülmüş kılıç), Arnor ve Gondor Krallığı'nın bir sembolü olmuştur.Narsil (rotta e poi riforgiata) è simbolo del potere regale di Arnor e Gondor.
Brawlhala, Blue Mammoth Games tarafından geliştirilen oynaması ücretsiz bir dövüş oyunudur.Brawlhalla è un videogioco picchiaduro sviluppato dalla Blue Mammouth Games.
Ölümden sonra dövmenin herhangi bir şekilde kaldırılması da katiyetle yasaktır.Rimuovere un tatuaggio dopo il decesso è assolutamente proibito.
Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. ^ 13 Aralık 2004 tarihli TCMB döviz kuruna göre (URL consultato il 9 maggio 2008 (archiviato dall'url originale il 14 maggio 2008).. ^ 2003
Francis: Timmy'yi hep döven kabadıyıdır.Sbaglia sempre di continuo il nome di Timmy.
Böylelikle dövüşte etki kullanma sıklığı da artmış olur.Allo stesso tempo aumenta anche la frequenza dell'uso degli effetti in battaglia.
Dövüş esnasında, Starkaður hile yapar ve Gunnar kendini yepyeni bir kavganın içinde bulur.Nel corso del combattimento i suoi avversari imbrogliano e Gunnarr si ritrova in un vivace alterco.
Hong Kong'lu dövüş sanatları yıldızı Jackie Chan ve Tayvanlı aktris Lin Feng-Jiao'nun oğludur.Egli è figlio della star d'azione e di arti marziali Jackie Chan e dell'attrice taiwanese Lin Feng-Jiao.
Gazetecileri dövdü.Prosciolti i giornalisti.
Bunun üzerine köylü onları beraber yakalayıp kadını döve döve evine hapis ederler.Si confonde tra gli orfani e si rifugia con loro nell'orfanotrofio.
Bruno S.'nin annesi bir fahişeydi ve küçükken onu sürekli dövüyordu.Donald Madden, padre di Pamela, quando era piccola veniva spesso da lui maltrattata.
En güçlü olmak için sürekli dövüşür.Per farlo sarà disposto a schierarsi sempre con il più forte.
Çok iyi dövüşür.Combatte valorosamente.
Kazuma neredeyse her karşılaşmalarında Ayano’yu yener ve ona dövüş sitilindeki eksikliklerini gösterir.Kazuma la batte in quasi tutti gli incontri sottolineando le sue debolezze nel suo stile di combattimento.
Bükme yerine zekasını ve bumerang, pala ve meteordan dövülmüş kılıcını kullanmaktadır.Perse invece terreno Räikkönen, insidiato da Trulli e Button.
Drago dövüşçü olmak için eğitilmiştir.Si è allenato per diventare un combattente nella Action Forest.
Bu arada Ogre en güçlü dövüşçülere saldırıp onların güçlerini çalmaya başlamıştır.A quel punto Grom raccolse a se tutti i suoi migliori guerrieri e attaccò le forze degli Ogre.
İkinci Robin, Jason Todd, Joker tarafından dövülerek öldürülmüştür.In essa si narra della morte del secondo Robin, Jason Todd, ad opera del Joker, nemesi dell'uomo pipistrello.
Bir ara karısına dönmeye çalışır ama kayınbiraderi tarafından dövülerek kovulur.Una sera Wapiti cerca di raggiungerla ma viene picchiato dal fratello.
Ayrıca dövme yapımında da kullanılır.Si usa inoltre per il tatuaggio.
Jade bir dövüş sanatçısıdır ve bir direniş örgütü için çalışmaktadır.Neige è una giornalista umana che lavora nel campo della resistenza.
Melee Classes: (Yakın dövüş yapan) Yakın dövüş yapan karakterlerdir.Gli angeli con le corde da misura per il giudizio.