Kur dalgalı döviz kontrolleri kaldırarak ekonomik liberalleşme ve istikrar programı izlemiştir.Ein starker reinigender Wind wird das wirtschaftliche oder berufliche Feudalsystem entfernen.
Ancak şimdilerde oda bir dövme sanatçısı olmuştur.Heute befindet sich darin ein Künstleratelier.
Joe ile dövüş sanatları okulunda tanışmışlardır ve iyi arkadaş olmuşlardır.Sie traf Joan in der Grundschule und sie wurden beste Freunde.
Yakın dövüş silahı ise Kemik Testeresi'dir.Die Studentische Fechtwaffe ist der Korbschläger.
Roma İmparatorluğu'nda arenalarda ayılar, aslanlar, kaplanlar, köpekler ve insanlarla dövüştürülmüşlerdir.Im antiken Rom ließ man in der Arena Hunde gegen Bären, Löwen und auch Gladiatoren kämpfen.
Burada çalışırken bir yandan da yeni bir dövüş sanatı arayışı içerisindedir.Damit unzufrieden suchte er nach einer anderen Kampfkunst.
Geriye tek bir oyuncu kalana kadar dövüşülür.Es wird dann so lange gespielt, bis noch ein Spieler übrigbleibt.
Annesi sık sık kaba kuvvete başvuran biriydi ve bazen annesi onu dövüyordu.Häufig musste ihre eigene Mutter einspringen, zu der sie selber eine komplizierte Beziehung hatte.
Sürekli dövüşmek ister.Ich musste immer kämpfen.
Ciddi dövüşler nadir görülür.Kämpfe sind jedoch ausgesprochen selten.
Sopalarla, balta saplarıyla dövülmüşler.Ihre Hände wurden mit Hämmern geschlagen.
Bu sembol kimi HIM fanatikleri arasında dövme olarak da kullanılmaktadır.Dieses Wunder des Herrn wird selbst unter den heidnischen Völkern als solches anerkannt.
Gaara ile yaptığı dövüş sonrası çok ağır bir şekilde yaralanmıştır ama sonra iyileşmiştir.Er hat den Kampf mit Ra’s knapp überlebt, ist aber sehr schwer verletzt.
Fernando adamla dövüşmek için sarayı terk etmek ister, Rosario ona kalması için yalvarır.Fernando macht sich zum Aufbruch bereit; Rosario klammert sich an ihn und bittet ihn, zu bleiben.
Dunnottar kalesi, Stonehaven, ve Dover kalesi, filmde yerler olarak kullanıldı.Dunnottar Castle bei Stonehaven in Schottland diente als Vorlage für das Schloss im Film.
Bir dövüş Pokémonu olan Mankey, evriminin ilk aşamasındadır.Es ist das erste Mal, dass ein Spiel der Pokémon-Hauptserie in einer an Europa orientierten Region spielt.
Calais'ten Dover'e olan uçuşu 37 dakika sürmüştür.Sein Flug von Calais nach Dover dauerte 37 Minuten bei einer durchschnittlichen Flughöhe von 100 Metern.
Koluna kelepçe dövmesi yaptırarak acısını hafifletmeye çalışır.Daraufhin versucht er mit seinem Taschenmesser, den Arm zu amputieren.
Karısını döverek öldürmüştür.Hilflos verprügelt er seine Frau.
Sokak ortasında çevresini saran kalabalık tarafından dövüldükten sonra taşlanarak öldürülmüştür.Er war auf der Straße zusammen geschlagen worden, nachdem ein Drogendeal geplatzt war.
Ardından dövüşerek yargılanma talep eder.Seither bekämpft sie die Entscheidung gerichtlich.
Onlar dövüşecek mi?Vont-ils se battre ?
Onun vücudunda bir sürü dövme var.Il y a beaucoup de tatouages sur son corps.
Bu, adil olmayan bir dövüştü.C'était un combat inégal.
Her büyü okulu, üç dövüş tarzından biriyle bağlantılıdır.Chaque école de magie est reliée à un des trois styles de combat.
Mitchell, deneyimli bir savaş pilotudur ve sık sık yakın dövüşlerde yer alır.Mitchell est un pilote de chasse expérimenté et souvent impliqué dans le combat rapproché.
Bunun üzerine dövüşmeye başlarlar.Ils commencent alors à se battre.
Bu tonların etkileri, 1839 yılında Heinrich Wilhelm Dove tarafından bulunmuştur.Cet effet a été découvert en 1839 par Heinrich Wilhelm Dove.
Burada Lady Deathstrike ile dövüşürler.Il fit de même avec Lady Deathstrike.
Eğer iki kraliçe adayı aynı anda kuluçkadan çıkarlarsa ölümüne dövüşürler.Si deux reines éclosent en même temps, elles se combattent à mort.
Karakterin dövüş stili, taşımakta olduğu zırh setine göre belirlenir.Le style de combat d'un personnage est déterminé par l'armure qu'il porte.
2016'da Therapy Session ile Dove Award'da Yılın En İyi Rap/Hip Hop Albümü Ödülü'nü kazandı.En 2016, Therapie Session remporte le Prix Dove pour le meilleur album de Rap/Hip Hop de l'Année.
1995 yılında Josh Todd dövmecisi sayesinde gitarist Keith Nelson ile tanıştı.En 1995, Josh rencontre le guitariste Keith Nelson grâce à son tatoueur.
Normalde zamanını Lucien'ı dövmekle/pataklamakla geçirir.Il passe la plupart de son temps à tabasser Lucien.
Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. ^ 13 Aralık 2004 tarihli TCMB döviz kuruna göre (Extrait le 28 mai, 2008. ↑ session ordinaire de 1929 (35e).
Kai ise dövülerek cezalandırılır.Payet s'impose aux pénalités.
Her tür silah ve dövüş konusunda uzmanlaşmıştır.C'est un expert en combat et en armes en tout genre.
2003 yılında profesyonel olarak ilk yıl, bu yıl 12 dövüş kazandı.En 2003, l'année où il passe professionnel, il fait 12 combats.
Gece olunca, Haywire dövmenin bir kopyasını daha çıkarmıştır, odasından kaçmaya çalışır.Le soir venu, Haywire utilise l'une des copies qu'il a faites du tatouage et s'évade de sa chambre.
Boğa teriyerleri, özellikle köpek dövüşlerinde kullanılmışlardır.Les chiens utilisés dans ces combats étaient principalement des bulldogs.
Drago dövüşçü olmak için eğitilmiştir.Sol s’entraîne pour devenir joueur de baseball.
Heimdall ve Loki dövüşecek ve birbirlerini öldürecek.Heimdall combattra Loki et ils s’entretueront.
Lesnar, Slater'ı dövüp ona F-5 yaparak Orton'a mesaj gönderdi.Lesnar lui a porté son F5 afin d'envoyer un message à Orton.
Sonraki dövüş kiminle biliyor musun?...Quelle va être la prochaine victime ?
Tutuklama sırasında dövüldüğü iddia edilmektedir.Il affirme que lui aussi a été tabassé lors de son arrestation.
Dövüş konusunda ustadır.Il pratique la boxe.
Dövüşenlerden birisi pes edene kadar bunu yapmaya devam ederler.La lutte continue jusqu'à ce qu'un des combattants soit amené au sol.
Haywire, sonra Michael'ın dövmesini not etmeye başlar.La maîtresse vide ensuite le pupitre de Tom.
O zamandan beri birçok farklı kripto dövizi oluşturulmuştur.Depuis ce jour, plusieurs crânes supplémentaires ont été retrouvés.
Gluttony’nin Ouroboros dövmesi dilinin üzerindedir.Son tatouage d'Ouroboros se situe sur sa langue.
Düellocular kılıçla dövüşüyorlarsa, bunun belirlenmiş alan içinde gerçekleşmesi gerekirdi.Les païens devaient être convertis, au besoin par l'épée.
Polat tarafından beyzbol sopasıyla dövülerek öldürüldü.Il a été battu à mort avec une batte de baseball.
Çok yumuşaktır bu yüzden kolayca dövülebilir.Il est très mou et on peut facilement s'y enliser.
Meydanı terk etmeye çalışan öğrenciler bile askerler tarafından durdurulup dövüldü.Même ceux qui tentent de quitter la place sont assiégés et battus.
İlk dövmesine 14 yaşında sahip oldu ve okulu bıraktı.Dès 14 ans, il fonde son premier groupe et quitte l'école.
Yurt dışı işçileri ülkelerine döviz gönderirler.On fait appel aux travailleurs étrangers.
Gazetecileri dövdü.Il était assailli par les journalistes.
Sergo Paracanov 1952 yılında Kiev’de Dovjenko stüdyolarında çalışmaya başladı.À partir de 1945, Braun travaille au Studio Dovjenko.
O da bu dövüşlere katıldı ancak attan düşerek ağır yaralandı.Il retourna avec lui en sécurité bien que son propre cheval fût blessé.
Bu özellik, teorik olarak her an ve her mekanda PvP (oyuncu oyuncuya karşı) dövüşlerini mümkün kılar.Cette option rend les combats JcJ (joueur contre joueur) possibles à tout moment et en tout lieu.