Dört kişilik bir aileye sahibim.I have four in my family.
Asansörle dördüncü kata çıktım.I took the elevator to the fourth floor.
O, yaklaşık dörtte geldi.He came about four o'clock.
Dörtten önce bira yok.No beer before four!
Gözlerini dört aç!Keep your eyes peeled!
Dört boyutluları hayal etmek zordur.It's difficult to visualize four dimensions.
Dört boyutluları görselleştirmek zordur.It's difficult to visualize four dimensions.
Onlar dört nala koşan atlardan daha hızlı hareket ettiler.They moved quicker than horses in gallop.
Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.The central nervous system consists of four organs.
Bu otel rehber kitabın verdiği dört yıldızı hak etmekten uzaktır.This hotel is far from deserving the four stars the guidebook gives it.
Bu ülkede dört mevsim var.There are four seasons in this country.
Şehrin dört bir yanı dağlarla çevriliydi.The mountains were all around the city.
Televizyon istasyonları günde yirmi dört saat yayın yapar.Television stations broadcast 24 hours a day.
Dört yıl daha onu seçecekler mi?Will they elect him for four more years?
Başkan dört yıl boyunca yönetir.The president governs for four years.
Fransa'da işçiler her yıl dört haftalık ücretli izin alırlar.Workers in France receive four weeks of paid vacation each year.
Amerikalılar her dört yılda bir yeni bir başkan seçerler.Americans vote for a new president every four years.
Divan, dört kişinin oturmasına yetecek genişlikte.The sofa is wide enough for four people to sit on.
Yirmi dört yaşındayım.I'm 24 years old.
Ben pastanın dörtte birini yedim.I ate a quarter of the cake.
Bir kare hem dikdörtgen hem de eşkenar dörtgendir.A square is both a rectangle and a rhombus.
Dört kere beş 20'dir.Four times five is 20.
Bir dörtlü, bir üçlüden bir üye daha fazladır.A quartet has one more member than a trio.
İyi haber! Bu, Klingon dilindeki dört yüz kırk dördüncü cümle.Good news! This is the four hundred forty-fourth sentence in Klingon.
O, gece yarısı dört polis memuru tarafından götürüldü.He was taken away by four police officers in the middle of the night.
Dolores'in dört kız kardeşi var.Dolores has four sisters.
Dolores'in dört tane kız kardeşi var.Dolores has four sisters.
Maria'nın dört erkek kardeşi var.Maria has four brothers.
Benim dört erkek kardeşim yok.I don't have four brothers.
Dört kız kardeşim yok.I don't have four sisters.
Dört adam şarkı söylüyor.Four men are singing.
San Jacinto Savaşı öğleden sonra saat dörtte başladı.The Battle of San Jacinto began at four o'clock in the afternoon.
Savaş dört yıl sürmüştü.The war had lasted four years.
Amerika İç Savaşı dört yıl sürdü.America's Civil War lasted four years.
Polk sadece kırk dört oy aldı.Polk got only forty-four votes.
Dört eyalet Aaron Burr için oy verdi.Four states voted for Aaron Burr.
Yaklaşık dört bin asker öldürüldü.About four thousand soldiers were killed.
Dört asker ve on iki sivil öldürüldü.Four soldiers and twelve civilians were killed.
Dört fikir önerildi.Four ideas were proposed.
Annesi dört yıl sonra öldü.His mother died four years later.
Onlardan otuz dördü avukattı.Thirty-four of them were lawyers.
Madison'un ilk dört yılı kolay değildi.Madison's first four years were not easy.
Yeni bir Anayasa yazmak dört ay sürdü.It took four months to write a new Constitution.
Grup Ford Clatsop'ta dört ay kaldı.The group stayed at Fort Clatsop for four months.
Dört yüz elli siyah pilot gruptaydı.Four hundred fifty black pilots were in the group.
Aritmetik Devriminden önce iki kere iki dört ederdi.Two times two equaled four before the Arithmetic Revolution.
Saat dörde kadar bekleyeceğim.I'll wait until four o'clock.
Gelecek dört yıl içinde, 15 milyar euro biriktirilmeli.In the next four years, €15,000,000,000 must be saved.
Önümüzdeki dört yıl içinde €15,000,000,000 biriktirilmeli.In the next four years, €15,000,000,000 must be saved.
Dört bacak iyi, iki bacak kötü.Four legs good, two legs bad.
Kargo gemisi dört saat erken geldi.The cargo ship arrived four hours early.
Noel'e kadar dört gün var!There are four days left till Christmas!
Dördüncü olarak, benim ilk üç noktam yoktur.Fourthly, my first three points do not exist.
At nalı ve dört yapraklı yonca iyi şans getirir.A horseshoe and a four-leaf clover bring good luck.
O, gelecek dört yılı hapishanede geçirecekShe'll spend the next four years in prison.
Los Angeles'taki kız kardeşimi ziyaret etmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to visiting my sister in Los Angeles.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır - ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year - spring, summer, fall, and winter.
Yalnızca dört kartla bir hile yapacağım.I'm going to do a trick with only four cards.
Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
İki kere yedi on dörttür.Two times seven is fourteen.