Ana içeriğe geç
Sözlük

dör ile cümle

dör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
O, dörtte geri dönecek.He will come back at four.
O, üçü Çin'de yapılmış dört tane bebek aldı.He got four dolls, of which three were made in China.
O, dünyanın dört bir yanını gezdi.He traveled around the world.
Peş peşe dört kez dünya şampiyonluğu kazandı.He won four successive world championships.
Geçindirecek dört çocuğu var.He has four children to provide for.
Onlar dört yıldır evliler.They have been married for four years.
Onların Kalküta'dan New York City'ye kadar dünyanın dört bir yanında şubeleri var.They have branches all over the world, from Calcutta to New York City.
Onlar her dört yılda bir büyük yarışmaların olması gerektiğine inanıyorlardı.They believed it necessary to have great contests every four years.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Planlarını tartışarak dört saat harcadılar.They spent four hours discussing their plan.
Onların sabahleyin dört dersi var.They have four classes in the morning.
Onun en azından dört hatası vardı.She had at least four faults.
Onun dört kız kardeşinden biri vefat etti fakat diğerleri hâlâ bizimle birlikteler.One of her four sisters has passed away but the others are still with us.
Kedisinin dört yavrusu daha oldu.Her cat had another four kittens.
O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.She reads on average three or four books a week.
Dört yaşındayken okuyabiliyordu.She could read when she was four.
Dörtten altıya kadar TV izler.She watches television from four to six.
Dört civarında telefona cevap verebileceğini düşünüyorum.She'll be available around four o'clock.
O, sınavda dördüncü soruyu bıraktı.She left out the fourth question on the examination.
Hastalığından kurtulması onun dört ayını aldı.It took her four months to recover from her sickness.
Kocasının gelmesini dört gözle bekliyor.She longs for her husband to arrive.
O, kocasının ölümünden sonra dört çocuğu tek başına yetiştirdi.After her husband's death, she brought up the four children by herself.
Bir kez daha tırmanırsam Fuji Dağına dört kez tırmanmış olacağım.I will have climbed Mt. Fuji four times if I climb it again.
Fuji Dağı, Rokko Dağından yaklaşık dört kat daha yüksektir.Mt. Fuji is about four times as high as Mt. Rokko.
Odada dört parça mobilya vardı.There were four pieces of furniture in the room.
Bu mektubun sizi ilgilendirdiğini umuyoruz ve dört gözle cevabınızı bekliyoruz.I hope this letter interests you and look forward to your reply.
Annemin dört erkek kardeşi var.My mother has four brothers.
Saat dörtte onu karşılamam gerekiyor.I am supposed to meet him at four.
Bu öğleden sonra saat dörtte onu karşılamam gerekiyor.I am supposed to meet him at four this afternoon.
Kız kardeşim dört yaşından beri piyano dersleri alıyor.My sister has been taking piano lessons since she was four.
Yarın akşam için dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to book a table for four for tomorrow night.
Önümüzdeki Mart ayında dört yıl boyunca İngilizce eğitimi almış olacaksın.You will have studied English for four years next March.
Dört tip metal kullanarak belirli frekans rozansı bastırılır.By using four types of metal, specific frequency resonance is suppressed.
Aslında bu benim dördüncü sorum olacak.Actually this will be my fourth question.
Onun üst üste dört rakibini yenmesi lise takımımıza şampiyonluk kazandırdı.His beating four competitors in a row won our high school team the championship.
Dörde bölünmüş Çin lahanasını biraz geniş şeritler halinde kesin.Cut the quartered pak-choi into, slightly wide, strips.
Dört evin önünden geçtim.I passed by four houses.
O ne zaman gitti? Öğleden sonra dörtte miydi yoksa beşte miydi?When did she leave? Was it at four or five PM?
Dördüncü katta sıcak su yok ama zemin katta var.There's no hot water on the fourth floor, but there is on the ground floor.
İki artı iki dört yapar.Two plus two makes four.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten.
1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685.
Benim odam dördüncü katta.My room is on the fourth floor.
Pilavımız dört yuandır.Our pilaf is four yuan.
Etli pilav sekiz yuan. Vejetaryen pilav sadece dört yuan.The pilaf with meat is eight yuan. The vegetarian pilaf is only four yuan.
Dört gün kar yağdı.It snowed for four days.
Müzede dört saat sonra yorulduk.After four hours in the museum we're tired.
Biz dört gece için bir oda istiyoruz.We want a room for four nights.
Bir ayda dört hafta vardır.In one month there are four weeks.
Jorge dört tane dil konuşabilir.Jorge can speak four languages.
Yemeklerden sonra günde dört kez alın.Take one four times a day, after meals.
Kaza olduğunda arabada dört kişi vardı.The car was carrying 4 people when it had the accident.
Kaza olduğunda araba dört kişi taşıyordu.The car was carrying 4 people when it had the accident.
Bugün oğlum dört yaşına giriyor.Today my son turns four years old.
Bugün dört yaşına giriyorsun.Today you turn four years old.
Bu sınıfta yirmi dört sandalyemiz var.We have twenty-four chairs in this class-room.
Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.When Justin Bieber started his music career, he was fourteen years old.
Haftada dört kez tıraş olur.He shaves four times a week.
Hyogo Üniversitesinde dördüncü sınıf öğrencisiyim.I'm a fourth-year student at Hyogo University.
Erkek kardeşim Jacques on dört yaşında.My brother Jacques is fourteen years old.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod