Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir.It is not for us to return into it, unless God our Lord so will.
Rabbimiz ALLAH dilemedikçe ona tekrar dönmemiz söz konusu olamaz.It is not for us to return into it, unless God our Lord so will.
Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.Verily, they will not return to them.
1993'te geri dönmemek üzere Etiyopya'dan ayrıldı, Amerika'da yirmi yıldan fazla yaşadı.In 1993, he left Ethiopia for good, living for more than two decades in the United States.
Bu sefer dönmemecesine gideriz."And this time it will be for good."
Türkiye'den Reformlardan Geri Dönmeme Güvencesi İsteniyorTurkey Urged to Ensure Irreversibility of Reforms
“Korkunç bir fırtınada geri dönmemiz beş saatimizi aldı!"We took five hours in an awful gale to come back!
Perseus kabul etti ve Polydectes adaya kafayı getirmeden dönmemesi gerektiğini söyledi.Perseus agreed and Polydectes told him that he could not return to the island without it.
İnsan, sözünden dönmemeli.Man darf nicht sein Wort brechen.
Yavaş, yavaş yürürüm, ama asla geriye dönmem.Ich gehe langsam, aber ich gehe nie zurück.
Asla sözümden dönmem.Ich breche nie ein Versprechen.
Ender istisnalar hariç Mars'a gitmiş insanlar geri dönmemeli.Von sehr seltenen Ausnahmen abgesehen, sollten die Leute, die zum Mars gehen, nicht mehr zurückkommen.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.Sie hat beschlossen, niemals zurückzukehren.
Fas bu yıldan sonra yarışmaya hiç dönmemiştir.Seitdem kehrte das Land nicht zum Wettbewerb zurück.
Sonrasında Türkiye'ye bir daha dönmemiştir.Er kehrte jedoch nie mehr nach Schottland zurück.
Mary de bir daha saraya dönmemiştir.Sie besucht das Forsthaus nie wieder.
Köyden 3-4 kişi de bu savaşlardan geri dönmemiştir.Drei Mitglieder kehrten nicht aus diesem Krieg zurück.
Göç eden bu insanların büyük çoğunluğu geriye dönmemiştir.Der Großteil der überfluteten Gebiete konnte nicht wiedergewonnen werden.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Nach seinem Abschluss kehrte er nach Japan zurück und schwor sich, nie wieder einen Fuß in die USA zu setzen.
Bu sırada İbelinli Baudouin Konstantinopolis'ten daha dönmemişti.Seitdem fließt die Alte Elbe nicht mehr an Elbenau vorbei.
Eve dönmem gerekiyor.Je dois rentrer chez moi.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Il part ensuite émigrer aux États-Unis, et ne retournera jamais en Yougoslavie.
Muhacirlerin terk ettikleri gibi Ulu çukurlular da adeta geri dönmemek üzere gitmişlerdir.So secretly like wrongs hushed-up, they went.
Dizinin 30. bölümünde dönmemek üzere Paris'e gitmiştir.Il dit qu'il reviendra à Paris le 30.
Amcam bir daha dönmemek üzere 1983 yılında Meksika'ya gitti.Mi tío se fue a México en 1983, para nunca volver.
Ken Japonya'dan geri dönmemek üzere mi ayrıldı?¿Ken se fue a Japón para no volver?
Doğduğu yeri bir daha dönmemek üzere terk etti.Él abandonó su pueblo natal para nunca volver.
Oraya bir daha dönmemeyi tercih ederim.Prefiero no volver allí.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Éste juró vengarse si no se le eran devueltos.
Monako yarışmadan çekilmiş ve 2004 yılına kadar geri dönmemiştir.Como consecuencia, Lituania se retiró cuatro años del concurso y no regresó hasta 1999.
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."No sirve de nada luchar, así que escapa de ellos."
Sonrasında Türkiye'ye bir daha dönmemiştir.Nunca regresó a Turquía.
Fas bu yıldan sonra yarışmaya hiç dönmemiştir.Después de ese año la carrera no se volvió a disputar.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.Divenuto permanente l'incarico, Jaspers non fece più ritorno all'attività terapeutica.
Monako yarışmadan çekilmiş ve 2004 yılına kadar geri dönmemiştir.Anche il principato di Monaco si ritirò dal concorso per non tornarvi più sino al 2004.
Bu sırada İbelinli Baudouin Konstantinopolis'ten daha dönmemişti.San Benedetto da allora non lasciò mai più Monte Cassino.
Mary de bir daha saraya dönmemiştir.Da allora non è più tornato tra le sbarre.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Alla fine decide di non tornare in America e di rimanere a vivere in Asia.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.Egli stesso decise di non tornare indietro.
Muhacirlerin terk ettikleri gibi Ulu çukurlular da adeta geri dönmemek üzere gitmişlerdir.Terminato però il racconto, anche i topi si allontanano senza più ritornare.
Yakalanacağını anlayınca "Asla hapishaneye dönmem.Dichiarò loro che "avrebbe preso qualsiasi misura per non tornare in prigione".
Ailesi onu çocuk bakıcısıyla bırakıp tatile gitmiştir fakat asla geri dönmemiştir.I suoi genitori lo lasciarono ad un campo estivo, ma non tornarono più a riprenderselo.
II. Dünya Savaşı başladığında, Almanya'ya dönmemeye karar vermiştir.После начала Второй мировой войны она решила не возвращаться в Германию.
Göç eden bu insanların büyük çoğunluğu geriye dönmemiştir.Большинство людей, мимо которых она пробегала, даже не оборачивались.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.Решили не возвращаться.
Fay: Dilek: Dünyasına geri dönmemek.Соник: Разве ты не должна была вернуться в свой мир?
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.После этого торжественно поклялся никогда не покидать страну.
Babasının ölümü üzerine çıktığı halvethaneden dostlarının telkinleriyle geri dönmemiştir.После гибели своего отца не желал иметь дела с вечножителями.
Fakat tüm köylüler geri dönmemişlerdir çok küçük bir kısmı köye geri dönmüştür.Плохая им досталась доля: Немногие вернулись с поля.
Köyden 3-4 kişi de bu savaşlardan geri dönmemiştir.Около 6 тыс. земляков не вернулись с полей сражений.
Fas bu yıldan sonra yarışmaya hiç dönmemiştir.После этого соревнования больше не проходили.
II. Dünya Savaşı başladığında, Almanya'ya dönmemeye karar vermiştir.وعندما اندلعت الحرب العالمية الثانية، قررت أن لا تعود إلى ألمانيا.
Yakalanacağını anlayınca "Asla hapishaneye dönmem.وقد نُقل عنها قولها: "لم أكن لأعود إلى المنزل حاملاً.
Savaş sırasında şehirden ayrılan Sırplar ise bir daha geri dönmemiştir.فالجيل الذي عاد من الحرب لايعتبر نفسه بأي حالٍ من الأحوال ضائعاً.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.فكان رحيلا بدون أية نية للعودة مرة أخرى.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Miguel jurou nunca mais se virar contra ele e que nunca mais tentaria nada contra ele.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.Mas já estava decidido a não voltar.
1917 yılında Macar Çanakkale Harbi’nden dönmemiştir.Somente em 1900, deixou de moer cana.
Hiç kimse 2-3 ay içinde futbola dönmemi bekleyemez.Nenhum resultado poderia ser cobrado antes de dois ou três anos.
Savaş sırasında şehirden ayrılan Sırplar ise bir daha geri dönmemiştir.Aqueles que entraram no nevoeiro nunca mais retornaram.