döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dün dolunay vardı.The moon was full yesterday.
Dün gece ay doluydu.The moon was full last night.
Dün gece bir dolunay vardı.There was a full moon last night.
Bir sonraki dolunay ne zaman?When is the next full moon?
Bir yılda kaç dolunay var?How many full moons are there in a year?
Kahve fincanı ağzına kadar dolu.The cup of coffee is full to the brim.
Dolma kalemi bana ver.Give me the pen.
Benim sadece üç dolarım var.I only have three dollars.
Tom hırs dolu.Tom is full of ambition.
Biz Avustralya'yı dolaştık.We traveled around Australia.
Ben bir dolandırıcı değilim.I am not a crook.
Bir sepet dolusu mantar hasat etti.He harvested a basketful of mushrooms.
Shakespeare'in oyunları kronolojik hatalarla doludur.Shakespeare's plays are full of anachronisms.
Bankaya 300 dolar yatıracağım.I'll put $300 in the bank.
Yüz dolar hiç bir şey değil.A hundred dollars is nothing.
Tom'un bana yardım etmesi için otuz dolar ödedim.I paid Tom thirty dollars to help me.
Tom neden Mary'nin otuz dolar borç alması gerektiğini bilmiyor.Tom doesn't know why Mary needs to borrow thirty dollars.
Tom Mary'nin neden otuz dolar borç alması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know why Mary needed to borrow thirty dollars.
Tom, Mary'nin kendisi için doldurduğu sütü içmedi.Tom didn't drink the milk Mary poured for him.
Kazadan dolayı köprüde trafik vardı.Because of the accident, there was traffic on the bridge.
Boston'a senden daha hızlı varabileceğime dair seninle otuz dolara bahse girerim.I'll bet you thirty dollars I can get to Boston faster than you can.
Tom'un da bu formu doldurması gerekiyor.Tom also needs to fill out this form.
Ben hizmetlerim için haftalık 2.000 dolarlık sabit bir ücret talep ediyorum.Tom carries a flask of Tequila with him wherever he goes.
Az önce bir tabak dolusu kruvasan yedim. Şimdi tokum.I have just eaten a plate full of croissants. Now I am full.
Benim için heyecan ve büyü dolu bir gündü.It has been a full day of excitement and magic for me.
Noel için Tom'dan 300 dolarlık bir hediye kartı aldım.I received a $300 gift card from Tom for Christmas.
O bütün fakir insanların bacalarını düşürür ve çorapları taşmasına doldurur.He tumbles down all the poor people's chimneys, and fills up the stockings to overflowing.
Noel Babanın gece boyunca doldurması için çoraplar asılır.Stockings are hung for Santa Claus to fill during the night.
Bir yıllık ilaç alımı 50.000 dolar tutarında.A year's supply of the medicine costs $50,000.
Pandomim neşeli kalpler ile doludur.The pantomime is crowded with merry hearts.
Sirk ve gösteri eğlence ve kahkahalarla doludur.The circus and the show are brimful of fun and laughter.
Hedefe ulaşmak için bir dolambaçlı yoldan gidin!Take a detour to reach the goal!
Tom'un odasında büyük bir dolabı var.Tom has a big closet in his room.
Görünüşe göre, Tom rota 19'daki bir trafik sıkışıklığından dolayı geç kalmıştı.Apparently, Tom was late because there was a traffic jam on Route 19.
O 1955 dolaylarında kaniş etek giyiyordu.She was wearing a poodle skirt circa 1955.
Temizleme, milyonlarca dolara mal olacak.Cleanup will cost millions of dollars.
Yatırımcılar milyarlarca dolar kaybetti.Investors lost billions of dollars.
Bu reçeteyi doldurabilir miyim?Can I get this prescription filled?
Tom, Mary'ye 3 milyon dolar bıraktı.Tom left Mary three million dollars.
Tom, Mary'yi dolaba itti.Tom pushed Mary into the closet.
Tom daha sonra yaralarından dolayı öldü.Tom later died from his wounds.
Kaplanlar, av bulmak için çok geniş bir alanı dolaşırlar.Tigers roam over a very large area to find prey.
Tom'un gözleri gözyaşlarıyla doluydu.Tom's eyes were full of tears.
Hayvanat bahçesi ziyaretçilerle doludur.The zoo is crowded with visitors.
Bunun olmasından dolayı mutluydum.I was happy that it happened.
Bu kayıptan dolayı üzgündük.We're upset about this loss.
Bu zarardan dolayı üzgünüz.We're upset about this loss.
Rahatsızlıktan dolayı pişmanız.We regret the inconvenience.
Tom'un yeri dolmaz.Tom's shoes can't be filled.
Tom'un yüzü acıma doluydu.Tom's face was full of pity.
Günde otuz dolar aldım.I got thirty dollars a day.
Tom çok sevgi dolu bir kişidir.Tom is a very loving person.
Tom silahı dolaba sakladı.Tom hid the gun in a locker.
Tom'un geçmişi iniş ve çıkışlarla dolu.Tom has a checkered past.
Onu satmaktan dolayı mutluydum.I was happy to sell it.
Tom yeri doldurulamaz değil.Tom isn't irreplaceable.
Dolaylı olarak yardımcı olacak.It'll help indirectly.
Ortada ikinizin çıktığına dair dolaşan bir söylenti var.There's a rumor going around that you two are dating.
Ortada ikinizin çıktığına dair bir söylenti dolaştığını biliyor muydun?Did you know that there's a rumor going around that you two are dating?
Her çadır doluydu.Every tent was filled.