döl ile cümle

döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu formu doldurmak zorundasınız.You have to fill out this form.
Otobüs dolu.The bus is full.
Tom'un garajı hiç kullanmadığı şeylerle doludur.Tom's garage is filled with things that he never uses.
Mary'nin dolapları yıllarca giymediği giysilerle dolu.Mary's closets are full of clothes she hasn't worn in years.
Dolabımda bir canavar var.There's a monster in my closet.
Kitapları kitap dolabına koy.Put the books in the bookcase.
Etrafından dolan.Go around it.
Tüm otoparklar doluydu.All the parking lots were full.
Tom Mary'yi dolapta saklanırken buldu.Tom found Mary hiding in the closet.
Ameliyattan dolayı dişlerim ağrıyor.My teeth ache from the operation.
Sen gerçekten nefret dolusun!You're really hateful!
Garip bir yaratık ormanda dolaşıyor.A strange beast is roaming through the woods.
O eğlenceli, kaygısız, akıllı, sürprizlerle dolu.She's fun, carefree, smart, full of surprises.
Ben günde 500 dolar harcadım.I have spent 500 dollars per day.
O, hayat dolu bir genç adam.He is a lively young man.
Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts.
Bizim bu projeyi tamamlamak için yaklaşık 300.000 dolara ihtiyacımız var.We need about $300,000 to complete this project.
Tom evrakı doldurdu.Tom filled out the paperwork.
Tom ve Mary internetteki fotoğrafları dolaşmaktadır.Tom and Mary are circulating the photos on the Internet.
Onu tamir etmek yaklaşık otuz dolar tutacak.It'll cost about thirty dollars to repair it.
Kedim geceleri dolaşmaktan hoşlanır.My cat likes to roam at night.
Tom çok pahalı dolaşım ücretleri olduğu için burada cep telefonunu kullanamıyor.Tom can't use his cell phone here because he has very expensive roaming charges.
O gece dolunay vardı.There was a full moon that night.
Otobüs genç çocuklarla doluydu.The bus was full of young children.
Onun yüzü kurumla doluydu.His face was full of soot.
Onun yüzü isle doluydu.His face was full of soot.
Sepet ağzına kadar çileklerle doluydu.The basket was filled to the brim with strawberries.
Kitap acele ile yazılmış, bu yüzden hatalarla dolu.The book was written in a hurry, so it is riddled with errors.
Tom bana otuz dolar ödünç verdi.Tom lent me thirty dollars.
Etrafta dolaşsan iyi olur.You'd better stick around.
Tom'a üç yüz dolar ceza kesildi.Tom was fined three hundred dollars.
Tom'a üç yüz dolar para cezası verildi.Tom was fined three hundred dollars.
Geyik parkın içinde özgürce dolaştı.The deer roam freely inside the park.
Bu sana otuz dolara mal olacak.It'll cost you thirty dollars.
Bu yaklaşık otuz dolara mal olacak.It'll cost around thirty dollars.
Övünmek için değil ama ben dün ilk milyon dolarımı kazandım.Not to brag, but I just made my first million dollars yesterday.
Övünmek için değil ama ben dün ilk milyar dolarımı kazandım.Not to brag, but I just made my first billion dollars yesterday.
Bu otuz dolardan daha fazlaya mal olacak.It'll cost more than thirty dollars.
Mahkeme salonu tıka basa doluydu.The courtroom was packed.
Tom Mary'ye evini temizlemesi için haftada üç yüz dolar öder.Tom pays Mary three hundred dollars a week to clean his house.
Tom Mary'nin neden otuz dolar ödünç almak istediğini biliyordu.Tom knew why Mary wanted to borrow thirty dollars.
Ağırlığından dolayı okulda Tom'a zorbalık edildi.Tom was bullied at school because of his weight.
Birçok çalışan anneler suçluluk dolu.Many working mothers are full of guilt.
Tom'a yaptığı şey için otuz dolar ödendi.Tom was paid thirty dollars for what he did.
Tom'a onu yapması için otuz dolar ödedik.We paid Tom thirty dollars to do that.
Tom üç yüz dolara Mary'ye elektrik tesisatı çekti.Tom wired Mary three hundred dollars.
Tom'a saatte otuz dolar ödendi.Tom was paid thirty dollars an hour.
Bugün bir dolunay var.Today there's a full moon.
Bugün dolunay.Today is full moon.
Ben sahil boyunca dolaşıyorken bu şişeyi buldum.When I was strolling along the beach this morning, I found this bottle.
Buz dolabında her ne istersen al.Take whatever you want in the fridge.
Tom çukurları neyle doldurdu?What did Tom fill the holes with?
ABD'de 2012'de diyabet tedavisi 244.000.000.000 dolar tuttu.Treating diabetes cost the U.S. $244 billion in 2012.
Bu on dolar olacak.That will be ten dollars.
Tom kendini dolaba kilitledi.Tom locked himself in the closet.
Milyarlarca dolarım var.I have billions of dollars.
Tom, Avustralya'yı dolaştı.Tom traveled around Australia.
Tom'un sadece otuz doları vardı.Tom only had thirty dollars.
Tom'un odası oyuncaklarla dolu.Tom's room is full of toys.
Dolu fırtınası ürünleri mahvetti.The hailstorm ruined crops.

İlgili Sayfalar