döl ile cümle

döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Büyük babamdan on dolar aldım.I got ten dollars from my grandfather.
Bir huni kullanarak sıvıyı doldurabilirsin.You can pour the liquid by using a funnel.
Bu gazete bir dolar.This newspaper costs a dollar.
Ben yemek için 5 dolar ödedim.I paid 5 dollars for the food.
Tom çocuklardan dolayı evde kaldı.Tom stayed home because of the kids.
Pasaportunun süresi ne zaman doluyor?When does your passport expire?
Benim pasaportumun süresi doldu.My passport has expired.
Tom'un pasaportunun süresi doldu.Tom's passport has expired.
Gölde kayıkla dolaşalım isterdim, sadece ikimiz.I'd like to float in a boat on the lake, just the two of us.
Tom'un bir eşcinsel olduğuna dair seninle yüz dolar bahse girerim.I'll bet you a hundred dollars that Tom is gay.
Tom'un restoranı sürekli dolu.Tom's restaurant is full all the time.
Makyaj yapmak için ayda 20 dolardan daha fazla harcar mısın?Do you spend more than $20 per month buying makeup?
Tom bir yılda milyonlarca dolar kazanır.Tom makes millions of dollars a year.
Tom'un ailesi sıkı fıkı ve sevgi doludur.Tom's family is close-knit and loving.
Tom'un ettiği laflar kendi ayağına dolandı.Tom's words came back to bite him.
Sen amaçsızca dolaşıyorsun.You are wandering.
Senden hoşlanıyorum, ancak sen beni beğendiğinden dolayı değil.I like you, but not because you like me.
Hayat kafa karıştırıcı şeylerle dolu.Life is full of confusing things.
Gözyaşları Mary'nin gözlerini doldurdu.Tears filled Mary's eyes.
Bugün güven doluyum.I'm full of confidence today.
Bu rapor kötü yazılmış ve hatalarla dolu.This report is badly written and is full of mistakes.
Bu dolma kalemle yazmak çok kolay.This pen is very easy to write with.
Dolmakalemle yazmayı severim.I like writing with a fountain pen.
O sabah Mary bütün köyü dolaştı.That morning Mary went round the whole village.
Tom kendine bir viski daha doldurdu.Tom poured himself another scotch.
Tom, Meryem ile benim bir dolap çevirdiğimizden şüpheleniyor.Tom suspects that Mary and I are plotting something.
Günaydın. 600 ABD doları bozdurmak istiyorum. Bugünkü kur nedir?Good morning. I would like to exchange US$ 600. What is the rate today?
Beş dolarım yok.I haven't got five bucks.
Tomas'ın evi oyuncaklarla dolu.Tomás' house is full of toys.
Tom'un konuşması çift anlamlı sözlerle doluydu. Bunların çoğunu seyirci anlamadı.Tom's speech was full of double entendres, most of which went over his audience's head.
Birçok nedenlerden dolayı Tom'dan nefret ediyorum.I hate Tom for many reasons.
Dört at merayı dolaşıyor.Four horses roam the pasture.
Kül tablasını boşalt, içi izmarit dolu.Empty the ashtray, because it's full of cigarette butts.
Dolapta hâlâ biraz yer var.There's still some room in the closet.
Kayıt formunu doldurun.Fill out the registration form.
Dolmalık biberin genellikle tatlı bir tadı vardır.Bell peppers generally have a sweet taste.
İçine dolduracak bir şeyin yoksa, bir bardağın ne faydası var?What use is a glass, if you don't have anything to pour into it?
O, birleşik kaşından dolayı sıkılgan.He's self-conscious because of his unibrow.
O, birleşik kaşından dolayı içine kapanık.He's self-conscious because of his unibrow.
Senin hissen yirmi dolar.Your share is twenty dollars.
Şehir turistlerle dolu.The city is full of tourists.
Bu futbol maçı enerji dolu ve görkemli yarışmadır.This soccer match is full of energetic and splendid competition.
Sadece bir kitap için 40 dolar ödemeyeceğim.I won't pay 40 dollars for just one book.
Mary, Tom onun vazosunu kırdıktan sonra nefretle doldu.Mary bristled with rage after Tom broke her vase.
Kötü hava şartlarından dolayı oyun iptal edildi.Due to the bad weather, the game was cancelled.
Tom üzerinde herhangi bir giysi olmadan evin etrafında aylak aylak dolaşır.Tom likes to lounge around the house without any clothes on.
Tezgahın üzerinde muz dolu bir sepet var.There is a basket full of bananas on the counter.
Tom'a otuz dolar verdim.I gave Tom thirty dollars.
Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm.I thought I was going to suffocate on that train, which was absolutely packed.
Kafam şu an başka şeylerle dolu.My head is full of other things right now.
Onun kalbi mutluluk dolu.His heart is full of happiness.
Yaşlı profesörün dersleri dolambaçlı ve sıkıcıdır.The old professor's lectures are long-winded and ponderous.
Su akarken testini doldur.Make hay while the sun shines.
Yağmur yağarken küpünü doldur.Make hay while the sun shines.
Bir milyon dolar için gözlerinizden vazgeçer miydiniz? Kulaklarınıza ne dersiniz?Would you give up your eyes for a million dollars? What about your ears?
Metamfetaminin kilosu sokaklarda tahmini bir milyon dolardan gidebiliyor.The drug ice can fetch an estimated $1 million per kilogram on the streets.
"Gönlün hala boş mu?" "Hayır, dolu.""Are you still available?" "No, I'm happily taken."
Bir dolarlık banknot üzerinde masonluğun sembollerini görebilirsiniz.You can see symbols of freemasonry on the one dollar bill.
Bana hemen şimdi 500 dolar vermelisin.You must give me 500 dollars right now.
Odaya girdim, insanlarla doluydu.I entered the room, which was full of people.

İlgili Sayfalar