döl ile cümle

döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dan yarım milyon dolar içeren bir çanta taşıyordu.Dan was carrying a bag containing half a million dollars.
Dan'ın altı yüz bin dolar değerinde hayat sigortası poliçesi vardı.Dan had a life insurance policy worth six hundred thousand dollars.
Dan arabasını sekiz yüz dolara Linda'ya sattı.Dan sold his car to Linda for eight hundred dollars.
Avro ve dolar şimdi yaklaşık olarak aynı değerde.The euro and the dollar are now worth about the same.
Tom arabasını üç yüz dolara Mary'ye sattı.Tom sold his car to Mary for three hundred dollars.
Tom köpeğini dolaştırıyor.Tom is walking his dog.
Ortalama bir Amerikan düğünü yaklaşık 30 bin dolara mal olur.The average American wedding costs about $30,000.
Bazı arkadaşların yeri doldurulamaz.Some friends can't be replaced.
Kırmızı dolmalık biberleri çiğ yemek istiyorum.I like to eat red bell peppers raw.
Giyecek bir şeyin olmadığını nasıl söylersin? Dolabın giysi dolu.How can you say that you have nothing to wear? Your closet is full of clothes.
Banker dolandırıcılık suçundan hapse girdi.The banker went to jail for fraud.
Benim iş planım bu hafta çok dolu.My rota is very full this week.
Dan dolandırıldığını bile fark etmedi.Dan didn't even realize that he had been swindled.
Dan formu bile doldurmadı.Dan didn't even fill in the form.
Dan dolapta beş çift ayakkabı buldu.Dan found five pairs of shoes in the closet.
Dan bu çevredeki tek dolandırıcıdır.Dan is the only rogue around here.
Hiç peyniri olmayan bir peynirli burger için on dolar ödedim.I paid ten dollars for a cheeseburger that has no cheese.
Dan'ın toplama arabalarla dolu bir garajı vardı.Dan had a garage full of collection cars.
Bizim bahçemiz ilkbaharda zambaklarla doludur.Our yard is full of lilies in the spring.
Dan, Matt'in kimliğini çaldı ve Matt'in hesabından binlerce dolar para çekti.Dan stole Matt's identity and cashed thousands of dollars from Matt's account.
Dan Linda'nın ağzını tıkadı ve onu bir dolaba kilitledi.Dan gagged Linda and locked her up in a closet.
Jakuziyi sıcak suyla doldurdum.I filled up the jacuzzi with hot water.
Küvet sıcak su ve çiçek yaprakları ile doluydu.The bathtub was filled with hot water and flower petals.
Henüz formları doldurdun mu?Have you filled out the forms yet?
Tom Mary'ye bir bardak şarap doldurdu.Tom poured Mary a glass of wine.
Tom çaydanlığı suyla doldurdu.Tom filled the teapot with water.
Bana biraz su doldurur musun?Would you pour me some water?
Kiramın yarın vadesi doldu.My rent's due tomorrow.
Tüm park yerleri doluydu.All the parking spots were taken.
Tüm park yerleri dolu.All the parking spots are taken.
Park yapılabilecek bütün yerler dolmuş.All the parking spots are taken.
O silah muhtemelen dolu değil.That gun is probably not loaded.
Lütfen bu formları doldurun.Please fill out these forms.
Üç yüz dolar yeterli mi?Is three hundred dollars enough?
Bu yaklaşık üç bin dolar değer.This is worth about three thousand dollars.
Tom'un üç yüz bin dolar değerinde bir hayat sigortası vardı.Tom had a life insurance policy worth three hundred thousand dollars.
Bu en azından üç milyon dolar değer.It's worth at least three million dollars.
Tom bir milyon dolar içeren bir çanta taşıyor.Tom is carrying a bag containing a million dollars.
Tom Mary'den ona üç yüz dolar ödünç vermesini istedi.Tom asked Mary to lend him three hundred dollars.
Muhtemelen o bir dolardan daha az paraya mal oldu.That probably cost less than a dollar.
Dolapta başka ne var?What else is in the closet?
Tom ceketini dolaba astı.Tom hung his coat up in the closet.
Çocuk kaçıranlar Tom'un ağzını tıkadı ve onu dolaba kilitledi.The kidnappers gagged Tom and locked him up in the closet.
Bulduğum cüzdan para doluydu.The wallet I found was full of cash.
Silahın dolu olduğunu sanmıyorum fakat hâlâ çok dikkatli olmalısın.I don't think the gun is loaded, but you should still be very careful.
Bir taksi için bana otuz dolar borç verebilir misin?Can you loan me thirty dollars for a cab?
Bu yaklaşık üç yüz dolara mal olacak.That'll cost about three hundred bucks.
Bu üç yüz dolara mal olacak.That'll cost three hundred bucks.
Hiç doldurulmuş hayvanınız var mıydı?Did you have any stuffed animals?
Dan dünyayı dolaşmaya karar verdi.Dan decided to travel the world.
Gözlerimin dolduğunu hissettim.I felt tears come into my eyes.
Politikacılar genellikle sorulara net yanıt vermeyip gerçeklerin etrafında dolanır.Politicians often skirt around the truth and don't give direct answers to questions.
Bu hedge fon yöneticisi bir milyar dolardan fazla kazandı.This hedge fund manager made more than one billion dollars.
Yanlış nedenlerden dolayı kendini aşağıladı.He abases himself for the wrong reasons.
Tom'un evi oyuncak dolu.Tom's house is full of toys.
Çıplak ayakla dolaşmayı severim.I like walking around barefoot.
Tom, tüm eşyalarını arabasına doldurup Boston'a doğru yola çıktı.Tom packed all of his things into his car and left for Boston.
Çocuk hırsızları Tom'un ağzını tıkadılar ve onu bir dolaba kilitlediler.The kidnappers gagged Tom and locked him up in a closet.
ID kartımın süresi doldu, ne yapmalıyım?My ID card has expired, what should I do?
Tom başvuru dilekçesini benim için doldurdu.Tom filled out the application for me.

İlgili Sayfalar