döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Otuz dolar yeterli mi?Is thirty dollars enough?
O hayat dolu bir kız.She is a lively girl.
Dün bir dolunay vardı.It was a full moon yesterday.
Fiyakacı profesör kendini beğenmişlikle doluydu.The pompous professor was full of his own self-importance.
Sen yeri doldurulabilir değilsin.You aren't replaceable.
Kırmızı gömlekten dolayı mı?Is it because of the red shirt?
Dolap boş.The fridge is empty.
Bar tıka bas doluydu.The bar was packed.
Kıyafetlerim köpük dolu.My clothes are full of suds.
Elbiselerim köpük dolu.My clothes are full of suds.
Okullar bugün kardan dolayı kapalı.The schools are closed today because of the snow.
Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş.Sorry, the position has already been filled.
Dönme dolapta kimle birlikteydin?Who were you with on the Ferris wheel?
Yeni bir elbise dolabına ihtiyacım var.I need a new wardrobe.
Bundan dolayı rahatsız oldun mu?Are you bothered by this?
Tom kendine bir fincan çay doldurdu.Tom poured himself a cup of tea.
Tankı doldurmayı unutmayacağından emin ol.Make sure you don't forget to fill up the tank.
Bu dolap çok eski.This cabinet is very old.
Lütfen dolabını aç.Please open your locker.
Bardağınızı yeniden doldurayım.Let me refill your glass.
Tankı benzinle doldurmayı unutmayın.Don't forget to fill the tank with gasoline.
Biz bahçede dolaştık.We walked around the garden.
Şehirdeki bütün oteller dolu.All the hotels in town are full.
Otuz dolar bağış yapması için herkesi ikna ettim.I convinced everyone to donate thirty dollars.
Üç yüz dolar istedim.I asked for three hundred dollars.
Tom üç yüz dolar kazandığını söyledi.Tom said he won three hundred dollars.
O dolapta ne var?What's in that cupboard?
Fincanı doldurdum.I filled the cup.
Sanırım aradığın şey dolabın arkasında.I think what you're looking for is in the back of the closet.
Bana otuz dolar borçlusun.You owe me thirty bucks.
Bardağını tekrar doldurayım.Let me fill your glass again.
Geleceğin olasılıklarla dolu.Your future is full of possibilities.
Bir kum dolar koleksiyonum var.I have a collection of sand dollars.
Tom babası için acı dolu bir mektup yazdı.To his father, Tom wrote a painful letter.
Kardan dolayı okul iptal edildi.School was cancelled because of the snow.
Bu, bir yüz milyon dolarlık stadyum.This is a one hundred million dollar stadium.
Bu, yüz milyon dolarlık bir stadyum.This is a one hundred million dollar stadium.
O bugünün parasıyla bir milyar dolardır.It's a billion dollars in today's money.
Tom Mary'yi bir dolaba kitledi.Tom locked Mary in a closet.
Sana otuz dolar borçluyum.I owe you thirty dollars.
Onlara otuz dolar borçluyum.I owe them thirty dollars.
Ona otuz dolar borçluyum.I owe him thirty dollars.
Sana 300 dolar borçluyum.I owe you 300 dollars.
Onlara 300 dolar borçluyum.I owe them 300 dollars.
Ona 300 dolar borçluyum.I owe him 300 dollars.
Onlara 300 dolar ver.Give them the $300.
Ona 300 dolar ver.Give him the $300.
Ona bir dolar ver.Give him a dollar.
Ben sadece onlara otuz dolar verdim.I just gave them 30 dollars.
Ona az önce otuz dolar verdim.I just gave him 30 dollars.
Az önce ona otuz dolar verdim.I just gave her 30 dollars.
Tom kendine biraz viski doldurdu.Tom poured himself some whiskey.
Tom kendisi için bir bardak şarap doldurdu.Tom poured a glass of wine for himself.
Tom bir dizi cinayetten dolayı iki ömür boyu hapis cezası çekiyor.Tom is currently serving two life sentences for a series of murders.
Çete 100.000 dolar fidye için Tom'u serbest bırakmayı kabul etti.The gang agreed to release Tom for a ransom of $100,000.
Dan kasa dairesine girdi ve milyonlarca dolar çaldı.Dan broke into the vault and stole millions of dollars.
Altınla dolu olan kamyon vardı.The truck arrived, loaded with gold.
Dan silahı kilitli bir dolaba sakladı.Dan hid the gun in a locker.
Dan'ın on bin dolar borcu vardı.Dan was ten thousand dollars in debt.
Dan parasını bir dolandırıcıya kaybetti.Dan lost his money to a swindler.